BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Türkiye Nisan’da toparlanır

Türkiye Nisan’da toparlanır

Yıldırım Aktürk, rahmetli Özal’ın en yakın teknokratlarındandı, DPT Müsteşarlığı yaptı, özel sektörde çok üst seviyede yöneticilik görevinde bulundu, Özal’ın ısrarlı tekliflerine rağmen önce siyasetin dışında kaldı, sonra ‘Faydalı olabilirim’ düşüncesiyle ANAP’tan siyasete girdi ama ideallerini gerçekleştiremeyeceğini görünce bir daha aday olmadı.



İSTANBUL- Yıldırım Aktürk, rahmetli Özal’ın en yakın teknokratlarındandı, DPT Müsteşarlığı yaptı, özel sektörde çok üst seviyede yöneticilik görevinde bulundu, Özal’ın ısrarlı tekliflerine rağmen önce siyasetin dışında kaldı, sonra ‘Faydalı olabilirim’ düşüncesiyle ANAP’tan siyasete girdi ama ideallerini gerçekleştiremeyeceğini görünce bir daha aday olmadı. Yusuf Bozkurt Özal ve Hüsnü Doğan’la çalıştı. Özal’ın ‘İkinci Cumhuriyet’ çalışmalarına destek verdi. Tayyip Erdoğan’ın isteğiyle AKP programının hazırlanmasında aktif rol aldı. Şimdi hâlâ bir siyasetçiden çok, bir teknisyen gibi çalışıyor ve AKP’ye projeler hazırlıyor. AKP Hükümetinin üç buçuk aylık dönemini birlikte değerlendirdiğimiz Yıldırım Aktürk, şartlar iyi giderse Nisan’dan sonra Türkiye ekonomisinin toparlanma sürecine gireceğini, iki sene sonra da AB standardında bir ülke konumuna geleceğini iddia etti. Yıldırım Aktürk’le yaptığımız röportaj; noktası virgülüyle şöyle: Soru: Türkiye’de 70 milyon Irak olayına kilitlendi. Nedir bu olay? ABD ne yapmak istiyor? Aktürk: “Türkiye kesinlikle Irak’la bir savaş istemiyor. Türk halkının asla böyle bir düşüncesi yok, siyasetçinin de, askerin de. Türkiye’nin komşusu Irak’la herhangi bir problemi de yok.” Soru: Öyle ama neden Irak’a Türk askeri gönderiliyor? Amerikan askerinin Türkiye üzerinden geçmesine neden müsaade ediliyor? Aktürk: “Haklılığı, haksızlığı ayrı bir konu. Bunun tartışmasını yapmıyoruz şimdi. ABD kararlı. Savaş başlarsa Türkiye ne yapacak? Esas mesele bu. Türkiye’nin güneyden gelen göç dalgasını durdurması gerekiyor. Ayrıca, orada Türkmenler var; onların emniyeti çok önemli. Kürtlerin yanlış bir şey yapmasını Türkiye’nin engellemesi şart. Bütün bunları yaparken bile Türkiye’nin sıcak çatışmaya girmesi söz konusu değil.” Soru: Bütün bunlar Meclis’teki milletvekillerine anlatıldı mı? Halka anlatıldı mı? Muhalefete anlatıldı mı? Aktürk: “Eğri oturup doğru konuşmak lâzım. Tayyip Bey yanlış yaptı: Meclis’i ikna ederim düşüncesiyle açık fikirli davrandı. Halbuki düşüncelerini daha en başta açıklamalı ve grup disiplini istemeliydi, bunu yapmadı. Bu arada Kürtler, tehdit etmeye başladı, ABD ikiyüzlü davranıyor gibi bir izlenim verdi. Dolayısıyla aradaki boşluğu duygular doldurdu, tereddütler arttı.” Soru: AKP milletvekilleri olduğu gibi muhalefet de yeteri kadar bilgilendirilmedi sanki? Aktürk: “Doğru. Çok kuru, çok yavan bir tezkere sunuldu Meclis’e. Meclis iki paragraflık bir kararı oyladı. Halbuki siyasi, ekonomik ve askeri ayağı olan bir tezkereydi bu. Ayrıca, birinci tezkere çıkarken Başbakan Gül, ‘İkincisi BM kararından sonra çıkarılır’ şeklinde bir konuşma yaptı. Kamuoyu ve milletvekilleri bu noktaya odaklanlandı. BM kararı gecikince beklentiler de başka yöne saptı. Halbuki ABD ve İngiltere, BM’nin 1441 sayılı kararı yeterli diyor ve Saddamın ayak sürümesini savaş sebebi sayıyor.” Soru: milletvekillerinin acemiliği de önemli rol oynadı sanırım! Aktürk: “ AKP’nin içinde 80 kadar milletvekili var ki bunlar gerçekten iyi yetişmiş politikacı. Bakanlık ve komisyon başkanlığı yapabilecek kıratta insanlar bunlar. Fakat diğerleri gerçekten acemi. Siyasetin daha orta okulunda okuyorlar. Dört sene sonra hepsinin gözü açılır ama bu konuda erken yakalandılar. 19 kararsız çok önemli bir rakam. Bunun 7’si oylamaya katılmasa tezkere Meclis’ten geçerdi. Bunların hiçbirisi yapılmadı. Muhalefete yeterli bilgi verilmedi.” Soru: İkinci kez gelirse Meclis’ten tezkere çıkar mı? Aktürk: “Çıkar tabii. Rahmetli Özal, Körfez Harekatı’nda o meşhur ‘Bir koyup üç almak’ sözünü söylediği günlerde, ‘Hiç olmazsa 150 zabitimizi Körfez’e gönderelim’ diye kıvrandı ama kimse sesini duymadı. O gün Mısır, Ürdün gibi aktif partnerler, ‘Evet’ dedi ve hemen ardından Ürdün’de Nitelikli Sanayi Bölgeleri kuruldu. Bugün Ürdün’ün ABD ile ticari bir problemi yok. Şıkır şıkır ticaret yapıyor. Türkiye ise PKK belası ile cebelleşirken milyarlarca dolar para kaybetti.” Soru: Türkiye diretirse ABD geri dönmez mi? Aktürk: “Binde bir bile değil bu ihtimal. Pahalı olur ama başka yoldan girip yapacağını yapar. Geçmişte Körfez Krizi’nin faturasını bölgedeki ülkelere çıkarmıştı, hatta Japonya bile ödetmişti. Şimdi tüm harcamaları kendi kesesinden yapıyor. Onun için minimum maliyetle bu işi çözmeye çalışıyor. Türkiye’den girerse hem maliyetler düşüyor, hem de operasyonun süresi kısalıyor. 200 bin kişiyi yığdıktan sonra geri gideceğini düşünemiyorum.” Soru: ABD’nin hedefi ne? Ne istiyor bölgeden? Aktürk: “Birincisi petrol, ikincisi ise İsrail. Bölgedeki ülkelere bir çeki düzen verme niyetinde olduğunu görüyoruz. Emirlikleri ve Katar’ı kontrolü altına alacak gibi. Tabiri caizse ABD İsrail’in çevresini gül bahçesi yapmak istiyor. İsrail-Filistin çatışmasına son vermek için Filistinlilere Irak’ta yeni bir adres arayabilir.” Soru: Irak, Filistinlilerin ikinci vatanı mı olur yani? Aktürk: “Neden olmasın. İkinci Cihan Harbi’nden sonra Ürdün, Irak, Suudi Arabistan nasıl kurulduysa Irak’ta yeni bir Filistin de öyle kurulabilir. Suriye şimdilik İsrail’le iyi geçiniyor. İtiraz edecek olursa onun da durumu pek parlak olmayabilir.” Soru: Peki, Türkiye ne olur? Aktürk: “Türkiye İsrail’le savunma sanayiinde işbirliği yapıyor. İsrail Türkiye’nin silah gücünü çok iyi biliyor. Dolayısıyla Türkiye, İsrail’e rağmen bir şey yapamaz.” Soru: Irak olayı ne kadar sürer? Aktürk: “Şayet üç haftada biterse, Türkiye Nisan ayında toparlanır. Hem turizm, hem de senenin ikinci yarısı kurtulur.” Soru: Peki, 2003’ün Nisan’ından sonra ne olur? Aktürk: “Nisan’dan sonrası çok önemli. 11 Eylül olayından sonra ABD yaşayan Küveyt hariç bütün Körfez kökenlileri fişledi. Bu insanlara ait 700 milyar dolarlık bir para ABD bankalarından çıktı. Bu para konacak yer arıyor. Şayet akıllı projeler üretilebilirse bilhassa turizm ve tarım konusunda bu paranın hiç olmazsa bir kısmı Türkiye’ye çekilebilir. Önemli bir kısmı da borsaya girer ve devlet tahvili alır. Ayrıca Irak başta olmak üzere komşu ülkelerde büyük bir inşaat furyası başlayacak. Türkiye bölgenin en gelişmiş sanayi ve müteahhitlik hizmetlerine sahip bir ülke. Körfez Savaşı’ndan bugüne kadar bölge ülkelerinden çıkan sermaye tutarı 800 milyar dolar civarında. Geçmişte Libya ve Rusya’da inşaat sektörü biraz kıpırdadı, Türkiye bundan hemen olumlu etkilendi.” İşsizliği önlemek için yeni politikalar gerek Soru: Türkiye işsizlik meselesini nasıl çözer? Aktürk: “Kuzeyimizdeki projeler gibi Türkiye’de büyük projeler başlatılabilir. Daha önce ifade ettiğim gibi başta GAP olmak üzere yeni tarım sahaları ve turizm bölgeleri açılabilir. Türkiye tarımının yüzde 70’ini hayvancılık teşkil etmeli. Çok ciddi et ve süt besiciliği olmalı ama yok!.. Şeker şirketi modeli mutlaka uygulanmalı. Sulu ziraat yapılan bölgelere ayçiçeği ve yem bitkileri de ekilmeli. Besicilik, yağ ve yem sanayi entegre hale getirilmeli. Burada önemli istihdam imkânı var. Bunu değerlendirecek politikalar üretmeli iktidar.” Soru: İstihdamı arttırmak için başka ne gibi projeler var? Aktürk: Yeni bir iş sahası da mahalli idareler olacak. AKP Başkanı Tayyip Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği bir proje bu. Vali ve Belediye başkanı seçilmiş tek kişi olacak. Mesela İstanbul’u ele alalım. İstanbul sınırları içindeki tüm araziler belediyenin kontroluna verilecek. Bugün İstanbul’un yüzde 60’ı imarsız. Bunun yarısı yıkılıp yeniden yapılacak. İmarlı binaların yapımı esnasında hem istihdam artacak, hem de katma değer ortaya çıkacak. Ayrıca AB İskan Fonu çok ciddi destekler veriyor bu konuda. Yunanistan, Atina’da olimpiyat şehri kurmak için 26 milyar dolar aldı AB’den.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT