BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kabirden gelen ses!

Kabirden gelen ses!

Evliyânın büyüğü “Ebû Alî Cürcânî”, Dîne hizmet yolunda, tanımadı bir mâni. Ekseri bahsederdi “Ölüm”den, “Âhiret”ten. Binlerce müslümânı uyandırdı gafletten.



Evliyânın büyüğü “Ebû Alî Cürcânî”, Dîne hizmet yolunda, tanımadı bir mâni. Ekseri bahsederdi “Ölüm”den, “Âhiret”ten. Binlerce müslümânı uyandırdı gafletten. Bir defâ, kendisine sordular şu suâli: “İnsan kabre girince, nasıl olur ahvâli?” Buyurdu: (Kardeşlerim, bir kimse etse vefât. Başlar o kimse için, değişik başka hayât. Defin bitip, cemâat dağılırken yanından, O, ayak seslerini işitir mezarından. O mevtâ, yalnız kalır artık o mezarında, “Amelleri”nden başka, kimse olmaz yanında. İnsanlar ayrılınca, seslenir ona mezar, Der ki: “Ey Âdemoğlu, kıldın mı bende karar? Bilir miydin buranın nasıl yer olduğunu? Yoksa, hissetmedin mi öğrenmek lüzûmunu? Görürsün ki burası, hem “Dar”dır, hem “Karanlık”. Bulunmaz hem bu yerde ne “Yatak”, ne de “Yastık”. Dün, üstümde gezerdin, pek gururlu olarak. “Kabir” nasıl bir yerdir, etmedin mi hiç merak? Benim içim, doludur “Böcek” ve “Akrep” ile. Hazırlıksız geldinse, şimdi her şey nâfile. Üstümde, günâhları eyledinse irtikâb, Şimdi benim içimde, revâdır sana azâb. Eğer o ölen kişi, “Sâlih” bir kimse ise, Gâibten başka bir ses, cevap verir o sese. Der ki: “Ne söylüyorsun bu mü’mine ey kabir! Bu, öyle bir kimse ki, eyleme onu tahkîr. O, Rabbine inanıp, gece gün etti tâat. Hep “İslâm”a muvâfık dünyâda sürdü hayât. Emri mâruf yaparak hizmet etti bu dîne. En ufak bir sıkıntı gösterme bu mü’mine.” Bu sesin arkasından, genişler kabri hemen. Cennet yaygılarıyla tefrîş olur tamâmen. Daha sonra yanına, biri gelir pek güzel. Çok nûrlu ve sevimli, her bakımdan mükemmel. Der ki: “Sen kimsin acep, ne güzelsin ve şirin. Bu tenhâ yerde gelip, beni sevindirirsin?” O der ki: “Sen dünyâda eyledin iyi a’mâl. Beni, o amellerden halk eyledi Zülcelâl.” O ameller, dört yandan kuşatırlar o zâtı. Ondan ırak ederler gelecek mazarrâtı. Azap melâikesi gelirlerse faraza, “Namâz” karşı çıkarak, eder tam muhâfaza. Sonra, başka cihetten yaklaşırlarsa eğer, “Oruc”u karşı çıkıp, mâni olur bu sefer. Onlar bunu görünce, giderler dönüp derhal. Ve derler ki: “Ne güzel, mübârek olsun bu hal.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT