BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eldiven

Eldiven

Baba, anne ile birlikte yemek yediği sofradan kalkıp ellerini yıkamak için kapıya yöneldiğinde, oracıkta çorbasını atıştıran oğlunu sertçe kenara itti: - Çekil şuradan!



Baba, anne ile birlikte yemek yediği sofradan kalkıp ellerini yıkamak için kapıya yöneldiğinde, oracıkta çorbasını atıştıran oğlunu sertçe kenara itti: - Çekil şuradan! * Baba, annenin kendisine teslim ettiği ve oğluna ait olan hatıra defterini öfkeyle sallıyordu: - Bu saçmalıkları yazacağına derslerine çalışsana serseri! Sesini çıkaramadı çocuk. Ama, her gece özenle duygularını döktüğü defterinin başına az sonra gelecekleri tahmin edebiliyordu. Baba, demir çubukla açtığı odun sobasının dışarı fırlayan alevlerinin içine attı hatıra defterini... Masum çocuk, daha o yaşında, günlük yazılarının birinde annesine kırgınlığını dile getirmiş, anne de tabaklıkta bulduğu defterde, çocuktan habersiz okuduğu bu satırlara çok fena içerlemiş, hem kendisi ağzına geleni söylemiş, hem de babaya şikayet edeceğini belirterek, çocuğun o yaştaki en büyük sermayesi olan hatıra defterine el koymuştu. * Baba, sabahleyin okula gitmek üzere evden ayrılmaya hazırlanan oğluna sertçe bağırdı: - Eldivenlerin almayı unutma ha! Çocuk, her sabah babasının yaptığı bu uyarıyı çok seviyordu. Bu uyarı sebebiyle babasını da seviyordu. Çünkü her sabah eldivenlerini küçük parmaklarına geçirdiğinde, orta parmağına bir metal çarpıyor, o da sokağa çıktığında babasıyla ortak oldukları bu sırrı eldivenin orta parmağından dışarı çıkarıyor, bu madeni yirmi beş kuruşu sevinçle cebine atıyordu. * Çünkü o bir üvey evlattı; ve babası onu, ikinci eşinden böyle koruyordu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT