BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Özgeçmişiniz konuşsun

Özgeçmişiniz konuşsun

Zamanımızda işe kabul edilmenin yolu iyi bir “özgeçmiş” hazırlamaktan geçiyor. İşverenle sizi kaynaştıran ilk elektrik olan özgeçmişi, kusursuz hazırlayanlar rakiplerinden bir adım önde gidiyor.



Eyvah!.. İşte o gün geldi. Okulunuz bitti, bazılarınız askerliğini bile aradan çıkardı. Artık iş tamamen başa düştü. Sıra çalışmak, bir işe sahip olmak için yılardır verdiğiniz eğitim mücadelesinin -ki bu mücadele başarıyı hedeflemiş kişiler için çalışma hayatında da bitmez- uygulama kısmını harekete geçirmeye geldi. Çalışmak için büyük bir istek ve enerji taşıyorsunuz içinizde. Ama diğer taraftan da korkuyorsunuz, ya olumsuz bir şey derlerse... Ya sizi görüşmeye dahi çağırmazlarsa, daha özgeçmişinizden (CV) elerlerse... Zaten memlekette işsizlik var. Karşı komşunuz Ali Bey, bırakın üniversitesiyi, yükseklisansı, bilmem kaç yıllık iş tecrübesi olduğu halde işsiz değil mi? Üstelik son zamanlarda yaptığı başvurulardan da bir olumlu sonuç gelmedi. Ne yapalım, o halde iş aramaktan vazgeçelim. Bekleyelim ki herkese yetecek kadar istihdam sağlansın, biz de çalışalım. Böyle bir şey olmayacağına göre o halde kimler işi kapacak? Bakın cevap son derece basit. Biraz eşi dostu olanlar, biraz da iyi hazırlananlar ve mücadeleyi elden bırakmayanlar işlerini bulacaklar. Birinci gruba girenlere zaten çok lafımız yok, performanslarını artırarak işlerini korusunlar, ancak siz ikinci grupta iseniz, ister tecrübeli ister tecrübesiz olun iş aramayı da bir iş gibi görün. İş arama süreci gerçekten de telaşlı ve sıkıntılı bir dönemdir. Özellikle de işe acil ihtiyacınız varsa! Bazen böyle durumlarda panik sebebiyle iş bulmamız zorlaşabilir ve göz göre göre iş fırsatlarını kaçırabiliriz. İşte bu süreçte işinizi kolaylaştıracak birkaç tavsiye ve unutmamanız gereken bazı noktalar... İyi bir özgeçmiş nasıl hazırlanır Özgeçmiş, şimdiki tabiriyle CV size ve iş hayatınıza ait bilgilerin işverene sunulması, bir nevi kendinizi pazarlama aracınızdır. Bu sebeple iyi yazılmış bir özgeçmiş çok önemlidir. Özgeçmişiniz, kişisel bilgiler, eğitim, seminer ve kurslar, bilgisayar, yabancı dil, işdeneyimleri ve ilgi alanları gibi kısımlardan oluşmalıdır. Bilgiler sıralı, tarihli verilmeli ve kısa öz olmalıdır. Okuldan yeni mezunsanız ve bir deneyiminiz yoksa eğitimlerinizi, ilgi alanlarınızı ve hedeflerinizi, katılmış olduğunuz kurs ve seminerleri yazın. Varsa “part time” iş ve stajlarınızıda belirtin. İş deneyiminiz varsa başvurduğunuz işle ilgili deneyiminize yönelik görev tanımlarını daha açık belirtin. İlk adımı ön yazıyla atın Başvurduğunuz her pozisyon için bir önyazı hazırlayın. Ön yazılar her pozisyon için kendine özel hazırlanmalıdır. Ön yazı sizin kendinizi ifade etmenizi, o işi neden istediğinizi anlatmanıza yarayan, işverenle sizi kaynaştıran bir ısındırma yazısıdır ve çok işe yarar. İyi bir ön yazı merak uyandırır ve işin birinci aşaması olan kuruma davet edilmeye öncülük eder. Bu yazıda iş verene kısaca kim olduğunuzu ve mevcut pozisyonu nereden öğrendiğinizi, niçin bu işe başvurduğunuzu anlatın. Ardından şirkete ne katabileceğinizi, motivasyonunuzu birkaç cümleyle ortaya koyun. Sonuç kısmındada başvurunuzun değerlendirlip sonucun size bildirileceğini umduğunuzu belirterek imzanızı atıp yazıyı bitirin. Bir örneğini kendinize almayı da unutmayın. Bir sayfayı geçmesin. İlgili pozisyon için bir referans numarası belirtilmişse, sakın onu yazmayı unutmayın. Ön yazı yazarken de özgeçmiş hazırlarken de yazım kurallarına çok dikkat edin. Kaynaklarınızı araştırın İş arama kaynaklarını kişilerin çevreleri, gazete ilanları, şahsen başvuru, günümüzde internet siteleri ve danışmanlık şirketleri diye çeşitli kollara ayırabiliriz. Yapılan araştırmalar göstermiş ki bunların içinde en yaygın olanı çevre. Burada akla torpil kavramı gelse de insan ilişkilerine yapılan yatırım da göz ardı edilmemelidir. Şirket sahipleri, yöneticileri de eleman ararken öncelikle iş arkadaşlarına yakın çevrelerine soruyorlar. Onlar da eski iş ve okul arkadaşlarına.. Derken zincir genişliyor. Siz de çevrenizi genişletmek için farklı organizasyonlara, faaliyetlere katılın, insan ilişkilerine önem verin. Organizasyonlara katılmak size çeşitli kapılar açabilir, alternatifler oluşturabilir. Girişken olun. Gazete ilanlarına başvurun ancak niteliklerinize çok uygun olmayan işlere başvuru yapmayın. Aksi halde hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. İş alanınıza, kültürünüze, hedeflerinize uygun olarak çalışabileceğiniz şirketleri belirleyin. Ayrıca şirketlere part time, stajer ve geçici olarak başvurmanız size yarar sağlayabilir. Çok yaygın olmasa da internette yer alan insan kaynakları sitelerine özgeçmişinizi bırakabilir, firmalara personel seçme süreçlerinde yardımcı olan danışmanlık firmalarıyla işbirliği yapabilirsiniz. (önümüzdeki günlerde bu siteler ve firmalar hakkında bilgi vereceğiz) Kariyerin zirvesi... Gençler, eğer kariyer peşindeyseniz ve iş hayatındaki otoritelerin bilgilerinden istifade etmek istiyorsanız bugün açılacak olan Kariyer 2003 Zirvesi’ni kaçırmayın. Bu yıl ikincisi düzenlenen ve İnsan Kaynakları alanında Türkiye’de yapılan en kapsamlı eğitim organizasyonu olan Kariyer 2003 Zirvesi, ‘kariyer arayanlara” bugün Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda kapılarını açıyor. Türkiye’nin önde gelen firmalarının üst düzey yönetici, uzman, akademisyen ve bürokratlarını üniversite eğitimini tamamlamak üzere veya iş hayatına henüz adım atan nitelikli iş gücüyle bir araya getirecek olan zirve 3 gün sürecek. Zirveye katılım ise ücretsiz... Zirvede, Meslek Tanıtım ve Kişisel Gelişim seminerleri, Zirvedekiler Toplantıları, Online Kariyer Danışmanlığı Hizmetleri, Yönetim Otoriteleri Oturumları, Stand Alanları, Firma Sunumları ve Sosyal-Kültürel aktiviteler yer alacak. Kurumsal katılımcılar, standlarda yapacakları yüzyüze insan kaynakları etkinlikleri sayesinde hedef kitleleri ile doğrudan buluşabilecekler. 100’ü aşkın oturumun düzenleneceği zirvede genç yetenekler meslek ve sektörel kariyer toplantıları ile konunun uzmanlarından mesleki gelişim hakkında bilgi alma fırsatı bulacak. Yurtdışı eğitim danışmanlığı firmaları, eğitim danışmanlığı şirketleri, CV bankaları, üniversiteler, yayınevleri, sertifika programı veren kuruluşlar, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları da Kariyer 2003 Zirvesi’nde yer alacaklar. İlki Ekim 2000’de yapılan zirveyi bu yıl en az 50 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. > Fatih Selek Eğitim sadece para kazanmak için midir? Çaresiz rumuzuyla yazan bir okurumuz, “İki ateş arasındayım şu anda üniversite sınavına hazırlanıyorum, diğer taraftan çok sevdiğim, evlenmeyi düşündüğüm bir erkek arkadaşım var. Ancak o daha fazla okumamamı, maddi gücünün evi geçindirmeye yeterli olduğunu söylüyor ve ‘lise bitince evlenelim’ diyor. Çok kararsızım, ailemin haberi yok ve okumayacağımı duyarlarsa çok üzülürler, çaresizim ne yapmalıyım” diye soruyor. Sevgili okuyucum, önce sakin olun. Bakın, fedakârlığın büyüğü sizden bekleniyor. Henüz ne kadar gençsiniz. Üstelik derslerinizin çok iyi olduğunu, idealiniz olan diş hekimliği fakültesini kazanabileceğinizi söylüyorsunuz. Duygularınızdan ne kadar eminsiniz? Onu ne kadar tanıyorsunuz? Bunca emeğe, bunca zahmete karşın bir kalemde her şeye boş verilir mi? Eğitim sadece para kazanmak için değildir ki. Kişiye bir bakış açısı kazandırır, ufkunu genişletir. Üstelik sizin seçtiğiniz alan kişiyi manen de, madden de doyuma ulaştırabilecek türden. Size onlarca emek veren, bu zamana getirmek için gözünden sakınan ailenizden habersiz ani kararlar almanız ne kadar doğru. Sonra çok pişman olabilir, evliliğin cicim ayları geçtikten sonra da ciddi pişmanlıklar duyabilirsiniz. Sevgi emek ister, gerçek sevgide bencilliğe yer yoktur. Sevdiğiniz sizin kendinizi geliştirme çabanıza saygı göstermeli, “sen okula gidersen beni unutursun” gibi düşüncelerden vazgeçmeli. Siz zaten ortam değiştirince ondan vazgeçecekseniz, sizde de bir şeyler tam olarak oturmamış demektir. Okul süresince gelişiminize de, duygularınıza da zaman tanımış olursunuz. İnsanoğlu her yaşta geriye bakıp “keşke, bugünkü aklım olsaydı” dediği o kadar çok şey yaşıyor ki... Amacınızdan, ideallerinizden vazgeçmeyin. Beni dinlerseniz, “önce okulunuz” derim. Gençlik yıllarında yanlış karar verdiği için şimdi pişman, ancak eli kolu bağlı o kadar çok insan var ki. Tecrübelerden ders alın. Kulağınıza tümü olmasa bile, birkaçı küpe olsun. Hepimizin en büyük hatası zaten, daha çok yanlışları bile tecrübe ederek yol almaya çalışmak... Tarafsız, fikirlerine güvendiğiniz sizi seven bir büyüğünüzle, öğretmeninizle vb. kişilerle de bu konuyu görüşün. Tek başınıza sakın karar vermeyin. Umarım kendiniz için en iyi kararı verirsiniz. Sevgilerimle... Önce sağlık... Geçtiğimiz hafta sonu bir hasta ziyareti ettim. Fark ettim ki yine dünya derdine dalmış şükretmeyi tamamen unutmadıysam da, layıkıyla yerine getirmekte gerilemişim. Çocuk, genç, yaşlı demeden ne çok insan şifa bekliyor ve insan onların o halini görünce kendinden utanıyor, ne yapacağını, nasıl şükredeceğini bilemiyor. Siz de bilirsiniz rahmetli Vehbi Koç’a atfen anlatılır; şöyle dermiş: “sağlıklı iseniz kendinize 1 yazın sonra başardığınız veya sahip olduğunuz herşey için birer ikişer sıfırlar ekleyin; eğer sağlığınız elden giderse yazmış olduğunuz 1’i silin. Elde etmiş olduğunuz o kocaman sayıdan size kalan nedir? Cevap: Bir sürü sıfır... Sağlık, günlük hayatın telaşı içinde kiymetini bilmediğimiz iki büyük nimetten biridir ki ne demek olduğunu elden gidince anlarız. (diğeri de, zaman) Ne çok şikayet ederiz; sabah erken kalkmaktan, kalabalık otobüslere binmekten, okula gitmekten, hergün aynı işi yapmaktan, sahip olduklarımızın zahmetlerinden, sahip olamadıklarımızın özleminden, soğuk havalardan, aşırı sıcaklardan... Ama birgün, karlı bir havada yürümenin zevkini, çok sıcak bir havada gölgede soğuk bir limonata içmenin tadını, telaş içinde kaldırımda yürürken mağazaların vitrinlerine göz atmanın eğlencesini, hatta içinde “tost” olunan otobüse binmenin bile bir nimet olduğunu, bütün bunlara bir hastane odasının penceresinden baktığımız zaman anlarız. Yukarıdaki satırlar bu sayfanın okurları için pek bir şey ifade etmeyebilir; çünkü bütün nimetlerin değeri, onları kaybettiğimiz zaman anlaşılır. İnsan gençken kendisini hastalıklardan hep uzak görür. Sağlığımızla ilgili olarak dikkat edeceğimiz zamanlar henüz gelmemiştir. Fakat unutulan “Ne ekersek onu biçeceğimizdir” Yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir çok hastalığın temelleri belki de erken yaşlardan itibaren atılıyor. Hayat tarzımız, özellikle de alışkanlıklarımız gençlikte şekilleniyor. Sigara denen düşmanla gençken tanışıyoruz. İçki özentisi bizi delikanlıykan yakalıyor. Yeme alışkanlıklarımız, ne kadar akfif bir hayat sürdürdüğümüz, bilgisayar karşısında nasıl oturduğumuzdan, gün içinde ne kadar su içtiğimize kadar herşey bir gün karşımıza bir rahatsızlık olarak çıkabiliyor. Hergün gazetelerde, televizyonlarda sağlık hakkında bir sürü şey söyleniyor. Neleri yapıp neleri yapmamamız gerektiği, faydalı yiyeceklerden vitaminlere tavsiyeler veriliyor. Bunların hepsini yapmak imkânsız olduğu gibi neyin doğru neyin yalnış olduğunuda bilmediğimizden bazıları da gereksiz olabilir. Burada önemli olan “sağlık bilincine” sahip olmaktır. İmkânsızlıklardan dolayı bazı şeyleri yapamayabiliriz ama elimizdekiler konusunda daha bilinçli olabiliriz. Sağlıklı, başarılı günler dileğimle, Sevgiyle Kalın B.A Kendinizden emin olun! ø Görüşmeye çağrıldıysanız, şirket hakkında araştırma yapın ve mümkün olduğunca çok bilgiye ulaşmaya çalışın. Şirketin büyüklüğü, rakipleri, faaliyet alanları, kültürü, ilgili pozisyondan neler bekliyorlar öğrenmeye çalışın. Sektör hakkında bilgili olmanız görüşmeyi yapacağınız kişi de size karşı olumlu bir izlenim oluşturur. ø Randevuya vaktinde gidin: Artık günümüzde zaman nakit. İş verenler için çalışanlarının dakikliği çok önemli bir mihenk taşı. Eğer görüşmeye geç kalmak gibi bir durumla karşı karşıya iseniz mutlaka haberdar edin. ø Özenli olun: Temiz ve birbiriyle uyumlu kıyafetler giymeye özen gösterin. Ne çok spor ne de aşırı fantazi giyinmeyin. Saçınız elleriniz bakımlı, makyajınız aşırılıktan uzak, ölçülü olmalı. ø Yanınızda mutlaka bir kağıt kalem olsun: Not almanız gerekebilir. ø Kendinizi tanıyarak gidin: Görüşmeden önce, görüşme sırasında özellikle altını çizmek istediğiniz olumlu özelliklerinizin, işe katabileceklerinizin neler olabileceğini iyi düşünün bunları kararlılıkla ortaya koyun. İçeriye girdiniz, personel seçiminin birinci aşaması olan özgeçmiş değerlendirmesini aştınız. Birazdan mülakat başlayacak. Kendiniz olun... Kendinize güvenin. Sizinle görüşecek olan kişi ile kendinizden emin tokalaşın. Şimdi neler olacak, ne gibi sorular mı sorulacak? Acaba sizin için nasıl bir mülakat uygun görüldü? Sorumuzun cevabı haftaya. Kaç çeşit mülakat var, iş görüşmelerinde en çok hangi sorular sorulur? Hepsinin cevabı haftaya, sayfamızda...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT