BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beni Kur’an kurtardı

Beni Kur’an kurtardı

“Ben ameliyattan sonra babama şunu söyledim: ‘Baba, iki kurşun yedim ama çok dua aldım.’ Şükürler olsun dualar kabul oldu ve şu an en küçük bir şikayetim yok...”



İSTANBUL- Tarih 19 Kasım 2002’yi gösteriyordu. Mübarek bir Ramazan günüydü. İftara bir kaç saat kala Fatih Camii’nin bahçesinde meydana gelen bir kapkaç olayı ve sonrası yaşananlar. Tüm ülkede günlerce konuşulacak, bir dizi zincirleme olayın halkası çözülecek ve en önemlisi yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hikmeti, bereketi ve koruyuculuğu bir kez daha yaşanarak ispatlanmış olacaktı... Gençliğin verdiği cesaretle yerinden fırladı... İşte, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2000 yılında organize edilen ve 28 ülkenin katıldığı ‘Dünya Kur’an-ı Kerim Ezberden Okuma Yarışması’nda 20 yıl aradan sonra ülkemize birincilik kazandıran Hafız Selman Okumuş’un yaşadığı kâbus dolu gün: O, Fatih Camii’nde ikindi vakti mukabelesini okuduktan sonra camiden çıkmış, yarışmadan sonra kendisine hediye edilen ve daha üçüncü kez bindiği arabasını çalıştırmak üzereyken dışarıdan gelen feryatlara kulak verdi. Caminin yakınında balıkçılık yapan Mehmet Azman’ı öldürüp çantasını gaspeden bir şahsın yaya olarak kaçtığını haber verdiler. Hiç tereddüt etmeden, gençliğin de verdiği cesaretle arabasıyla takibe başladı... Bir kaç sokak ötede kaçan şahsın önünü kesti ve hemen üzerine atıldı. Yere yuvarlanan şahıs derhal belinden silahını çekerek bastı tetiğe. Sonra ayağa kalkarak, silahını bu kez karşısındakinin beynine doğrulttu. ‘Dur yapma!’ demeye kalmadan ikinci kez bastı tetiğe ve vurduğu gencin jipini de alarak kaçtı. Mermilerden biri karnına, diğeri ağzından girip, dilini parçaladıktan sonra ensesinden çıkmıştı. Kanlar içerisinde yerde yatarken bir taksiye konulup Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. İşte onun ikinci hayatının başlangıcıydı o an... Defalarca Kelime-i Şahadet getirdim Vurulduğun anı hatırlıyor musun ?... S. Okumuş: “Vurulduğum anı saniye saniye her şeyiyle hatırlıyorum. Hafızamı ve dikkatimi hiç kaybetmedim. İnsanlar etrafıma toplandılar. Bayanların, ‘Ay dokunmayın ölüyor, ambülans yok mu?’ şeklindeki konuşmalarını hâlâ duyar gibiyim. Sürekli kan kaybediyordum. O anda kendi kendime düşündüm ve her şeye rağmen Kelime-i Şahadet’i defalarca tekrar ettim. Çünkü iki tane kurşun yediğimin farkındaydım ve sürekli kan kaybediyordum. Kan kaybından ölme ihtimalini daha çok düşünüyordum. Bu düşüncelerle hastaneye kadar sürekli dua ettim” Hayatım film gibi geçti önümden O an neler hissettin? S. Okumuş: “Şuurumu kaybetmediğim için sağlıklı düşünebiliyordum. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Olay olmadan önce, ben hafız arkadaşımla arabama bindiğim zaman teybe koyduğum kasetten Kur’an-ı Kerim dinliyorduk. Hafız Mustafa İsmail ve Hafız Mustafa Biçer’in okuyuşlarını karşılaştırıyorduk. Vurulduktan sonra hastaneye götürülürken zaman zaman Onların Kur’an-ı Kerim’i okuyuşları yankılandı kulaklarımda. O an sadece Kur’an-ı Kerim’in, bana kalkan olacağını, beni koruyacağını düşündüm ve sürekli dua ettim. Ölebileceğim geldi aklıma ama hiç bir zaman, eğer sağ kaldığım takdirde Kur’an-ı Kerim okuyamayacağımı düşünmedim”. Başından geçen bu olaydan bir ders çıkarmayı düşündün mü? S. Okumuş: “Bence bu bir imtihandı, Hastanedeyken yatağımda yattığım süre içerisinde, sabretmem ve sürekli dua etmem gerektiğini düşündüm. Bu benim için çok büyük bir imtihandı. İnşallah bu imtihandan yüzümün akıyla çıkmışımdır diye dua ediyorum.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT