BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk sinemasında dinî motifli filmler

Türk sinemasında dinî motifli filmler

Sinemamızda dinî film ilk olarak 1937-38’lerde, Musahipzade Celal’in, Osmanlı toplumunun diğer kurumları arasında din adamlarını da hicveden oyunlarından “Aynaroz Kadısı” ve .....



Sinemamızda dinî film ilk olarak 1937-38’lerde, Musahipzade Celal’in, Osmanlı toplumunun diğer kurumları arasında din adamlarını da hicveden oyunlarından “Aynaroz Kadısı” ve “Bir Kavuk Devrildi”de işlendi. 40 sonlarında, din adamı tipi “Efsuncu Baba”, “Vurun Kahpeye” gibi Hüseyin Rahmi ve Halide Edip uyarlamalarında işlendi. 50’lerde ise, bu alanda ters bir akım başlamıştı. Birçok filmde ezan sesleri duyuluyor, dinî motifli duygular, siyaset planında olduğu gibi sinemada da kitleleri çekici bir öğe olarak kullanılıyordu. 1960’larda sinemada bir “Kâbe filmleri dönemi” başladı. Daha sonra, tefrika yazarı Murat Sertoğlu ve Lütfi Akdoğan, Suudi Arabistan’da “Kral Faysal’ın özel izniyle” Mekke ve Medine yörelerinde bir “Hac ve Kâbe” filmi çektiler. Diğer yandan, eline çabuk bir yapımcı Şevket Aktunç, Suudi Arabistan, Bağdat ve Şam’ı tümüyle renkli olarak çektiği bir filme, İstanbul cami ve türbelerinin, Eyüp’te cuma namazının, Konya Mevlana Müzesi, Urfa Halil İbrahim Camisi gibi kutsal yerlerin filmlerini de ekleyerek yaptığı filmi, Suudi Arabistan dışında tüm Müslüman ülkelere satmak başarısını gösterdi. Bundan sonra hazretli, evliyalı filmler akımı başladı. 65-70 arasında “Hac Yolunda Hazreti Yahya”, “Hazreti Eyüb’ün sabrı”, “Hazreti Yusuf’un Hayatı”, “Yahya Peygamber”, “Hazreti Süleyman ve Saba Melikesi”, “İbrahim Ethem, İlahi Davet”, “Zaloğlu Rüstem” gibi filmler çekildi. “Hazreti Ayşe”, “İslamiyetin Kahraman Kızı” filmleriyle kadın kahramanlara da uzanıldı. Nezihe Araz’ın “Anadolu Evliyaları”nın yanı sıra, “Ebu Müslim Horasani”, “Hazreti Ali”, “Hazreti İbrahim”, vb. filmleri yapıldı. Halit Refiğ’in “Adsız Cengaver”inde dinsel motifler yer aldı. 73’lerde akım yeniden hızlandı. O yıl Hülya Koçyiğit ve Fatma Girik, Süreyya Duru ve Osman Seden’in “Rabia” filmlerinde Rabia rolünde birbirlerine rakip oldular. Bu filmlerde, kahramanları canlandıran oyuncuların, daha önce perdede soyunan, göbek atan kişiler olmamasına dikkat ediliyordu. Bunlardan biri için Leyla Sayar seçilmiş iken, sonradan sahnede dans ettiği gerekçesiyle bundan vazgeçildi. Bu filmlerde oynayan oyuncular arasında Hazreti Yusuf’u canlandıran Yusuf Sezgin, Hazreti İbrahim’i canlandıran Oktar Durukan, İbrahim Ethem’i canlandıran Devlet Tiyatroları eski Genel Müdürü Cüneyt Gökçer anılabilir. Bu arada, 1969’da film yapmaya başlayan Yücel Çakmaklı, tüm filmlerinde din düşüncesini işliyor, çeşitli öykülerdeki mutsuzlukların, huzursuzlukların kaynağını, İslam düşüncesinden ayrılıp Batı’ya dönmemizde arıyordu. Çakmaklı’nın filmlerinden “Oğlum Osman” “Hac ve Kabe” belgesellerinden alınmış parçaları, konulu bir öyküyle birleştirerek kullanan bir filmdi. 1974’te film yönetmeyi bırakan Çakmaklı sinemamızda din öğesini bir sömürü aracı olarak değil, gerçek ve içten inançlarının bir gereği olarak kullanan hemen hemen tek yönetmen sayılabilirdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT