BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Benim Cici Silahım”

“Benim Cici Silahım”

Michael Moore, Amerikalı, yazar, yönetmen ve televiyon yapımcısı. Önce, bütün dünyada çok satanlar listesinde yer alan Aptal Beyaz Adamlar isimli kitabıyla kendinden söz ettirdi. Yazar, bu eseriyle okuyucuyu hayrete düşürmekten de öte şaşkına çevirdi.



Michael Moore, Amerikalı, yazar, yönetmen ve televiyon yapımcısı. Önce, bütün dünyada çok satanlar listesinde yer alan Aptal Beyaz Adamlar isimli kitabıyla kendinden söz ettirdi. Yazar, bu eseriyle okuyucuyu hayrete düşürmekten de öte şaşkına çevirdi. Ortada yazılabilecek en yürekli Amerikan eleştirisi vardı. Bir insan karşılığında hayatını koymadan bu kadar cesur olamazdı. Korkusuzluğu takdir etmemek mümkün değil. Moore, şimdi de seyirciyi şaşırtıyor. Bu ara sinemelarda bir film var: Benim Cici Silahım. Tür olarak her halde sınıflandırma zorluğundan dolayı “belgesel” denmiş. Hem öyle hem değil. Kendine has bir film. Tam Michael Moor’luk bir eser. Film esas itibariyle yaşanmış bir hadiseden hareketle yola çıkılarak yapılmış. Aynı sınıfta okuyan 9 yaşındaki bir oğlan çocuğu, yine aynı sınıfta okuyan 6 yaşındaki bir kız çocuğunu vurarak öldürür. Bütün Amerika ayağa kalkar fakat topu topu bir hafta. Haftasında silah sanayicileri toplanırlar. Onların öncüsü silahsızlanma kampanyasına “ben ölmeden asla!” diye meydan okur. Film silahtan da öte mermi satılmasına karşı. Satılsa da çok çok pahalı fiyatta olmasını teklif ediyor. Müthiş tempolu trajik bir sinema eseri. Onun için belgesel demek çok kolay değil. Mükemmel kurgu içinde tabanca, tüfek, mermi, ölenler, vücudunda mermi taşıyanlar, tekerlekli sandalyeye mahkum kalanlar ve katı kalpliler sergilenirken bizatihi Amerikan hükümetlerinin de son 60 yılda dünyada yaptırdıkları darbeler, savaşlar da yıl yıl sıralanmakta. Bunlara bakınca kimin Amerika’nın adamı olduğunu da görüyorsunuz. İşte... Kullan at politikasının figüranları: Rıza Pehlevi, Guetamala başkanı Castillo Armas, general Pinochet, Usame bin Ladin, Saddam Hüseyin, Panama başbakanı Noriega. Ve bu indir-bindir darbeleri yapılırken Guatemala’da öldürülen 200 bin sivil, Vietnam savaşında ölen 4 milyon sivil, 5 bin Şilili sivil, 70 bin Salvadorlu sivil, 30 bin Nikaragualı sivil, 3 bin Panamalı sivil, 113 bin Iraklı sivil ve 11 Eylül’de 3 bin Amerikalı sivil. Bu sırada gerçekte CIA ajanları olduğu halde bir süre sonra karşı çıkınca Panama başbakanı Noriega gibiler de öldürülmekte, meydana getirilen korkuyla bölge devletlerine milyar dolarlarla ifade edilen bütçelerde silahlar satılmakta. Bunlar ve daha bir çok trajik konu bir takım insanlara ayna tutan Oscar adayı bu filmde. Benim Cici Silahım için zaman ayırmaya değer, seyre değer. Sultan Galiyev ve Milli Komünizm Halit Kakınç’ın hacimli bir araştırması. Yıllar süren bir emeğin mahsulü. Bulut Yayınlarıyla okuyucuya ulaştırılmış. Bu konuda sayın Kakınç’tan uzun bir mektup aldık. Kitabını ve Galiyev’i bir kere daha tanıtıyor. Yazar, eseri için şunu prensip edinmiş. Özgün kaynaklardan hakkında spekülasyon ve polemik yaparak değil bizzat kendi ifadelerinden hareketle O’nu anlamak ve senteze varmak. Mirseyid Sultan Galiyev, bir Kazan Tatarıdır. 1892’de dünyaya gelmiş. 1917 devriminde yer alır. Galiyev’in fikri oluşumunu şu unsurlar besler. Cedidcilik denen reformculuk. Cedidcilikten etkilenen Türkçülük ve Marksizm. 1923’de Komünist partiden ihraç edilir. Sosyalist Turan Cumhuriyetini kurmak için Turan İşçi Köylü Sosyalist Partisini kurar. 1923-1929 arasında “milli komünizm” diye adlandırılan ideolojisini şekillendirir. 1929’da mahkum edilir ve ortadan kaldırılır. Bir bakıma Ruslar da O’nu kullanmış ve atmışlardır. Kakınç şöyle diyor: Sultan Galiyev’in tam olarak kavranabilmesi, ancak küresel düşünüldüğü takdirde daha sonraki dönemlerin Berlin duvarı ve Demir Perde gibi olguların aşılmasıyla mümkün olabilir. Kitap, Galiyev, O’nun dünya görüşü, hayatı ve macerasıyla birlikte SSCB, komünizmin doğuşu ve Orta Asya Türkleriyle buralardaki fikir akımlarının da hikâyesi. Kakınç, Galiyev’in şu sloganını bilhassa günümüze taşımakta “millet bir olsun, milletler eşit olsun” Yazara göre bu görüş, insanlığın geleceği için uygarlığın prototip özlemi olmaya devam etmektedir. Dün birinci meselemizin fakirlik olduğunu yazmıştık. Cümleyi tamamlıyoruz. İkincisi de cahillik. Okumayan milletler fakirlikten de cahillikten de kurtulamaz. Herkes, her kitabı okuyamaz ama kim, hangi kitabı okuması gerektiğini bilmeli ve okumalı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT