BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Emekliler mi haklı yoksa devlet mi?

Emekliler mi haklı yoksa devlet mi?

Emekli Sandığı’na bağlı emekliler bu günlerde isyan halinde... Gelen fakslar ve mektuplar bir yana yaptıkları eylemle bile bu isyanın ne derece ileri ve haklı olduğu ilk bakışta anlaşılabiliyor. Bileniniz olmayabilir kısaca özetleyelim; Devlet, ısrarla Kızılay’ı “sağlık ocağı” kapsamına almaya ve Emekli Sandığı üyelerinin bu merkezlerden ayağını kesmeye çalışıyor.



Emekli Sandığı’na bağlı emekliler bu günlerde isyan halinde... Gelen fakslar ve mektuplar bir yana yaptıkları eylemle bile bu isyanın ne derece ileri ve haklı olduğu ilk bakışta anlaşılabiliyor. Bileniniz olmayabilir kısaca özetleyelim; Devlet, ısrarla Kızılay’ı “sağlık ocağı” kapsamına almaya ve Emekli Sandığı üyelerinin bu merkezlerden ayağını kesmeye çalışıyor. “Ee, alınsın ne var bunda?” diyebilirsiniz ama biz olayın şeklini bir anlatalım ondan sonra emeklilere mi yoksa devlete mi hak vereceksiniz birlikte bakarız. Marmara Depremi’nde ağır bir yara alan ve eleştirilere maruz kalan Kızılay, küsmek yerine kendini hızla iyileştirme yoluna gitti. Ertan Gönen’in başkanlığında çağın gereklerine göre bir yapılanma içerisine girdi. Gözlediğimiz kadarıyla birbirinden değerli uzman doktorların eşliğinde Kızılay, bu süreyi çok çabuk atlattı ve sadece İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki Altıntepe ve Adatepe Tıp Merkezleri ile Ortadoğu ve Balkanlar’ın en büyük ve modern “ayakta tedavi” imkanlarını hayata geçirdi. Kızılay bununla kalmadı. Şimdi bu merkezlerde “yataklı tedavi” denilen çeşitli hastalıklarla ilgili ameliyatlara da el attı. Emeklilere sunduğu imkanlar, özellikle Emekli Sandığı emeklilerine de hizmet vermeye başlamasıyla vatandaş açısından daha bir önem kazandı. Sağlık Bakanlığı, Kızılaylar’ı sağlık ocağı kapsamına alarak, burada verilen hizmetleri sıradan bir hizmetmiş görüntüsüne kavuşturmak mı istiyor? Emekli Sandığı, kendi üyeleri için muayene ücretlerini 4 milyon 400 bin liradan 6 milyon 500 bin liraya çıkarmasına rağmen Sağlık Bakanlığı, Kızılaylar’ı “sağlık ocağı” statüsüne sokup bu ücretleri 2 milyon liraya indirmeyi planlıyor. Böyle bir durumda ise, Kızılay kuruluşları inanılmaz bir zarar içerisine giriyor. Devlet hastanelerinde bile asistan doktor muayenesi 6 milyon 500 bin liradan başlarken uzman doktorların çalıştığı ve ameliyatların yapıldığı Kızılaylar için 2 milyon lira fiyat biçilmesi, biraz garip kaçıyor. Kızılay yetkilileri de haklı olarak, “Bu durumda Emekli Sandığı üyesi emeklilere bakmak bizim için büyük bir yük getiriyor. Emekli Sandığı ile anlaşmayı feshetmek zorunda kalacağız” diyorlar. Durum işte böyle sevgili okuyucular... Emekli Sandığı üyeleri, şimdi, bizim aracılığımız ile Sağlık Bakanlığı’na şu soruları soruyor: “Kızılay şubelerinde, son yıllarda insanca muamele görerek, bu yaşlılığımızda rahat tedavi imkanları bulduk. Bizim gibi normal statüdeki vatandaşlar da ateş pahası olan özel hastanelerden ayaklarını kesip Kızılaylar’a yöneldi. Kızılay şubeleri pek çok özelliği ile devlet hastanelerinin, SSK’ların, özel hastanelerin bile önüne geçen sağlık hizmetleri sunmaya başladı. Kızılay şubelerinin bulunduğu yerlerdeki özel hastaneler, çok iyi bilinmektedir ki, sürekli hasta sayılarının düştüğünden şikayet etmektedir. Emekli Sandığı üyelerinin Kızılaylar’dan kovulması ile bu hastanelerin hasta sayıları mı artırılmaya çalışılmaktadır? Biz emekliler özel hastanelere kurban mı edilmek isteniyoruz? Bu operasyon Emekli Sandığı üyeleri ile sınırlı kalmayacağına göre, daha sonra Kızılay’dan ayağı kesilecek olan hizmetliler sınıfı hangileri olacaktır? Biz bu devlete, yıllarca, bizi ahir ömrümüzde hastane kapılarında eziyet çektirsin diye mi hizmet ettik?” Evet, durum böyle işte sevgili okuyucular... Kararı siz verin... Emekliler mi yoksa devlet mi haklı? Burası bir ilim yuvası! Fotoğrafta gördüğünüz yer Beyazıt’taki İstanbul Üniversitesi’nin ana giriş kapısı... İstanbul’un en turistik merkezindeki bir ilim yuvası olan üniversitenin hali işte bu... Kapının önünde dev bir çöp yığını... Gözlerin görmemesi imkansız... Önünden her gün binlerce öğrenci, turist, vatandaş geçiyor. Yaydığı pis koku insanı rahatsız ediyor ama anlaşılan üniversite yetkililerinin umurunda bile değil... Çünkü bu dağ gibi çöp günlerce orada kalıyor. Ya üniversitenin ana giriş kapısına ne demeli? Kapının yarısı var yarısı yok... Türkiye’yi yurtdışında tanıtan filmlerde bile kullanılan İstanbul Üniversitesi’nin önündeki manzara maalesef bu beyler... Burayı merak edip gelen turistlerin gördüğü manzara ise bir çöp yığını ve kapısı olmayan bir üniversite... Neymiş; demek ki üniversite yönetmek televizyonlarda nutuk atmaya benzemiyormuş! İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’na duyurulur... Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğ! Sağlık Bakanlığı, Kızılaylar’ı “sağlık ocağı” kapsamına almaya çalışıyor, dedik ya... Ne var ki, bakanlık bunun hukuki zeminini bir türlü oluşturamamının sıkıntısını yaşıyor. Pratisyen hekimlerin hizmet verdiği devlet hastaneleri ve sağlık ocakları ile uzman doktorların çalıştığı Kızılaylar’ın nasıl aynı sınıfa sokulacağını merak ediyoruz. Sağlık Bakanlığı, 1 Şubat 2003 sayılı Resmi Gazete’de bir tebliğ yayınlıyor. Bu gazetenin 58. sayfasındaki bölümündeki sağlık ocağı tanımlamasına göre bakanlık, Kızılaylar’ı ‘sağlık ocağı’ kapsamına almak istiyor. Ancak bakanlığın yayınladığı bu tebliğde Kızılay isminin geçmemesi kendilerini bir hayli zor duruma sokuyor. Bakanlığın kendisi bile yayınladığı tebliğde “Ana çocuk sağlık, sağlık ocağı, sağlık merkezi ve halk sağlığı laboratuvarı” tabirlerini kullanırken vicdanen Kızılay’ı bunlarla bir tutamıyor. Yetkililerin asıl sıkıntısı; pansuman yapılan sağlık ocağı ile ameliyat yapılan Kızılay’ın hangi statüde birleştirileceği konusunda düğümlenip kalıyor. Bakanlık bu çaba içerisindeyken diğer tarafta özel sağlık kuruluşları ellerini ovuşturmaya devam ediyor. Dileriz 59. hükümetin ilk hizmeti (!) böyle bir garabet olmaz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT