BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Hacer Hanım sıkıntıyla kıvranırken Nuri yanlarına geldi. Onun gelmesiyle konuşma yarıda kaldı. Halide Hanım, kaş göz işareti yaparak konuşmayalım demek istedi... Hacer Hanım rahatlamıştı. Herkesin işi gücü kızının nişanlanmasıydı sanki...



Artık her şey için çok geçti! Halide hanım konuşmasını sürdürüyordu: -Pişman olmak istemiyorsanız vakit çok geç olmadan iyi düşünün. Yoksa hem kızın, hem de kendinizin başını yakarsınız. Evlendikten sonra dönüş olmaz bilirsin. Öteki kızınız Neşe’nin çektiklerini unutmayın. Neşe’nin kocası bu Remzi’nin yanında gül suyuyla yıkanmış gibidir. Hem Begüm’ün büyüğüne yazık değil mi, zavallı kızın boynu bükülmüş, perişan bir hali var. Şimdi bile yanınıza gelememiş... Hacer Hanım sıkıntıyla kıvranırken Nuri yanlarına geldi. Onun gelmesiyle konuşma yarıda kaldı. Halide Hanım parmağını dudaklarına götürüp, kaş göz yaparak konuşmayalım işaretini vermişti. Hacer Hanım rahatlamıştı. Herkesin işi gücü kızının nişanlanmasıydı sanki. Nuri gürültülü bir sesle Behiye’ye mezelik hazırlamasını istiyordu. Arkadaşlarıyla içecekti. Asuman can sıkıntısıyla yerinden kalktı. Begüm’ün de elinden tutup kaldırdı. -Biraz dolaşalım Begüm. Behiye kardeşine sordu. -Nereye gideceksiniz?.. -Şöyle dolaşacağız. Hemen geliriz. Behiye sesini çıkarmadı, başı ağrımaya başlamıştı. Nuri kaba bir sesle içki içeceğini, mezeleri hazırlamasını söylemişti. Kardeşiyle Begüm’ün ardından baktı. İlknur da onların peşine takılmıştı. “Boşuna uğraşıyorlar,” diye düşündü. Begüm’ü ikna etmeye, Remzi hakkında bildiklerini anlatmaya çalışacaklar, Cihat’tan söz edeceklerdi. Ama artık çok geçti. Boşuna uğraşıyorlardı. Behiye boynunu büktü, az önceki bir an parlayan coşkusu sönmüştü. Kendi başına gelenler Begüm’ün de başına gelecekti. Kaçınılmazdı. Nuri buyruklarını yağdırmıştı. Porselen tabağın üzerine kavunlar ve domatesler dilimlensin, fındık fıstık gibi çerezler hazırlansındı. Arkadaşlarının yanına masaya götürecekti. Behiye söylenenleri hazırlarken geçmiş zamanın derinliklerine uzanıyordu. Boynunu bükmüştü, az önceki coşkusu sönüvermişti. Hiç ummamış, aklına getirmemişti gelecek zamanın, ileriye dönük günlerin böyle olabileceğini. Genç kızlığın bütün güzel duygularıyla neler hayallemişti oysa. Gururla, kibirle bakıyordu dünyaya kıvırcık siyah saçlı Behiye. Kişiliğine güveniyordu, kimsenin karşısında ezilmezdi, başkalarına tepeden bakmıştı daima. Hayata karşı bir küçümseyiş doluydu. Ailesine karşı bile otoriter bir karakter yapısı vardı. Dünyaya karşı alaycılığı, umursamazlığı, kendine aşırı güveni, beğenmezliği sürerken zamanın akışı nehir gibi çağlıyordu ve artık Behiye, yaşının da zamanın akışına kapıldığını hissetmeye başlıyordu. Gururlu karakteri karşısında kendine hayranlık duyan, seven erkekler oluyordu. Bazıları yaklaşmaya cesaret edemediği için gizli sevdaya kapılıyor, kimileri sevgilerini belirtseler bile Behiye tarafından horlanıyor, sevilmiyor, beğenilmiyor, kusurlu yönleri deşifre ediliyordu. Pek çok kimsenin -erkeklerin ve kadınların- kişilik yapısından hoşlanmadıklarını, kendisinden çekindiklerini, sevmediklerini, nefret ettiklerini, Behiye tarafından lâf yemekten, terslenmekten korktuklarını biliyordu. Yanında uzun süre kalmak istemiyorlar, hemen uzaklaşmaya bakıyorlardı. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98631
    % 2.04
  • 5.7873
    % -2.43
  • 6.7061
    % -2.24
  • 7.6147
    % -1.16
  • 228.344
    % -0.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT