BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saddam’ın iki seçeneği

Saddam’ın iki seçeneği

Süleyman Demirel’in belirttiği gibi; BM’yi Cemiyet-i Akvam’a döndürürseniz, dünyanın çekeceği var demektir. Yani, mihenk taşı ortadan kalkarsa; neyi, neye göre değerlendirip, ölçüp biçebileceğiz? O vakit, iş, şirazesinden çıkmış oluyor ve hak ve hukuk yerini orman kanunlarına, yani güce terk ediyor!



Süleyman Demirel’in belirttiği gibi; BM’yi Cemiyet-i Akvam’a döndürürseniz, dünyanın çekeceği var demektir. Yani, mihenk taşı ortadan kalkarsa; neyi, neye göre değerlendirip, ölçüp biçebileceğiz? O vakit, iş, şirazesinden çıkmış oluyor ve hak ve hukuk yerini orman kanunlarına, yani güce terk ediyor! ABD’nin Irak’a müdahalesiyle, dünya düzeni yerini hızla düzensizliğe; daha açık bir ifadeyle kaosa bırakmış olacaktır. Daha şimdiden; dünyadaki bütün paktlar paramparça oldu. BM ve AB bölündü. ABD, İngiltere ve İspanya üçlüsünün dünkü zirvelerine karşılık; Fransa, Rusya ve Almanya; Irak’a askeri müdahaleye gerek yoktur diyerek, yarın itibariyle BM Güvenlik Konseyi üye ülkelerini bakan düzeyinde toplantıya çağırdı. Dünyada, zaten yeterince ıstırap ve gözyaşı var. Adaletsizlik, insan hak ve hürriyetlerini ihlal, almış başını gidiyor. Bütün bu zulüm ve dertlere savaşın soğuk yüzünü ve terörün hunharca acımasızlığını eklemek hangi iz’anın ve aklın gereği olabilir? Dünya bölünmüş derken; savaşı arzulayan ülkelerin halkları da bu anlamsız savaşa ve kendi yönetimlerine karşılar! Hatta; İngiltere iktidarı bile çatırdıyor; ABD Başkanı Bush, kendi kamuoyunu dahi ikna edebilmiş değil. Savaş aleyhtarlığı bütün dünyada dalga dalga yayılıyor. Dünyanın jandarmalığına soyunan ABD, bütün bu karşı koyuşlara rağmen, iki-üç yandaşı ile beraber bu savaşa kalkıştığında; dünya ülkelerinin ve hedef ülke konumundaki Irak’ın bu gücü durdurabilmeleri imkan haricidir. Dünkü komünist Sovyetlerin, Doğu Avrupa’daki ülkelere yaptıklarına ABD’nin seyirci kalması gibi; bu günkü ABD’nin de çeşitli ülkelere vaki işgallerine, başta Rusya olmak üzere bütün ülkeler, ister istemez seyirci kalmak durumundadır! Acaba; Saddam ne yapar; daha doğrusu ne yapabilir? Kanaatimizce iki seçeneği var; birincisi, milyarlarca dolarlara baliğ olan servetini aktardığı dış ülkelerden birisine gider ve ömrünün kalan kısmını orada kemirerek yer bitirir. Bu takdirde ülkesi yakılıp yıkılmaktan ve insanları ölmek ve perişan olmaktan kurtulur. Ülkesi işgal edilir; petrolüne el konulur ancak; halkı, kendi (Saddam’ın) zulmünden kurtularak, gelecekte gerçek kurtuluş için ümit besleyebilir! Petrolü, zaten halkının menfaatine kullanılmadı; dolayısıyla oradan, kurtarılıp kullanılabilecek her varil petrol halkı için bir kazanç olacaktır! İkincisi ise; kendisi ile beraber ülkesini; ve hatta çevresindeki bütün petrol kuyularını ateşe vererek, karşı koymak ve hep birlikte intihar etmek! Dünya, daha ziyade bu ikincisinden korkuyor! Çünkü; bu ikinci halin olumsuzluklarından dünyada etkilenmeyecek tek bir fert kalmayacak! Tabii, en ziyade biz Türkiye olarak etkileneceğiz! Bizim etkilenişimizin boyutunu ise, kimse şimdiden kestiremiyor! İşte; bizim Meclis’imiz, bu zor karar için gün sayıyor! Zor, çünkü; savaşa girmesek bile, ABD’nin yanında olmak bir dert; olmamak ise binlerce derttir! Bu arada; ABD, bizi dertlerimizle baş başa bırakıp savaşa girebilir!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT