BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Herşey ne kadar saçmaydı, aptallıktı. O gün söz kesilmişti, artık nişanlı sayılırdı Behiye. Yirmidokuz yaşındaki kız, otuz yaşındaki Hayri ile nişanlıydı. Nişandan sonra “çağdaş” istekler başlamıştı. Hayri armağan almalıydı, gezmeye götürmeliydi...



Behiye bu zamana, bu yaşa kadar durdu durdu sonra kimi buldu bak diyeceklerdi. Saçlarının dibine kadar kızarmıştı, nasıl olmuştu da azarlayıp bağırmadan bu olay karşısında soğukkanlı olabilmişti. Böyle şeyleri affetmezdi. Ne biçim erkekti nişanlısı olacak genç?.. Zilin çalması bir kurtuluştu ve herkesten önce, İlknur’u ve Asuman’ı iterek aşağıya kapıyı açmaya koştu. Böylelikle temiz hava alacaktı. Kimin olduğunu sormadan kapıyı açmıştı. Karşısında kahverengi gömlekli, lâcivert kotlu birisi vardı. “Celal sen nereden çıktın?..” Nasıl gelebilmişti şimdi Celal?.. Elbette sevgilisi İlknur’u görmeye gelmişti. Hemen yukarıya çıkıp kıskançlık kokan bir sesle İlknur’a Celal’in geldiğini haber vermişti. O günlerde Celal’e kızılıyordu. Reşat Bey ve İlknur ona dargındılar zaten. Behiye Celal’i pek önemsememişti. İlknur birkaç gün önce Celal’e bir mektup yazmıştı, Celal de asker haliyle hemen koşup gelmişti demek. İlknur inmişti aşağıya. Onlar aşağıda konuşurlarken, Hayri yerinden kalkmış, hemen o da aşağıya inmişti. Celal’i çok önemli bir misafir sanıyordu, ona hoşgeldin demek için koşturmuştu. Behiye derin bir of çekip, Allah’ım bana sabırlar ver diyerek merdiven başında dikilmişti. Celal ile İlknur kapının önünde karşılıklı konuşurlarken, Hayri yanlarına inmişti bile. Celal’e hoşgeldin diyerek sarılıyordu. Celal biraz şaşkın bir halde Hayri’ye bakarken, İlknur onu ablamın sözlüsü diye tanıtıyordu. Celal tebrik ederken, Hayri pahalı çakmağıyla ikram ettiği Marlboro sigarasını yakıyordu. Celal ayrılacaktı. Giderken Hayri’ye bakmış ‘hayırlı olsun’ demişti. Behiye çıldıracaktı, herşey ne kadar saçmaydı, aptallıktı. O gün söz kesilmişti, artık nişanlı sayılırdı Behiye. Yirmidokuz yaşındaki kız, otuz yaşındaki Hayri ile nişanlıydı. Nişandan sonra “çağdaş” istekler başlamıştı. Hayri armağan almalıydı. Hayri gezmeye götürmeliydi. Hayri her gün aşkını yeniden ilân etmeliydi... Hayri emirlerinden çıkmamalıydı. Hayri yapmamalıydı, etmemeliydi, bakmamalıydı, söylememeliydi. Hep ‘memeli’ydi, ‘mamalı’ydı derken, küçük kavgalar çıkmıştı ortaya. Hayri armağan almıştı, Hayri gezmeye götürmüştü, Hayri her gün ilân etmişti aşkını Behiye’ye, Hayri emirlerinden dışarıya çıkmamıştı; yapmamış, etmemiş, bakmamış, söylememişti; fakat, Hayri ne yapsa kusurdu, beğenmiyor, onu küçümsüyordu. Kaç kişinin içinde bozmuş, küçük düşürmüş, yüzünü kızartmıştı. Arkadaşlarının arasında Hayri’nin adı kılıbığa çıkmıştı. Hayri’nin iradesini elinden almıştı âdeta. Arkadaşları Hayri’ye acıyorlar ve ona çıkışıyorlarmış. Behiye seni mahveder, yer bitirir diyorlarmış. Sen o sevgisiz Behiye ile başedemezsin diyorlarmış. Başını yaktın diyorlarmış. Ömür boyu bekâr kal daha iyi diyorlarmış. Tabiî kendisine söylenenler de vardı. Kızım bu yaştan sonra bir koca buldun, ondan da olacaksın. Sen ne dayanılmaz bir kızsın. Yazık değil mi oğlana? Acı çocuğa. Kızım yaptığın hiç doğru değil, onun da bir gururu var... Bazen durulmuştu, özellikle o bunalımlı geceyi hatırladığı zamanlarda. Kaybettikleri insanlar ve kırdığı kalpler için ağlamıştı. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92957
    % -0.79
  • 5.2788
    % -0.16
  • 6.0239
    % 0.02
  • 6.7228
    % -0.28
  • 211.767
    % -0.32
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT