BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Borsa, döviz ve faiz rezaleti...

Borsa, döviz ve faiz rezaleti...

Son birkaç günden beri, ekonomi piyasalarında cereyan eden olayları izah edebilmek için başka bir kelime bulamadık ne yazık ki!.. Aslında rezalet tabiri bile hafif kalıyor. Dünyanın hangi ülkesinde, sadece manipülasyon ve dedikodularla, piyasalar bu kadar alt-üst edilebilir? Üstelik geçmişte de benzer tuzaklara defalarca düşen bir piyasanın, şimdiye kadar olanlardan hiç ama hiç ders çıkarmamış olması, “ahmaklık”tan başka anlama gelebilir mi?



Son birkaç günden beri, ekonomi piyasalarında cereyan eden olayları izah edebilmek için başka bir kelime bulamadık ne yazık ki!.. Aslında rezalet tabiri bile hafif kalıyor. Dünyanın hangi ülkesinde, sadece manipülasyon ve dedikodularla, piyasalar bu kadar alt-üst edilebilir? Üstelik geçmişte de benzer tuzaklara defalarca düşen bir piyasanın, şimdiye kadar olanlardan hiç ama hiç ders çıkarmamış olması, “ahmaklık”tan başka anlama gelebilir mi? Pazartesi günü, (tezkere geçmediği için ekonomik paketin de ortadan kalkmış olduğuna dair haber ve yorumlar yüzünden, Borsa bilmem kaç puan düşüyor, faizler 10-15 puan artıyor, Dolar bir günde yüzbin lira birden yükseliyor... Ertesi gün hazineden sorumlu bakan paketin hâlâ geçerli olduğunu ifade ediyor, hurra bütün göstergeler tersine! Borsa çıkışa geçiyor, döviz ve faiz inişe... Ama dün, bu defa paketin askıda olduğu belirtiliyor ve bütün değerler tepetaklak oluyor. Bu nasıl iştir? Bu nasıl ekonomidir? Bu kadar kırılgan, bu kadar tabansız ve ürkek piyasa ile nereye varılır? Her şeyini Amerika’nın verip vermeyeceği belli olmayan bir paketin üzerine bina etmiş bir piyasa olabilir mi? Paketinizin de, dövizinizin de, faizinizin de adı batsın! Yıllardan beri hep aynı dolaplar döndürülüyor. Bir fısıltı, bir dedikodu, bir yalan haber her şeyin karışmasına yetiyor. 2001’deki bir anayasa kitapçığının fırlatılması meselesi, hazineden 55 milyar Dolar’ın uçmasına yetmişti. Yani milli gelirin dörtte biri! O günlerde 1 milyon 740 bin liraya fırlayan Dolar, bugünlerde de aynı noktaya gelmeye çabalıyor. Türkiye’nin zayıf karnını keşfedenler oyunu iyi oynuyorlar. Kuzey Irak’ta bir provokasyon, sözüm ona derecelendirme kuruluşundan bir not düşürme tehdidi, Bush’un adamlarından bir salvo... Ve içerdeki spekülatörlere gün doğuyor. Son 10 yılda üretimi, milli potansiyeli harekete geçirmeyi bir tarafa bırakıp sadece döviz ve faize çalışan rantçılığı tek yol seçen ekonomik sistem, saplandığı bataklıkta çırpındıkça daha da batıyor. Devletten düşük faizle aldıkları parayı birkaç misli pahalılıkla satan tefeci zihniyetli, spekülatör ve para babalarından bazıları, önce kamu ekonomisini felç ettiler, ardından kendileri de battılar. Ama hâlâ daha ayakta olanlar, piyasalara aman vermiyorlar. Eğer bu hükümet gerçekten ülkeye faydalı şeyler yapmak istiyorsa, evvela bu spekülatörlerin istismar yollarını tıkamalıdır. Başka ülkelerde savaşa giriliyor diye piyasalar sarsılırken, Türkiye’de tam tersine savaşa girilmediği için ekonomik dengeler allak bullak oluyor! Ve bu garabeti, sayısı her geçen gün artan ekonomi simsarları çeşitli teorilerle yorumlamaya çalışıyor. Yok efendim iyimserlikmiş de, yok güvensizlik havasıymış da, yok beklentileri satın alıyormuş da, falan feşmekan... Bunların pek azı doğru, çoğu yalan. Gerçek olan bir şey var, o da spekülasyon ve provokasyon! Bunu yapanlara bir sıfat bulmakta doğrusu zorlanıyorum. Bizim bildiğimiz “savaş zenginleri”ne iyi gözle bakılmadığıdır. Kimilerinin nazarında, savaş sebebiyle fırsatçılık yapıp, vurgunlar vurarak zengin olanların suçu hırsızlıktan daha büyük ve ahlaksızca bir şey. Ama şimdilerde bu fırsatçıların, nebbaşları (ölü soyguncuları) bile gölgede bıraktıklarını görüyoruz. Eğer bunların çanına ot tıkanmazsa vay halimize! Daha önce de siyasetçilerin her fırsatta laf olsun diye “Devletimiz Bööyyüktür...” nevinden nutuk çektiğini bu köşede yazdım. Devletimiz bööyyüktür ama, dertlerimiz de bööyyüktür. Ve bööyyük devletin ekonomisi Amerika’dan gelecek 5-6 milyar Dolarlık hibe paketine emanet edilemez. Eğer böyle yapılırsa sermaye gerçekten kediye yüklenmiş olur! Onun için yöneticilerimiz bir an evvel bööyyük devlet ricali gibi hareket etsin, provokasyonları etkisiz hale getirsin. Tabii vatandaşlar olarak biz de bööyyük devlete mensup olmanın adabını öğrenelim. Daha dün 88. yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi sırasında, düşman mevzilerine peksimet fırlatan şehit ve gazi ecdadımıza layık olmaya çalışalım...
Reklamı Geç
KAPAT