BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tıpkı Türkiye’deki gibi...

Tıpkı Türkiye’deki gibi...

Malûmu ilân da olsa biz bu kaotik ortamda bir kez daha tekrar edelim: Kısa ve spekülatif amaçlı kazançlar için ülkelere giren uluslararası paranın pek de o ülkelere yar olmadığını...



Malûmu ilân da olsa biz bu kaotik ortamda bir kez daha tekrar edelim: Kısa ve spekülatif amaçlı kazançlar için ülkelere giren uluslararası paranın pek de o ülkelere yar olmadığını... Çünkü, ‘sıcak para’ olarak adlandırılan bu paralar girdikleri ülkelerdeki ekonomik ve siyasi göstergeler kötüye gitmeye başladığında hızla o ülkeleri terk ederler. Tıpkı ülkemizdeki gibi... Hemen akabinde o ülkeler ya kriz ortamına sürüklenir ya da mevcut krizler derinleşir. Sonunda ise, kısa vadeli ve spekülatif amaçlı bu fonlar, gelişmekte olan ülkelerin para ve sermaye piyasalarında yapılan manüpülatif oyunlarla bu ülkelerin önde gelen sanayi ve banka kuruluşlarını bir bir ele geçirir. Tıpkı ülkemizdeki gibi... Bitmedi... Dahası var... Bu tür ülkelerin ödemeler dengesi hep açıktır. Kapatmak için yine de ‘sıcak para’ya el edilir. Ama onun da bir şartı vardır: Düşük kur yüksek faiz! Tıpkı -dün ve dahi bugün- ülkemizde olduğu gibi... Böylece, bir taraftan ülke kaynakları (vergi ve diğer gelirler) yabancılara transfer edilirken, diğer taraftan yüksek reel faiz ortamı üretim maliyetlerini yükseltmektedir. Bu da insanların üretim alışkanlıklarını kaybedip, borsa ve faizle yabancıların peşine takılıp spekülatif kazanç peşinde koşmalarına neden olmaktadır. Tıpkı ülkemizde olduğu gibi... Marifet ise sıcak paranın sıcak sıcak çıkmasına engel olmaktır. Diğer bir deyişle, yabancı yatırımcıların, sıcak para enjekte ettikleri bu ülkelerin para ve sermaye piyasalarını kumarhane gibi görmeleri ya da kumarhane havasına sokmalarını engellemektir. Bu demek değildir ki, yabancı fonların girişleri yasaklanmalı. Bilakis, kısa vadeli ve spekülatif yatırımlar yerine, onları uzun vadeli yatırımlara (özellikle sabit yatırım mallarına) dönüştürebilmek için gereken yasal düzenlemeler yapılmalı ve idari tedbirler alınmalıdır. Diğer yandan devlet bütçesinin faiz ve borç sarmalından kurtulması için reel sektörü destekletip üretimi artırmak, kamu harcamalarını ise artan vergi gelirleri ile finanse etmek en sağlıklı yol olsa gerektir. Tıpkı bu günlerde ülkemizin ihtiyaç duyduğu gibi... Aksi halde; ¥ Reel sektörü bankaların, ¥ Bankaları da yabancı fonların ve hükümet politikalarının, kıskacından kurtarmadan mevcut haliyle ekonomiden -bugün vergi barışı, yarın vergi yarışına rağmen- yeterli verginin alınması mümkün olmaz.. ...Ve daha kötüsü olarak; ¥ Problemlerin çözülmesi, borçların ödenmesi istikbale bırakılır ve, ¥ İcraat günü kurtarmaya yönelik olmasa, giderek sosyo-ekonomik meselelerin altında erimeye başlayan toplum, uzun bir arayış sonucu yeni bulduğu liderinden de bıkarak, rejim arayışı platformuna girer ki, bu da mevcut rejimin iflasından başka bir şey değildir! Asla ülkemizde olmasını istemediğimiz gibi...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT