BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > ABD’nin Irak operasyonu

ABD’nin Irak operasyonu

Saddam Hüseyin’e verilen 48 saatlik sürenin dolmasından takriben bir buçuk saat sonra, 20 Mart 2003 Perşembe sabahı saat 04.32’de, Irak’a karşı operasyonun başlatıldığını ve TBMM’de aynı gün öğleden sonra, ABD’ye hava sahasını açan, Türk askerine de yurt dışına gitme izni veren tezkerenin 202 Hayır, 1 Çekimser oya karşı 332 Evet oyu ile kabul edildiğini biliyoruz.



Saddam Hüseyin’e verilen 48 saatlik sürenin dolmasından takriben bir buçuk saat sonra, 20 Mart 2003 Perşembe sabahı saat 04.32’de, Irak’a karşı operasyonun başlatıldığını ve TBMM’de aynı gün öğleden sonra, ABD’ye hava sahasını açan, Türk askerine de yurt dışına gitme izni veren tezkerenin 202 Hayır, 1 Çekimser oya karşı 332 Evet oyu ile kabul edildiğini biliyoruz. Ayrıca geçen yılın Kasım ayında, BM Güvenlik Konseyi’nin oy birliği ile kabul ettiği 1441 Sayılı Kararı ile Saddam Hüseyin’in silahsızlanmak veya buna yanaşmadığı takdirde “Ciddi sonuçlarla karşılaşmak şıkları karşısında bırakıldığını ve bu yükümlülükleri yerine getirmesi için kendisine 30 gün süre verildiğini ve Saddam’ın bulunacağı beyanların Güvenlik Konseyinin 1991 Tarihli ve 687 Sayılı Kararına uygun olması şartını koştuğunu hatırlıyoruz. Oysa, BM’nin Baş Silah Denetçisi Hans Blix, Saddam’a verilen 30 günlük sürenin bitiminden sonra verdiği raporlarda, Saddam’ın 1441 Sayılı Güvenlik Konseyi Kararını uygulamadığı ve 1991’den bu yana alınan 16 Karar karşısında olduğu gibi, direndiği hususunu vurguladığını, medya haberlerinden öğreniyoruz. Gerçekten, Saddam 687 Sayılı Kararda olduğu gibi birkaç füze patlatmakla ve boş kimyasal başlığı Silah Denetçilerine teslim etmekle bütün dünyayı 1990’lı yıllarda olduğu gibi, bu defa da kandıracağını zannetmiş fakat BM Güvenlik Konseyi ve AB Üyeleri arasında ikilik çıkarmayı başarmakla birlikte, bu defa ABD’nin başlattığı Silahlı Operasyonu önleyememiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin 1441 Sayılı Kararı dikkatle okunduğu takdirde, Irak’a karşı askeri harekatı başlatmak için ayrı bir karara ihtiyaç olmadığı anlaşılır. Esasen bu kararın kabul edildiği 2002 Kasım’ında Fransız Diplomatları da, zapta geçmemek kaydı ile bu kararı bu şekilde yorumladıklarını beyan ettikleri ve burada kararın gereğinin yapıldığı hususunda ispat yükünün Saddam’a düştüğünü teslim ettikleri halde, daha sonra Fransa, davranışını değiştirmiş ve bu defa bu konudaki ispat yükünü Silah Denetçilerine ve ABD’ye yüklemiştir. Bu nedenle bu satırların yazarı da Irak’a karşı Askeri Harekâta başlamak için ayrı bir Güvenlik Konseyi Kararına ihtiyaç olmadığı düşüncesindedir. Doğrusu istenirse, bugüne kadar BM Güvenlik Konseyi, silahlı operasyonu ancak Kore (1950), Irak (1991) ve Afganistan (2001) olaylarında kabul etmiş, diğer bütün savaşlar ve silahlı müdahaleler, ise bazen haklı bazen haksız olarak, BM Güvenlik Konseyi’nin açık kararı alınmadan cereyan etmiştir. En haklı hallerde bile, geçmişte başta, Soyyetler Birliği olmak üzere bütün Daimi Üyelerin veto yetkisini suiistimal etmesi, hem BM’nin itibarını sarsmakta, hem de “Meşruiyet Şartı”nın veto yetkisinin kullanılması ile önlenmesi karşısında, BM üyesi ülkeleri kendi takdir ve yorumlarına göre hareket etmeye adeta zorlamaktadır. Ne var ki yukarıda da söylediğim gibi, kanaatime göre ABD’nin bu defa Irak’a karşı başlattığı silahlı müdahale “Meşru” bir temele dayanmakta ve bu nedenle TBMM’nin “Tezkere”yi kabul etmesinde de isabet bulunmaktadır. Yazıma son verirken, ABD’nin, bugün dünyada “Tek Süper Güç” olsa bile, çıkacak bütün sorunlara tek başına karşı koyacak güçte olmadığını ve kendisinin çıkarlarına karşı yönelecek tehdit ve tehlikelerde onun da dostlara ihtiyacı olabileceğini Türkiye’ye karşı küstahlaşan sözcülerine hatırlatmak istiyorum.
Reklamı Geç
KAPAT