BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Nuri hakkında onu tanıyanlar hiç iyi şeyler söylemiyorlardı. Kimi zampara diyordu, kimi dürüst bir insan olmadığını söylüyordu. Geçimsizdi, anlayışsızdı, kimseler onu sevmezdi. Böyle birisini o titiz Behiye nasıl bulmuştu acaba?!.



Nuri, kibar ve varlıklı biriydi Hayri’yi nasıl da unutmuştu o anda, unutuvermişti. Evet o sakardı, şapşaldı, beceriksizdi, fazla yakışıklı değildi. -O zaman demek ki ortak yönlerimiz var sizinle. Ben bu ortak yönlerimizi çoğaltmak ve sizinle dost olmak istiyorum. Bunu veya buna benzer sözleri bekliyordu işte. Diğer erkeklere yaptığı nazı yapmayacaktı. Herkesten esirgediği duygularını ve yüreğini açacaktı. -Çok memnun olurum. Sizinle konuşmak, dost olmak benim için onur verici bir şey. Sevinirim... Nuri ile arkadaş olmuşlardı. Gezmeler, tozmalar derken, birbirlerinden hoşlandıklarını belirtmişlerdi. Her ikisi de birbirleri için beklenilen sevgililerdi. Bu arada Nuri hakkında onu tanıyanlar hiç iyi şeyler söylemiyorlardı. Kimi zampara diyordu, kimi dürüst bir insan olmadığını söylüyordu. Geçimsizdi, anlayışsızdı, kimseler onu sevmezdi. Böyle birisini o titiz Behiye nasıl bulmuştu acaba? İbrahim bir kez uyarmıştı Behiye’yi. Tanıdığı kadarıyla Nuri’yi anlatmış ve benim konuşmam doğru değil ama gelecekte çok pişman olursun, demişti. Onunla evleneceğine ömür boyu bekâr kal daha iyi diyenler de vardı. Behiye ve ailesi bu sözleri pek fazla önemsememişlerdi. Her düğünde böyle söylentiler ayyuka çıkardı. Nişanlılık döneminde herkes iki tarafa dedikodu yetiştirirdi. Oysa Nuri kibar ve varlıklı bir gençti. Hem Behiye seviyordu onu. Behiye’ye göre bu söylentileri çıkaran İbrahim’di. Güya bu iftiralarla nişanı bozacak ve Behiye’yi kendisi alacaktı. Duyduğu söylentiye canı sıkıldığı bir gün İbrahim’i görünce ona verip veriştirmiş, demedik söz bırakmamıştı. İbrahim bir şey söylemiyor, acıyla başını sallıyordu. Nuri’nin ailesi Behiye’yi istediğinde naz edilmemiş ve kız hemen verilmişti. Oğlanın işi vardı, kızın yaşı ileriydi, anlaşıyorlardı. O halde bu işin hayırlısıyla olmaması için bir neden yoktu. Düşmanları çatlatırcasına yapılan bir düğün. Beklenen ilk gece... Behiye, hazırladığı mezeleri Nuri’ye verdi. Duygularıyla sarsılmıştı. O adam mıydı bu?.. Nuri delişmen hareketlerle gazinonun bahçesine gitti. Nasıl beklemişti. Rüyalarının erkeğiyle kavuşacaktı. Bunca yıllık beklentiden, hayal kırıklığından, yıkıntılarından geriye hiçbir şey kalmamıştı. Artık bütün ezik bağları koparmıştı. Özgürdü, mutluydu. Güçsüzlüğünden, kaybetmişliğinden oluşan karşıt tutumu sona erecekti nihayet. Artık görünmeyen prangalar, onu sıkan duygular, başkalarına karşı olan kaba davranışlar, acılar bitiyordu; ah bitiyordu ve büyük bir boşluğa itiyordu onu. Problemlerini, bireysel açmazlarını arıyordu âdeta; her şey nasıl biterdi?.. Hem seviniyor, hem üzülüyordu. Kabuk değiştirmek acı veriyordu, ürkünç bir yalnızlıkta boğuluyordu. Bu durumu herkesin anlamasına imkan yoktu. Neydi bu boşluk?.. İşte nihayet bir koca bulmuştu, sevinçliydi, sevdiği-sevebileceği birisiyle evleniyordu. Kötü günleri, tutarsızlıkları bittiği için sevinmesine rağmen, yüreğini yalazlayan bu hüzün nedendi?.. Gelinliğiyle, durgun güzelliğiyle çok kimsenin başını döndürmüştü. İnce bir ateş, gizli bir buhran... belli etmeyecekti, en güzel günüydü bugün, gelin oluyordu. (Hayri duymuş muydu, şu an ne yapıyordu?.. Zeki nerelerdeydi?..) > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT