BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Daha sonraki günler hızla geçmişti. O artık evli bir kadındı. Gün gün kocasının o ilk gördüğünün kibarlığının karşıtı, kaba, kırıcı, alaycı karakteri ortaya çıkmış, Behiye’yi onarılmaz bir yıkıma sürüklemişti. Eski Behiye’den eser yoktu...



Kaygıları, kişisel meseleleri, insanlarla ilişkisindeki uzaklık bu geceden sonra yeni bir görünüme bürünecek miydi?.. Ömrü boyunca sevmeyi, âşık olmayı istemiş, başaramamıştı. Şimdi, kendisiyle evlenmek isteyen, bir erkekle evleniyordu. İnsanın bu anlarında duygular ne kadar karışıktı Allah’ım! Ona inanmıştı, sevgisi yalan olamazdı, emindi. Tüm gençliği gelecek hakkında hayaller kurmakla geçmişti. Umduğu ümitleri beklemenin sarsıntısı, yıpratılmışlığı, yıkılmışlığı artık bitiyordu bugün. Daha sonraki günler hızla geçmişti. O artık evli bir kadındı. Gün gün kocasının o ilk gördüğünün kibarlığının karşıtı, kaba, kırıcı, alaycı karakteri ortaya çıkmış, Behiye’yi onarılmaz bir yıkıma sürüklemişti. Fakat yorgundu, özkişiliğini koparmış, yerini bezginlik, başeğerlik, bıkkınlık almıştı. Eski Behiye’den eser yoktu. Etraf artık uysallaşan, olgunlaşan Behiye’den söz ediyordu ama o yalnızca bittiğini biliyordu. Kocası yüz kızartıyor, kalp kırıyor, patavatsız konuşuyor, kaba hareketlerde bulunuyordu. “Ben seni güzelliğin için almadım, zaten o kadar güzel değilsin. Yaşım otuzu çoktan geçmişti, hemen bir zengin kız bulmalıydım. Senin de otuzunu bulduğunu, evde kalmak üzere olduğunu, kırıcı ve gururlu bir yapıya sahip olduğunu biliyordum. Seninle paran için evlendim. Ama fena mı seni evde kalmaktan kurtardım. Yoksa asla evlenemezdin sen.” Kocasının bu sözlerine karşılık vermemişti, susmuştu, yüreğine akıtmıştı. “Beni çıldırtıyorsun, sen kimseyle geçinemezsin. Trende seni ilk gördüğüm zaman, ben sana değil, kardeşine, İlknur’a bakıyordum. Senin bana baktığını görünce, hedefime seninle daha kestirmeden ulaşacağımı anladım. Ha o, ha sen, ikiniz de Reşat Bey’in kızı değil miydiniz?.. Benim için farketmezdi.” Kimseye anlatamadığı, söyleyemediği, açılamadığı dertlerin odağıydı bu haykırışlar. O eski Behiye nerede kalmıştı?.. Nuri herkesi küçümsüyordu. Behiye’yi, annesini, babasını, kardeşlerini, herkesi. “Baban para düşkünü, bencil, egoist biri değil mi?.. Annenle parası için evlenmiş, o bile yapmış bunu, benim yapmam doğal değil mi?.” Bunları söylüyordu ama yüzlerine karşı gülüyordu. “Annen çirkin senin, babanda da hiç zevk yokmuş.” Behiye bunları hak edip etmediğini düşünüyordu sürekli. Terkettikleri erkekler, Hayri filan hep ilenmişler miydi acaba?.. “İlknur kendisini bir halt sanıyor, Celal’le kırıştırırken, başka erkeklerle konuşuyor. Her erkeği elinde oyuncak görmek sevdalısı, Celal de budalanın biri. Budala olmasa yazar olacağım diye uğraşmaz, onun her tarafı yazar olsa ne olur?..” Kaç gece ağlamıştı odasında, çekecek çilesi mi vardı da onca erkekten sonra bu Nuri gibisine düşmüştü. Ah keşke o düğün öncesi yapılan uyarılara kulak verselerdi. Ailecek bir yanılgının peşine düşmüşlerdi. İbrahim ne kadar haklıydı, zavallı İbrahim. “Diğer kardeşlerin de aynı senin, şimdiden sokak kızı olmuşlar.” Arkalarından konuşup yüzlerine gülmeyi zaman geçince bırakmıştı. Artık yüzlerine karşı istihzalı davranmaya başlamıştı. Açıktan açığa alay ediyor, önüne geleni, Reşat Bey’i, annesini, kardeşlerini, akrabalarını, hattâ onlara gelen misafirleri bile küçümsüyor, bozup atıyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT