BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kuzey Irak'a girmemiz neden istenmiyor?

Kuzey Irak'a girmemiz neden istenmiyor?

Türk medyası, ısrarla bir yanlışı savunmaya devam ediyor... O yanlış şudur; "Eğer, Türkiye ABD askerlerini topraklarında konuşlandırıp Kuzey Cephesini açmış olsaydı, Türk askerleri de herhangi bir engele takılmadan Kuzey Irak'a girebilecekti..." Bu görüşü seslendirenler, ne tarihi gerçekleri göz önüne alıyorlar, ne de emperyalist güçlerin bölge ile ilgili planlarını algılayabilmişler! Çünkü onlar kendi inceleme ve araştırmalarından ziyade, hayranlık duydukları "Türkiye Uzmanları"na, yani Abramowitz'e, Makowsky'ye, Fuller'e, yahut "Karanlıklar Prensi" Perle'a, eski Amerikan elçileri Grossman ya da Parris'e, veyahut Lehman Brothers gibi uluslararası yatırım kuruluşlarının raporlarına kulak verirler.



Türk medyası, ısrarla bir yanlışı savunmaya devam ediyor... O yanlış şudur; "Eğer, Türkiye ABD askerlerini topraklarında konuşlandırıp Kuzey Cephesini açmış olsaydı, Türk askerleri de herhangi bir engele takılmadan Kuzey Irak'a girebilecekti..." Bu görüşü seslendirenler, ne tarihi gerçekleri göz önüne alıyorlar, ne de emperyalist güçlerin bölge ile ilgili planlarını algılayabilmişler! Çünkü onlar kendi inceleme ve araştırmalarından ziyade, hayranlık duydukları "Türkiye Uzmanları"na, yani Abramowitz'e, Makowsky'ye, Fuller'e, yahut "Karanlıklar Prensi" Perle'a, eski Amerikan elçileri Grossman ya da Parris'e, veyahut Lehman Brothers gibi uluslararası yatırım kuruluşlarının raporlarına kulak verirler. Onlara neredeyse kayıtsız şartsız inandıkları için de şunu peşinen kabullenmiştir; (Amerika nasıl olsa bir-iki hafta içinde Irak'ı teslim alacak. Saddam da ya ölmüş olacak veya yargılanacak. Onun rejimi yerine de demokratik(!) bir düzen kurulacak... Irak'ın yeni yönetimi tabii ki, kayıtsız şartsız ABDye bağlı olacak. Ondan sonra da..." Kâğıt üstünde ne kadar kolay değil mi? Hatta Pentagon'un asıl patronu kabul edilen Wolfovitz ve ekibi, bu zokayı dünyaya bonbon şekeri diye yutturmak için, istila planlarına resmi raporlarda "DEMOKRATİK EMPERYALİZM" ismini vermiş! Güldüğünüzün farkındayım ama, gerçekten bu isim verilmiş. İşte bu, "demokratik emperyalizm"in Irak versiyonunu birkaç günden beri seyrediyorsunuz. Misket bombalarıyla (Ki, Lahey sözleşmesine göre bu çeşit silahların savaşta kullanılması yasaktır. Çünkü bu bomba, binden fazla küçük bomba haline gelip çok daha öldürücü oluyor (yani kitlesel imha) ve bu küçük bombaların yüzde onu da patlamadan kaldığı için mayın olarak, bilhassa siviller için ölüm tarlasına dönüşüyor. Ve bunların rengi de yiyecek paketleri gibi sarı renkte... Vahşete bakın! (Saddam'ın silahlarından farksız.) 9.5 tonluk korkunç bombalarla Irak'a demokratik emperyalizm taşınmış durumda. Hani bu bombalar akıllı idi, sivillere zarar vermeyecekti? Ama görülüyor ki, bombalar kendilerini kullananların aklı gibi yolunu şaşırmış. İran'ın Hürremşehr kentine, Urfa'nın Birecik ve Viranşehir ilçelerine, Suriye topraklarındaki yolcu otobüsüne kadar her yere düşüyor! Neyse konuyu dağıtmayalım. Daha 1880'lerde Hakkari'de temsilcilik açarak bölge ile ilgili çalışmaları başlatan Amerika, sanıldığı gibi tezkereden sonra değil, başından beri Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesine karşıdır. Körfez savaşı ile birlikte palazlandırdığı bazı Kürt aşiretlerine orada devlet kurdurmak için değil. Bu noktaya bilhassa dikkatinizi çekmek isterim! Bu bölge üzerindeki esas strateji, İsrail hesabına şekillendiriliyor. Evet, yanlış okumadınız İsrail hesabına. Hem bu öyle fazla gizli kapaklı da değil. İsrail açık açık Kuzey Irak toprakları üzerinde hak iddia ediyor. Yani diyor ki, oralar bir zamanlar Yahudi toprağı idi. Eh, eskiden Yahudi toprağı ise ilerde niye olmasın. Hem sonra, Nil'den Fırat'a kadar olan "Vaadedilmiş Topraklar" nerelerde bulunuyor? Konuyu yine dağıttığımı sanmayın bir noktaya bağlayacağım! Evet, bazı kalemlerin tam bir teslimiyetle bağlılık gösterdikleri ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, Pentagon Başdanışmanı Richard Perle ve Dışişleri Bakan Müsteşarı Douglas Feith'in eski başkan Clinton'ı Saddam'ın üstüne salmak için çok uğraştıklarını, bununla da yetinmeyip asıl vatanlarına (Üçü de Musevidir çünkü...) hizmet için İsrail eski başbakanı Netenyahu'ya rapor hazırladıklarını hatırlattıktan sonra şu soruyu soralım: Türkiye'nin bir şekilde etkili olması halinde, Kuzey Irak'ta "Yahudi toprağı tezi işlerlik kazanabilir mi? Yahut böyle bir tez kolay kolay hayata geçirilebilir mi?" Ey ilgililer, bilgililer ve de yetkililer bu hususu dikkatlerinize özellikle sunuyorum! Gelelim ikinci hususa, daha önce de yazdığımız gibi, Washington ve Londra'da yapılan hesaplar Bağdat'tan dönerse, en azından hesapların tutması tehlikeye girer gibi olursa, ne olacak? O zaman Türkiye'nin (daha etkili desteğine) ihtiyaç duyulursa, şimdi "Türkiye kaybetti... Her şey bitti!" ahkâmını kesenler ne diyecek acaba?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT