BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Onlar konuşuluyor

Onlar konuşuluyor

Sahiplerini bulan 75. Oscar Ödülleri'nin, bu zamana kadar verilen en "adil" ödüller olduğu görülüyor. En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu ve diğer dallardaki ödüllerle pek de eleştiri konusu olmayan ödül dağıtımından sonra konuşulan birkaç isim ve film dikkat çekiyor. En iyi film dalında ödül alan "Chicago", en iyi yönetmen ödülünü "Piyanist" ile evine götüren Roman Polanski, en iyi erkek oyuncu ödülünü bu filmdeki rolüyle alan Adrien Brody, en iyi kadın oyuncu ödülünü "Saatler" filmindeki performansıyla alan Nicole Kidman kadar, Pedro Almadovor, Catherine Zeta-Jones gibi sanatçılar da Oscar'ın adından en çok söz ettiren isimler arasında bulunuyor. Oscar ödül töreni öncesi, törenin düzenlendiği salon önündeki savaş karşıtı gösterilerle renklenen, salonda ise "Benim Cici Silahım" adlı dokümanter çalışması ile uzun zamandır adı gündemde olan Michael Moore ile en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Adrien Brody'nin ağır eleştirileri programın en çok konuşulan bölümlerinden birini oluşturdu. Susan Sarandon ve Tim Robbins'in elektrik enerjisi ile çalışan arabalarıyla törene gelerek ABD'nin Ortadoğu petrolü politikasını protesto etmesi ile önemli notlar arasında yer alıyordu. Ulusal muhafız güçleri ile polisin salon dışında savaş karşıtı protestolara karşı sıkı tedbirler alması, sanatçıların savaş karşıtı söylemleri en çok konuşulanlar arasında yer alıyor.



Nazi kampından Oscar'a ‘The Pianist’ (Piyanist) filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazanan Roman Polanski, II. Dünya Savaşı patlak vermeden iki yıl önce ailesiyle birlikte anayurtları olan Polonya'ya döndü. Nazi işgali sırasında hayatının bir kısmı kamplarda geçti. Rus asıllı annesi Bula'nın sekiz aylık hamileyken Auschwitz kampında ölmesi üzerine kamptan kaçan Roman, bir süre Polonya'nın küçük kasabalarında katolik ailelerin yanında kaldı. 1950'li yıllarda çeşitli oyunculuk deneyimleri edinmeye başladı ve ardından Lodz Film Okulu'ndaki eğitim aldı. Berlin'de kazandığı prestijli ödüllerin ardından 1968 yılında Hollywood'a gitti. Hayatı trajedilerle olduğu kadar ödüllerle de dolu olan yönetmen, son alarak "Piyanist" adlı filmiyle katıldığı 55. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ile ödüllendirilmişti. Kidman, kendini ispatladı Yıllardır adı Tom Cruise ile birlikte anılan Nicole Kidman, boşandıktan sonra kendi ayakları üzerinde de durabileceğini kanıtlamak için var gücüyle çalışıyordu. İlk ödülünü genç yaşta, 14'ündeyken Sydney Tiyatro Eleştirmenleri'nden alan Kidman, başarılı oyunculuk kariyerini adı uzun yıllar birlikte anılacağı Tom Cruise ile aldı. Başından beri en büyük kaygısı, Tom Cruise gibi yıldız bir oyuncunun gölgesinde kalmaktı. "Emerald City", "Far and Away", "Flirting", "My Life", "Batman Forever" oynadığı bazı filmlerdi. Peş peşe iddialı filmlerde oynamaya başladı. "Moulin Rouge", "The Others" bir hayli ses getirdi. Önceki gece verilen Oscar ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödülünü "The Hours" (Saatler) filmindeki performansıyla kazanan Nicole Kidman, bir kez daha başarısını kanıtlamış oldu. 'Tabu yıkan' Almodovar... İspanyol sinemasının öteki yüzü Pedro Almodovar da Oscar ödülüne layık görülenlerdendi. Son filmi "Talk to Her- Konuş Onunla" ile Türk sinemalarına da konuk olan yönetmen En İyi Özgün Senaryo ödülünü ülkesine götürmeyi başardı. İspanyol Pedro Almodovar, henüz on altısında tek başına ve beş parasız Madrid'e yerleştiğinde tek bir hayali vardı: Sinema eğitimi alacak ve film çekecekti. Yazdı ve yönetti. Yeni hikayelere ilham verecek kadar çok yaşadı. Önce ülkesinde, sonra kıtasında tanındı. Almodovar'ı fazla uçuk, kaçık, hatta "sapık" bulanlar bile, onun filmlerini ya da genel yaklaşımını tartışmaktan uzak kalamıyordu. Bütün filmlerinde şoke etmek, tedirgin etmek amacını güttü. Kitsch ile bayağılık, melodram ve haince bir komikliğin karışımı içinde her şeyi sundu. Tabuları yıkan yaklaşımı onu dünyaya tanıttı. Jones'la müzikal keyfi Bir zamanlar altın çağlarını yaşayan müzikaller, seyircinin ilgisizliği sonunda iş yapmaz hale gelince uzun süre ortadan kaybolmuşlardı. 1996 yılında Madonna'nın oynadığı "Evita", hasılat yönünden yakaladığı göreceli başarı ile bu gidişi tersine döndürdü ve geçen sene izlediğimiz "Moulin Rouge" ile birlikte müzikaller yeniden canlanmaya başladı. Ardından Catherine Zeta-Jones'un başrolünde oynadığı "Chicago" filmi unutulmaz müzikaller listesinde yerini aldı. Tabii bu film 15 yaşında "42. Cadde" müzikalindeki rolü ile sanat hayatına başlayan Jones için farklı bir anlam taşıyordu hiç şüphesiz. "Chicago" müzikaliyle en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü kazanan Catherine Zeta-Jones, genç yaşına rağmen Velma Kelly karakteri ile kariyerine yeni ve önemli bir başarı daha eklemiş oldu. Amerikan eleştirisi Amerika'nın Irak'ı bombaladığı şu günlerde yazar ve yönetmen Michael Moore'un "Bowling for Columbine/ Benim Cici Silahım", belgesel dalda Oscar'a uzandı. Belgesel, 11 Eylül olaylarının ardından yaşanan kaotik ortamda, mutluluk arayışının yanısıra halen süregelen şiddet eğilimini, korkuyu ve beraberinde getirdiği silahlanmayı, derinlere inerek inceliyordu. Aykırı kimliği ve olaylara bakışıyla farklı bir perspektif çizen Michael Moore, adını, ABD Başkanı Bush hakkında yazdığı eleştiri kitabı olan "Aptal Beyaz Adamlar”la adını duyurmuştu. Bu yıl "Benim Cici Silahım" isimli dokümanter çalışmasıyla en iyi belgesel Oscar'ını alan Michael Moore'un, ABD gündemini sarsan eseri "Stupıd White Men", geçen yıl, Ayşe Göktürk Tunceroğlu'nun tercümesi ile Babıali Kültür Yayıncılığı (BKY) kitapları arasında çıkmıştı. "Aptal Beyaz Adamlar" ismini taşıyan eser, ilk yayımından itibaren ABD'de en çok satan kitaplar arasında yer alıyor. 2000 yılındaki ABD başkanlık seçimlerinin analizi olarak başlayan fakat yazarın keskin ve sivri kaleminden pek de kimsenin kurtulamadığı kitabın basımı aşaması da ses getirmişti. Mütercim Tunceroğlu, kitabın tamamına katılmadığını belirterek, "Türk okuyucusuna Amerika hakkında değişik bir pencere açılmasının yararlı olacağına inanıyorum. Şimdiye kadar rüyalar ülkesi, fırsatlar ülkesi olarak tanınan ABD'yi, liberal-solda bir Amerikan aydınının 'hiciv' markalı gözlüğüyle görmek, sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için gereklidir" diyor. (BKY, 0 212 454 21 65)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT