BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Bu, bizim savaşımız değil...”

“Bu, bizim savaşımız değil...”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, dün Diyarbakır’da, dost-düşman herkese çok açık ve net mesajlar verdi. Dedi ki: “Bu savaş bizim değil. Bu bizim işimiz değil...” Silahlı Kuvvetlerin en yetkili ağzı olarak Özkök, bu sözlerle, Türkiye’nin, Amerika ve İngiltere’nin başlatmış olduğu kirli savaşın dışında olduğunu hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortaya koymuş oldu.



Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, dün Diyarbakır’da, dost-düşman herkese çok açık ve net mesajlar verdi. Dedi ki: “Bu savaş bizim değil. Bu bizim işimiz değil...” Silahlı Kuvvetlerin en yetkili ağzı olarak Özkök, bu sözlerle, Türkiye’nin, Amerika ve İngiltere’nin başlatmış olduğu kirli savaşın dışında olduğunu hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortaya koymuş oldu. Buna delil olarak da şunları belirtti; “Askerlik süresini uzatmadık. İzinleri kaldırmadık. Terhisleri durdurmadık. Olağanüstü hal veya sıkıyönetimi düşünmüyoruz. Yani her şeyimiz şeffaf...” Org. Özkök, basın açıklamasında, birçok önemli noktanın altını çizdi. Bunların başında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a giriş meselesini çok sarih ifadelerle anlattı. Özetle, Biz Kuzey Irak’ı işgal etmek veya orada tampon bir bölge kurmak niyetinde değiliz. Irak’la ilgili hiçbir gizli emelimiz yoktur. Biz oraya, herhangi bir göç dalgasına karşı insani yardım maksadıyla, ayrıca kendi güvenliğimiz için, halen orada bulunan askeri unsurlarımızın herhangi bir saldırıya uğraması, o bölgede bulunan silahlı grupların birbiriyle çatışması veya bu grupların sivil halka saldırıda bulunması ihtimaline karşı gerekli tedbirleri almak üzere, şartların ortaya çıkması halinde gireceğiz. Bütün bu gerçekler orta yerde iken ve Türkiye her şeyi samimiyetle bütün taraflara yansıtmış olmasına rağmen, “Bazı dost, müttefik ülke ve kurumların Türkiye’ye karşı üzücü, hatta kırıcı beyanlarda bulunmasını, denizler ötesinden gelip tehdit var diyenlerin, yanıbaşımızda bize yönelen tehdidi inandırıcı bulmamalarını anlayamıyorum” diyen Org. Özkök, bir de önemli ikazda bulundu ve dedi ki: “Savaşın belli olmayan şartları sebebiyle, olaylar kontrol dışı kaldığında, umarım bu dostlarımız bizden bu şeyleri yapmamızı istemek zorunda kalmazlar...” Genelkurmay Başkanı ayrıca, “Bazı menfaat odaklarının yönlerdirme ve saptırmalarına rağmen”, Türkiye’nin stratejik öneminde herhangi bir azalma olmadığını, silahlı kuvvetlerimizin her türlü plan ve hazırlığını tamamlamış olduğunu, dolayısıyla herkesin rahat ve huzurlu olmasını da ifade etti. Org. Özkök’ün bu mesajı, neredeyse ABD’nin beşinci kolu gibi çalışan bazı gazeteci ve işadamlarına da önemli ve anlamlı dersler veriyor. Dün Star Gazetesi’nden Bilal Çetin’in de yazdığı türden, gazeteci ve işadamları... Türkiye’nin ABD’den 90 Milyar Dolar istediğini iddia ederek, hükümetle dalga geçmeye kalkan bu gazeteciler, ABD ve İngiltere’nin Irak’ta 900 milyar dolarlık pastayı bölüşme planından hiç mi hiç bahsetmiyorlar. Umm Kasr kasabasını yakıp yıkan ABD, buranın onarılması(!) için ilk ihaleyi 4.8 milyon dolara Amerikan firmasına verdi bile!.. ABD’nin kirli savaşı kontrolden çıkmak üzere! Evet, kirli savaş kontrolden çıkmak üzere. ABD’nin; isabet derecesiyle böbürlendiği ve propaganda ile pek çok saf insanı da inandırdığı, “Akıllı Bombaları” akılsızca ve vahşice kullanılıyor. Dün bunlarla Bağdat’ta bir pazar yeri bombalandı. İlk habere göre en az 15 sivil öldü... Tıpkı 1990’lı yılların ortasında Sırpların Saraybosna’da yaptığı katliam gibi. ABD daha önce de Vietnam’da napalm bombaları ile bu ülkenin ormanlarını yakmıştı. Ama sonuçta kendisi hezimete uğramıştı. Saraybosna’da pazarı bombalayan Miloşeviç şimdi Lahey’de yargılanıyor. Bakalım Bush da yargılanacak mı? Basına brifing veren Amerikan subayı, büyük pişkinlikle şunları söyleyebiliyor; “Bağdat’ta ölen sivilleri biz vurmadık. Onları Iraklı askerler vuruyor...” Yuh be! Bu kadarı da olmaz. Dün Sabah Gazetesi’nde Ali Kırca’nın da yazdığı gibi eğer El Cezire televizyonu olmasaydı, ABD ve İngiltere, CNN ve BBC’yi yanına alarak zaferini ilan etmiş olacak ve dünyayı kandırabilecekti. Ama olmadı ve olamayacak. Dünyayı kandırmak artık kolay değil. Baksanıza Avrupalılar BBC ve CNN’e inanmadıklarından, savaşın gerçeklerini öğrenmek için El Cezire televizyonuna abone oluyorlar. Abone sayısı son günlerde 4 milyona fırlamış... Yani ortaklar batağa fena saplandı. Bu kadar da erken beklenmiyordu doğrusu!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT