BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yanlış hesap Bağdat’tan döner

Yanlış hesap Bağdat’tan döner

Bir haftadır Irak’ta beklemediği bir direnişle karşılaşan müttefiklerin savaşla ilgili bütün planları alt üst oldu Kayıplar peş peşe Savaş başlamadan önce “10 günde Irak’ı alırız” diyen koalisyon güçlerinin ilk haftalık bilançosu kendileri açısından bir fiyasko ile bitti. Daha, güneydeki küçük kasaba ve şehirleri bile ele geçiremeyip etrafından dolaşarak Bağdat’a ilerleyen ABD ve İngiliz orduları, kendilerine katılmasını bekledikleri halkın direnişi ve verdikleri kayıplarla büyük bir şok yaşadı. ‘Suçlu Rumsfeld’ “Sadece askeri birimler hedef alınacak” sözüne rağmen daha ilk günden sivillerin ölmesi ise, müttefiklerin diğer bir başarısızlığıydı. Şehirleri bir türlü ele geçiremeyen ABD ve İngiltere, ülkelerinden ek kuvvet istemek zorunda kaldılar. Bush’un yanı sıra dün de Blair savaş için ek bütçe çıkarttı. Powell ise, savaştaki başarısızlığın Rumsfeld’e ait olduğunu söyledi.



20 Mart Perşembe sabahı 04.32’de Bağdat’a atılan ilk bombayla başlayan Irak savaşının 1 haftası geride kaldı. ABD ve İngiltere’den oluşan müttefik kuvvetler, savaş öncesi “10 gün içerisinde Irak’ı teslim alırız” demelerine rağmen, Irak halkının direnişi ile karşılaşınca “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” atasözü bir hafta içerisinde doğrulanmış oldu.Geride bıraktığımız bir hafta boyunca savaşın gidişatı hakkında taraflardan farklı bilgiler yansıdı. Basra Körfezi kıyısındaki Umm Kasr kasabası ile Fav yarımadası ile Basra kentleri önce “düşürüldü” denildi, ancak bir gün sonra burada halk direnişi başlayınca müttefiklerin çok zorlandıkları ortaya çıktı. Ayaklanma plânı yattı ABD savaş plânlarında temel öneme sahip Irak’ın Şii nüfusu da koalisyon güçlerinin hesaplarını alt üst etti. Şiilerin, saldırıyla birlikte Saddam’a karşı ayaklanacağı beklenirken, aksine ABD ve İngiliz birliklerine karşı Irak ordusu yanında direnişe katıldılar. Irak’ta etkin birer toplumsal güç olan aşiretler de istilaya karşı çıktı. Saddam Hüseyin’in doğum yeri olan Tıkriti şehrinde Saddam’ın da mensubu olduğu aşiretin geleneksel hasmı olan aşiretlerin de ABD karşısında direniş içinde olduğu haberleri müttefiklerin iyice moralini bozdu. ABD ve İngiliz birlikleri güneyden başlattıkları harekâtta, Fırat nehri boyunca uzanan kentlerde direnişle karşılaşınca, Basra, Nasıriye, Samava ve Necef ele geçirilmek yerine kuşatma altına alındı. Ancak son iki gündür yaşanan kum fırtınaları koalisyonun ilerleyişine büyük darbe indirdi ve müttefikler duraklamak zorunda kaldı. Akıllı bombalar sapıttı ABD ve İngiltere’yi dünya halkları karşısında zora sokan bir diğer durum ise sivil kayıplarında yaşandı. “Sadece askeri hedefleri” vuracağız teminatı ile savaşı başlatan müttefiklerin attıkları yanlış füzeler sebebiyle ilk bir hafta içerisinde yüzlerce sivil öldü, binlerce sivil de yaralandı. ABD ve İngiliz birlikleri arasında koordinasyon meselesinden kaynaklanan kazalar bir yana ABD’nin “akıllı bombaları”nın sivil hedeflere yönelmesi koalisyonun sözcülerini zor durumda bıraktı. Özellikle Bağdat’ta pazar yerini vuran ve en az 15 sivilin ölümüne 30 kişinin yaralanmasına yol açan füze saldırısı büyük tepkilere yol açtı. Powell: Asıl suçlu Rumsfeld ABD’nin Irak savaşında şimdilik “başarısız” olarak gözükmesi Beyaz Saray’da da suçlu aranmasına yol açtı. ABD Temsilciler Meclisi’nde savaşla ilgili bilgi veren ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, savaş sonrası Irak’ı BM’ye teslim etmeyeceklerini söyledikten sonra savaştaki başarısızlıkla ilgili sorulara muhatap kaldı. Senatörlerin Türkiye’yi suçlar nitelikteki sorularıyla karşılaşan Powell, suçlunun Pentagon ve onun başında bulunan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld olduğunu dile getirdi. İki Körfez Savaşı arasındaki farklar Saddam Hüseyin ve Irak’ta rejim değişikliği hayata geçirmek için savaş açan isimler, baba Başkan Bush döneminde de yönetimdelerdi. Oğul Bush’un savaş kabinesinin ileri gelenlerinden Başkan Yardımcısı Dick Cheney, baba Bush zamanında Amerikan Savunma Bakanı, şimdiki Dışişleri Bakanı Colin Powell, dönemin Genelkurmay Başkanı, Paul Wolfowitz ise hem günümüzde hem de o dönemin Savunma Bakan Yardımcısıydı. Savaş kabinesinin fazla değişmemesine karşılık, halen devam etmekte olan Irak operasyonu ile 12 yıl önceki Körfez Savaşı arasında pek çok noktada önemli farklılıklar bulunuyor... 12 yıl önceki Körfez Savaşı’nda, haftalarca sürecek hava akınlarıyla, Irak birliklerine mümkün olduğunca fazla kayıp vermesini sağlamak ve daha sonra başlayacak kara harekâtıyla, son darbeyi vurmak şeklindeydi. 1991’deki savaşta kara harekâtına, askeri operasyona başlanmasından ancak altı hafta sonra (44 gün sonra) girişilmişti. Halbuki bu savaşta hava saldırılarının başlamasıyla birlikte kara harekâtı da ilk 24 saat içinde başladı. Askeri alanda Ordunun kayıp vermeye başlaması ve esir görüntülerinin TV’lere yansıması üzerine, ABD ordusunun savaş stratejisi kendi basınında da tartışılmaya başlandı. Amerikan ordusunun kayıp vermeye başlaması Irak’ta uygulanan savaş stratejisi, Amerikan basınında 12 yıl önceki stratejiyle birlikte tartışılmaya başlandı. Irak’ta halk tarafından kurtarıcı gözüyle karşılanacaklarını zannederek, savaş planını bu bakış açısından hazırlamışlar ve şehirlere birden girmek istediler. Bu defa da Amerikan ve İngiliz kuvvetleri pek çok cephede birden savaşmak zorunda kaldılar. Diplomatik destek yok! ABD bu sefer hem diplomatik desteğe hem de uluslararası kamuoyu desteğine sahip değil. Askeri müdahale için BM Güvenlik Konseyi’nin onayının alınmamış olması, devletler hukukunun ihlal edildiği tartışmalarını da beraberinde getirdi. 17 Ocak 1991’deki “Çöl Fırtınası” adlı operasyona uluslararası topluluk tarafından büyük destek verilirken, 28 ülkenin askeri de savaşta yer almıştı. Medyada çok seslilik O dönemde, uluslararası medya kuruluşlarının çok büyük bir bölümü ittifak kuvvetlerine katkıda bulunarak, tüm dünyaya saniye saniye yayınlanan savaş görüntüleriyle Saddam rejiminin günlerinin sayılı olduğunu ilan ediyorlardı. Şimdi ise savaşın ilk gününden itibaren yayınlanan haberlerin ardından, kameraların karşısına geçip bu haberleri canlı yayında yalanlayan Irak yetkililerini veriyorlar. ABD nerede hata yaptı? * ABD ordusunun Irak halkınca bir kurtarıcı gibi karşılanacağını zannediyorlardı. Ama direnişle karşılaştılar ve daha güneyi bile geçemediler. * Iraklı komutanların kısa sürede teslim olacağı veya saf değiştireceği plânlandı. Aksine Cumhuriyet Muhafızları başta olmak üzere bütün komutanlar Saddam’ın etrafında kenetlendi. * Irak ordusunun bombalamadan korkup Saddam’ı devirmesi bekleniyordu. Bu hesap da tutmadı. * Önce Saddam’ın sarayı bombalandı. Öldürülüp Irak ordusu başsız bırakılacaktı. Ancak, Saddam hemen hemen hergün kamera karşısına geçip açıklama yapmaya devam ediyor. * Bağdat’a doğru ilerlenmesine rağmen Nasıriye, Necef ve Umm Kasr gibi yerlerdeki direnişin sürmesi plânın tutmadığının bir başka göstergesi oldu. * ”Bu kadar kara gücü yeter” deniyordu, ancak bir hafta sonra ABD’den ek kuvvet istendi. 4. Tümen bu çerçevede yola çıkarıldı. * ABD ordusunun Bağdat’a güle oynaya girmesi planlanıyordu, ancak onları şimdi sokak sokak ev ev gerilla savaşı bekliyor. Bush’un kafası karıştı LJUBLJANA - ABD, Irak’a yönelik savaşında Slovenya’yı yanlışlıkla koalisyon ortağı olarak adlandırdı, hatta bu ülkeye savaş için ayrılan bütçeden para vermeyi önerdi. Bu haber üzerine yüzlerce Slovenyalı sokaklara dökülerek, ülkelerinin ABD’nin savaş bütçesine dahil olmasını protesto etti. Ancak Başbakan Anton Rop, acilen düzenlediği basın toplantısında, Washington yönetiminin “gaf” yaptığını söyledi. Rop, “Konuyla ilgili açıklama istedik. ABD Dışişleri Bakanlığı yanlışlık yapıldığını ve Irak’a karşı ittifakta yer almadığımızı belirtti. Biz bu ittifakın parçası değiliz. Biz barışın parçasıyız” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT