BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İŞ ARTIK parmağınızın ucunda

İŞ ARTIK parmağınızın ucunda

Son haftalarda yoğun olarak üzerinde durduğumuz “Özgeçmiş nasıl hazırlanılır?” “İş görüşmelerinde nelere dikkat edilmelidir?” “Mülakatlarda en çok hangi sorular sorulur?” gibi uyarılardan sonra şimdi de sizleri, İnsan Kaynakları konusunda danışmanlık yapan özel firmalarla tanıştırmak istiyoruz.



Bundan sonrası artık size kalmış... Bilgi çağı olarak zamana damgasını vuran içinde bulunduğumuz yüzyıl, her alanda olduğu gibi hizmet sektöründe de hızlı gelişmelere sebep oldu. İnternet ortamında mektuplaşma, alışveriş, eğitim derken artık iş arayanlar için de iş bulma siteleri sayesinde işverenler, artık kolaylıkla çalışmayı düşündükleri adaylara ulaşabiliyorlar. Sizin yapmanız gereken tek şey ilgili siteye bilgilerinizi girmek. Sayıları her gün artan bu sitelerin yanında bir de; hem firmaların, hem de iş arayanların, işini değiştirmek isteyenlerin imdadına yetişen insan kaynakları danışmanlık şirketleri var ki onlar sayesinde birçok insanın kâbusu olan iş arama süreci artık daha kolay. Öncelikle yapmanız gereken ilk şey, bu firmalara ya şahsen ya faksla ya da e-mail yoluyla özgeçmişinizi ulaştırmak. Onlar uygun iş olduğunu düşündüklerinde zaten sizi arayarak ilgili firmalarla buluşturuyorlar. Önce firma danışmanlarıyla ardından işin size uygunluğuna karar verilirse ilgili firmayla görüştürülüyorsunuz. Bu hizmetin karşılığında hiçbir danışmanlık ücreti de ödemiyorsunuz. Sizinle çalışmayı düşünen kuruluşlar ödeme yapıyorlar. Zira bu firmalar hukukî olarak firmalara danışmanlık yapıyorlar ve sizleri onlarla buluşturuyorlar. Bahar ve biz Uzun bir kışın ardından geçen hafta, “bahar geldi nihayet” derken hafta başında aniden yağan kar ve soğukla birlikte sevincimiz yarım kaldı. Her mevsimin kendi içinde ayrı bir tadı var, lapa lapa yağan kar, kestaneler, kardan adamlar... Ne güzeldir uzun kış geceleri... Ancak hani her şey zamanında güzeldir ya... Güneşi de çok özlemişiz... Bugün sabah işe giderken o yazın sıcak günlerinde “gözümüze giriyor” diye kaçındığımız ışıklar bana nasıl keyifli geldi. Doğa canlanmaya başlamış. Bahar çiçekleri her tarafı misler gibi kokutuyor. Fulyaların zamanı geçti bile... Sümbüller, frezyalar ortalıkta. Mimozalar sanki biraz gecikti. Yeşil galiba karların altında suya doydu da daha bir yeşil... Bazılarınızın bana, Betül Hanım “insanlar ölüyor, memlekette ekonomik kriz var, millet iş güç derdinde siz çiçeklerden böceklerden bahsediyorsunuz” dediğini duyar gibi oluyorum. Haklısınız da... Ancak bize verilmiş bir ömür varsa ve birçok gücü içinde barındıran doğa her şeye rağmen yine insanlara güzelliklerini veriyorsa biraz etrafa bakmak lazım, ama gören gözlerle... Belki o zaman kalbimiz yumuşar, gören gözlerin ne büyük nimet olduğunu, temiz havayı teneffüs eden ciğerlerimizin kıymetini, ruhumuzu besleyen güzel kokuları, dokunan ellerimizi ve “keşke yürüyebilseydim” diyen insanların bahar özlemini daha iyi anlarız belki... Ve işte o zaman hırlaşmanın, kavganın, karamsarlığın çözüm değil, olsa olsa bizi daha da kaosa sokan, çözümden uzaklaştıran, içimizdeki iyi insanı ortaya koymamızı güçleştiren bir bela olduğunu... Savaşı durdurmak, krizleri önlemek tek başımıza bizim yapabileceğimiz bir şey değil belki ama iş yerlerimizde, sokağımızda, şehrimizde barışı sağlamak, insana değer vermek emeğin kıymetini bilmek, fındık kabuğunu doldurmayacak şeyler için kalp kırmayı bırakmak, hep bana demeden biraz da paylaşmayı bilmek, hasta ve yaşlı ziyareti yapmak, çocuk sevindirmek hepimizin yapabileceği şeyler... Herkesin ekmeğinin bir lokmasını paylaşacak kadar zenginliği var... İşte sadece bu kadarını yapabildiğimiz zaman ne olur biliyor musunuz? Bu olumlu sinerji dalga dalga yayılır ve biz önce ülke olarak bir yere gelir, ardından da dünyada güç sahibi oluruz... Ne dersiniz; sanırım biz atalarımızdan gelen değer mirasını unutmaya başladık da bugün halimiz bunun için nicedir... Sevgiyle kalın!... B.A
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT