BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bu şarkı burada bitmez!

Bu şarkı burada bitmez!

Fransız Haber Ajansı AFP’nin Cuma günü dünyaya geçtiği bir yorum vardı. Başlığı, “ABD belki savaşı kazanacak ama barışı kaybedecek”... Yorumda özetle ABD’nin üstün silah teknolojisiyle, biçare Irak halkını çoluk-çocuk demeden öldüreceği belirtiliyor ama ekilen nefret tohumlarının yüzyıllar boyunca yaşayacağı vurgulanıyordu.



Fransız Haber Ajansı AFP’nin Cuma günü dünyaya geçtiği bir yorum vardı. Başlığı, “ABD belki savaşı kazanacak ama barışı kaybedecek”... Yorumda özetle ABD’nin üstün silah teknolojisiyle, biçare Irak halkını çoluk-çocuk demeden öldüreceği belirtiliyor ama ekilen nefret tohumlarının yüzyıllar boyunca yaşayacağı vurgulanıyordu. Ancak AFP’nin yorumunda eksik bir nokta vardı. Nefret tohumları bu savaşla değil çok daha önceden ekilmişti... Onlarca yıldır İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamlara ses çıkarmayan Amerika, İsrail’e sağladığı maddi-manevi yardımlarla nefret tohumlarını çoktan ekmiş ve yeşertmişti bile... Bugünlerde Irak’ta insanlar ölüyor da, Filistin’de durum farklı mı? ABD Irak’ta İsrail’de Filistin’de sivil insanları öldürmeye devam ediyor. Üstelik İsrail, bir kapana kıstırılmış gibi doldurduğu mülteci kampındaki silahsız çoluk-çocuğa saldırıyor; hem de tanklarla, helikopterlerle, uçaklarla... ABD’li yazarların bile söylediği gibi; 11 Eylül Amerika’nın kendi yaptıklarının bir bedeliydi ama hâlâ anlamadılar. Şimdi dünyayı yeni 11 Eylül’lere hazırlıyorlar. Saddam hayranı değiliz, intihar mı eder ABD’liler mi yakalayıp öldürür, o da beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Elbette kendi halkına yıllardır yaptıklarının bedelini bir şekilde ödeyecektir. Ama “Bizim derdimiz Saddam’la” deyip ondan sonra bu bir kişiyi yakalamanın yolu böyle olmamalıydı. CIA’nın o kadar anlı şanlı suikast timleri nerede peki? Bir Saddam’ı pusuya düşürüp öldüremezler miydi? Bu kadar çocuğun, kadının ölmesine, bu kadar yakıp yıkmaya ne gerek vardı? Buradan da anlaşılıyor ki, ABD’nin amacı üzüm yemek değildi... Diğer yorumcuların falan yazdıklarına bakıp yine aldanmayın siz... Irak savaşının ne silah satışıyla ne de petrolle falan bir ilgisi yok. Bu savaşın tek amacı var: İsrail’in çevresindeki tehditleri yok etmek ve ‘Büyük İsrail’in kurulması için gelecek yıllarda Ortadoğu’yu güvenli kılmak... ‘Büyük İsrail’ yolunda engel şimdilik Irak’tı... O bitince sıra İran’a, sonra Suriye’ye ve Suudi Arabistan’a gelecek... (Türkiye mi? Tank ihalesini bile İsrail’e veren Türkiye’den tehdit mi olurmuş?) Hatta şunu da söyleyeyim; Siz kuzu kuzu K.Irak’ta Kürt devletini kurun Barzani efendi, Iraklı ‘salak muhalifler’ de ülkelerinin üçe dörde bölünmesine razı olsun. Lokmayı büyük mü yutmak yoksa ufalayarak mı yutmak daha kolaydır; onu nasıl olsa ileride göreceksiniz... Fakat hem Amerika hem de İsrail, şu fotoğraftaki Filistinli çocuğun gözlerine baksın? Bu nefreti hangi bomba yok edebilir? Amerikalılar’ın Demirel hasreti ABD’de okuyan bir arkadaşımız var. New York’ta yaşıyor... Halen bir üniversitede eğitim görüyor. Kendisiyle hem telefonda hem de e-mail yoluyla sık sık görüşürüz. Geçenlerde kendi yaşadığı ilginç bir olay anlattı. Savaşın başlamasına bir kaç gün kala gittiği üniversitedeki öğretmenler ve öğrenciler, bu Türk arkadaşımıza, “Neler oluyor böyle? Demirel ne yapıyor? Neden bize kuzey sınırını açmıyor?” diye sormuşlar. Arkadaşımız önce şaşırmış sonra da, “Demirel artık Cumhurbaşkanı değil, hükümette de yok. O görevden ayrılalı çok oldu” demiş. O zaman Amerikalılar, arkadaşımıza Demirel’e olan hasretlerini şöyle dile getirmişler: “O başta olsaydı, biz bunları yaşamazdık. O büyük bir devlet adamıydı. İleriyi mutlaka görürdü.” Şimdi bu olaya bakıp Amerikalılar’ın dünyadan ne kadar bihaber olduğuna mı yanarsınız yoksa Demirel’e olan hayranlıklarına mı sevinirsiniz, ya da sabaha mı bırakırsınız, karar sizin... TÜKODER’e şikayet var Kredi kartzedelerinin malum-u durumu ortada... Basında bu konu bu güne kadar çeşitli defalar işlendi, ben de dahil hemen herkes sayfalar dolusu yazı yazdı. Hatta ATO Başkanı Sinan Aygün, bu kartzedelerin dramını önleyeceğini söyledi. Ne kadarını önledi, bilemiyoruz. Ama olayın bir de TÜKODER tarafı var. TÜKODER yetkilileri de, kartzedelerin kendilerine başvurmalarını, yapacakları itirazlarla bu “kart vurgunu”nun önüne geçeceklerini söylüyorlar. Ne var ki durumun öyle olmadığı anlaşılıyor; Kartzedeler TÜKODER’den oldukça şikayetçi... Şikayetçilerden biri Sabri Koçak isimli bir kredi kart mağduru... O da, devletin çıkardığı son kanunla ümitlenmiş ve dağ boyuna ulaşmış kart borcunun düşürüleceğine inanarak TÜKODER’e başvurmuş. Gerisini Sabri Koçak’tan dinleyelim: “TÜKODER merkezine gittim. Kaç kere denediysem Başkan’la görüşmek istedim, bu mümkün olmadı. Çıkan kanun gereği ne yapmam gerektiğini sordum, bana bir dilekçe yazılacak, dediler. Ve her kesin yazabileceği, adliye önündeki arzuhalcinin bile 3-4 milyon liraya kaleme alabileceği bir dilekçe yazdılar. Bu dilekçe için de benden 20 milyon lira aldılar. Biz gereğini yaparız, deyip beni gönderdiler. Daha sonraları tekrar gittim ve dilekçenin sonucunu sordum. Bana ve benim gibilere, herhangi bir cevap gelmediğini, duruma kızıp avukatlara karşı sesimizi yükseltmememiz gerektiğini söylediler. Anlayacağınız paramızla rezil olmaktan başka bir işe yaramadı yaptığımız girişimler.” Telefonla da görüştüğümüz Sabri Koçak ve diğer kartzedeler, dilekçelerin akıbetinin TÜKODER tarafından takip edilip edilmediğini merak ediyor, ancak bunu soracak yetkili bulamıyormuş. Açıkça da söylüyor: “TÜKODER’e olan inancım yok oldu artık.” Evet sayın dernek yöneticileri; Kendi üyeleriniz bile size güvenmezse kamuoyunun diğer kesimlerinin inanmasını nasıl beklersiniz? Ben elçiyim ve elçiye zeval olmaz... Cevap bekliyorum.
Reklamı Geç
KAPAT