BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ABD’nin Irak operasyonu ve petrol rezervi

ABD’nin Irak operasyonu ve petrol rezervi

ABD’nin Saddam Hüseyin’i yakından izlemesinin başlıca nedeninin, dünyayı, Irak’ın elinde bulunan gerçek veya potansiyel kitle imha silahlarından kurtarmak arzusu olduğuna şüphe yoktur. Ne var ki, bir diğer -ve fakat yeterince üzerinde durulmayan- nedenin, Irak’ın sahip bulunduğu dev petrol rezervleri olduğu inkar edilemez.



ABD’nin Saddam Hüseyin’i yakından izlemesinin başlıca nedeninin, dünyayı, Irak’ın elinde bulunan gerçek veya potansiyel kitle imha silahlarından kurtarmak arzusu olduğuna şüphe yoktur. Ne var ki, bir diğer -ve fakat yeterince üzerinde durulmayan- nedenin, Irak’ın sahip bulunduğu dev petrol rezervleri olduğu inkar edilemez. Gerçekten Irak, Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip ikinci ülke konumunda bulunmaktadır. BP’nin 2001 yılı sonu itibarı ile yayınladığı istatistikten öğrendiğimize göre bugün dünyada bilinen ham petrol rezervlerinin, milyar varil hesabı ile sırası şöyledir: Suudi Arabistan 261.8, Irak 112.5, Birleşik Arap Emirlikleri 97.8, Kuveyt 96.5, İran 89.7, Venezuela 77.7, Rusya 48.6, ABD 30.4, Libya 29.5 ve Meksika 26.9 milyar varil... Görülüyor ki, Irak dünya petrol rezervinin en büyük payına sahip Suudi Arabistan’ın yarısına yakın zenginlikte bir petrol rezervini elinde tutmakta ve üretimi BM tarafından sınırlanmadığı takdirde, Suudi Arabistan’ın dünya petrol piyasasındaki egemenliğine son verecek bir durumda bulunmaktadır. ABD ise dünyanın en büyük petrol tüketicisi durumunda olup, dünyadaki tüketilen petrolün %25’ini yalnız başına kullanmakta ve bunun yarısından fazlasını dışarıdan ithal etmektedir. Bu ithalatın çok büyük bir kısmını Suudi Arabistan’ın sağladığı ve üretimi ile OPEC’in petrol fiyatlarını denetlediği için, bu ülkenin yavan ve demokrasiden uzak rejimi, ABD tarafından hoşgörü ile karşılanmaktadır. Diğer taraftan ABD Winston Churchill’in, Birinci Dünya Savaşından önce Britanya filosunu kömürden petrole geçirirken “Petrolde garanti, kaynakların çeşitliliğinden geçer” sözüne uyarak, Rusya Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın petrol endüstrisini ve üretimini genişletme politikasına açıkça destek vermektedir. Zira 1991’deki Körfez Savaşında petrolün varil başına fiyatının 40 doları aştığı hatırlanmakta Suudi Arabistan’ın 1970’lerdeki şok esnasında Petrol Bakanı olan Şeyh Zeki Yamani, 2002 yılının Eylül ayının başında verdiği beyanatta, ABD’nin Irak’ı işgal etmeye kalkışması ve Saddam Hüseyin’in Suudi Arabistan ve Kuveyt’e hücum etmesi halinde, petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara ulaşacağını söylemesi, petrol tüketicileri arasında “Şok” etkisi yapmış bulunmaktadır. İngilizlerin “The Guardian” gazetesinin bir süre önce Bush yönetiminin ilk hedefinin Irak’ın petrol kuyularını, Saddam Hüseyin tarafından ateşe verilmeden önce ele geçirmek olduğunu ve ABD’nin işgal masraflarının önemli bölümünü bu petrolle karşılayacağını yazması da ilgi ile karşılanmıştır. Ne var ki, ABD’nin Irak’a Kuzey Kore’dekinden farklı yaklaşmasının başlıca nedeni Irak’ın zengin petrol rezervleri olsa bile, ABD’nin Irak’a karşı operasyonunun temelinde Irak petrolünü, ABD petrol şirketlerine yağmalatmak arzusunun yattığı iddiası, uzman kuruluşların tespitlerine göre havada kalmaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT