BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Her yerde Cihat-Begüm aşkı destanlaşıyor, yeni bir Leyla-Mecnun efsanesi ortaya çıkıyordu. Kızın akrabaları bile bu durumu benimsemişler, Begüm’den bahsettikleri zaman Cihat’ın sözlüsü demeye başlamışlardı...



Leyla-Mecnun efsanesi gibi... Erdoğan ile Celal yerlerinden kalkarlarken, Cihat havuzdaki durgun suyu seyrediyordu. Celal yer değiştirdiklerini söylüyordu. Az sonra üç arkadaş bankta yanyana oturmuştu. Yan taraftaki bölümde oturanlar değişik mevzularda konuşuyorlardı ve ne konuştukları duyuluyordu. Öğleden sonranın bunaltıcı sıcağı, renklerin gözkamaştıran körletici ışıkları kaybolmuştu. Esmeye başlayan rüzgâr serindi. Ovada gözler önüne serilen yeşillikler, ağaçlar koyu bir alacaydı şimdi. Tunçbilek yönünden gelen trenin vagonları ağaçların arasından çıkıp görünmüş, yine ağaç öbeklerin arasında yitmişti. Buradan görünemeyen demirköprü sarsılıyordu tren geçerken. -Cihat üzülüyorsa ona acırım, dedi Ahmet. Üzüldüğünü sanmıyorum ama üzülüyorsa bile, Begüm gibi bir kızdan kurtulacağı için ben seviniyorum. Erdoğan şaşırmıştı. Gözlerini karşıdaki manzaradan ayırıp Ahmet’e döndü: -Ne diyorsun sen Ahmet?.. Cihat o kıza çok değer verirdi. Üzülmesi normaldir bence. Saygı duymalıyız. Celal ikisine bakarak güldü. -Cihat’ın aklını karıştıran bu dünyanın garip işleridir. O hiçbir kız için bu denli üzülmez. Kızın Remzi gibi birisine verilecek olmasına inanamadı. Bir de Begüm’ü hayallediği gibi bulamamak onu biraz sarstı o kadar. -Ben Begüm’ü iyi tanırım, dedi Ahmet. O, bu ilçenin yedi kocalı hürmüzlerindendir. Şayet Remzi’ye varmasaydı evde kalmaya mahkûmdu. O muhteşem güzelliğine rağmen sonu böyle olacaktı. Kesinlikle Cihat’a lâyık bir kız değildi o... Bir leblebici çırağına gönderdiği gül, şu Mülayim’in altındaki fırında konuştuğu erkekler herkesin dilinde. -Bu söylentilerin aslı var mı?.. dedi Erdoğan. Söylenenler gerçekten doğru mu?.. -Gerçek ya!.. Bu dünyada olmayacak şey yok. Bu kız Madam Bovary gibi bir şey. Cihat onun için bir şanstı. Bu yüzden Cihat’a sımsıkı sarıldılar, ailecek onu kendilerine damat peylediler. Herkese Cihat’tan damadımız diye söz ettiler. Hele kızın annesi her yerde Cihat benim damadım diyor başka bir şey demiyordu. Bütün bunlardan Cihat’a söz etmek istemiştim ama belki yanlış anlar diye birşey diyemedim. Begüm’e tutkun gibiydi, hep ondan bahsediyordu. Ama o da çok kimse gibi onun içyüzünü bilmiyordu, masum görünüşüne vurulmuştu. Fakat ben Begüm’ü çok iyi tanıyordum. Begüm benimle de konuşmuştu bir süre. Bu yüzden Cihat’a Begüm hakkında bildiklerimi anlatamadım. Her yerde Cihat-Begüm aşkı destanlaşıyor, yeni bir Leyla-Mecnun efsanesi ortaya çıkıyordu. Kızın akrabaları bile bu durumu benimsemişler, Begüm’den bahsettikleri zaman Cihat’ın sözlüsü demeye başlamışlardı. Fakat onların hesabını Cihat bilmeyerek bozdu. Cihat’ın saflığı, iyiniyeti, kendisini başına gelebilecek büyük bir belâdan kurtardı. -Nasıl?... diye sordu Celal. -Cihat, Begüm’den çok, Begüm’ün ablasını düşünüyordu. Önce ablasının aradan çıkıp evlenmesini istiyordu. Çünkü o kız kardeşinin yanında güzellik yönünden çok sönük kalıyordu ama çok çalışkan, hamarat ve iyi kalpli bir kızdı. Önünde ablası varken, kardeşini istettirmek Cihat’ın ahlâk anlayışına ters geliyordu. Fakat o kızı da hiç isteyen yoktu. Bir kere çok çirkin bir erkek istetmiş fakat kız onu beğenmemişti. Daha sonra o kız için dünürlüğe gelen olmadı. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95852
    % 0.84
  • 4.6622
    % -1.32
  • 5.4311
    % -0.95
  • 6.1387
    % -0.65
  • 189.011
    % -1.03
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT