BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir kitap dostu

Bir kitap dostu

Ömrünü kitaba ve Türk kültürüne adamış olan Ali Emiri Efendi, hayat tarzını "Benim tek sevgilim kitaptır, gerisi mihnet, endişe ve gamdır" şeklinde özetlemişti. Onun tek hayali 100 bin kitaplık bir kütüphane kurmaktı, hayatını da buna adadı, diyar diyar dolaşıp nadide eserleri topladı. Değeri trilyonlarla bile ifade edilemeyecek kadar özel bu kitaplar şimdi "Millet Kütüphanesi"nde halkın hizmetinde...



Ecdadımız cami, çeşme, han, hamam gibi hayır eserlerinin hemen yanı başına bir de kütüphane kurmayı asla ihmal etmiyordu. Bu yönüyle İstanbul camiler şehri olduğu kadar da, kütüphaneler merkezidir aynı zamanda. Ve bu eşsiz kütüphanelerin oluşum sürecinde öneli bir isim vardır yakın tarihimizde. Hayatını kitaplara adamış, otuz yıl boyunca İslâm Aleminin kültür merkezlerini dolaşıp, varını yoğunu harcayarak bu kütüphaneyi dolduran eserleri toplamıştı. Kitaba ve kütüphaneler aşına olanların yakından tanıdığı Ali Emiri Efendi, kültür ve sanat çevrelerince kitaba olan tutkusuyla hatırlanır hep. Bu tutku öyle had safhadadır ki Yanya vilâyeti Maliye Müfettişi iken aradığı bir kitabın Yemen'de olduğunu duyunca oraya gitmekten çekinmez. İşkodra'da tespit ettiği Hasan Bin Mahmud Bayati'nin "Cam-i Cem Ayin" adlı eserini incelemek için üç gün üç gece hiç uyumadığı rivayet olunur. Hayatı romanlara konu olabilecek, son derece kültürlü, son derece hassas ve derin bir zat olan Ali Emiri Efendi'nin hayat öyküsünü araştırmacı-yazar Dursun Gürlek'le konuştuk. ¥ Ali Emiri Efendi'nin hayatından ve hayalini kurduğu 100 bin kitaplık kütüphaneden bahseder misiniz? GÜRLEK - Aslen Diyarbakırlı olan Ali Emirî Efendi çocukluğundan itibaren farklı bir portre çizdi. Babasının manifatura mağazasında çalıştığı o çocukluk yıllarında bile bütün vaktini okumakla geçirdi, müşterilerle ilgilenmek yerine kitaplarına gömülerek geçirdi. Babası onun ticaret adamı değil, bir ilim adamı olacağını anlayarak bu işine son verdi. Diyarbakır'da iken sayısız kitap elinden geçti. Bunlar klâsik medrese kitaplarıydı. Bunları dayısından, daha sonra, Mardin'de Kasım Şah Medresesi'nde amcası değerli âlim Şaban Kâmil'den tahsil etti. Şirvan'da kaymakamlık yapan dayısı Abdülfettah Fethi Efendi'nin yanına gitti ve o zattan da birçok ilimler tahsil etti. Sonraki yıllar değişik görevlerle ülkenin farklı yerlerine gitti. Ali Emirî Efendi bu geziler esnasında ilmini ve feyzini arttırdı. Hayali, kütüphane kurmaktı Belirtmek gerekir ki Ali Emirî Efendi sıradan bir biyografi bilgini değil, eserleri maddi ve manevi yönleriyle tanıyan dört başı mamur bir alimdi. Ali Emiri Efendi hayatı boyunca yüz bin kitaplık bir kütüphane kurmayı hayal ediyor ve bunun için çalışıyordu. Bütün İslami eserleri, Avrupalı bilginlerin kitaplarını bir araya getirecek ve muazzam bir kütüphane tesis edecekti. İşte böyle ulvi bir gaye için bütün hayatı boyunca kitap topladı. Osmanlının savaştığı bölgeleri at sırtında, eşek sırtında dolaştı. Bedevi ailelerden kitap topladı. "Yemen Tarihi" gibi değerli eserleri bir araya getirdi. Yazmaları, silsile kitaplarını getirdi. Nitekim 15 bin cilt kitap toplamayı başardı. Bunun altı bini yazma, geri kalanı ise matbuydu. İki bin kadarı da Feyzullah Efendiye aitti. Ve nihayet 1916 yılında bir ömür vakfettiği kitaplarını Feyzullah Efendi Medresesi'nde kurulmasına ön ayak olduğu Millet kütüphanesi'ne bağışladı. Halbuki bağışladığı kitaplara Fransızlar tam 30 bin Sterlin önermişler, bir memur maaşıyla geçinmeye çalışan Ali Emiri teklifi şiddetle reddetmiştir. Yine Divan-ı Lugat-i Türk için Macar İlimler Akademisi, Ali Emiri Efendiye 10 bin altın teklif etmişti. ¥ Ali Emirî Efendi'nin hayatında dönüm noktası olan bir husus vardır ki, o da Türk kültürünün bir şaheseri olan Divan-ı Lügati't-Türk'ün ilk defa bulunuşudur. Emirî Efendi, böyle bir hazineyi nasıl keşfetti? GÜRLEK - Şüphesiz Ali Emiri Efendi'nin kültür dünyamıza kattığı en önemli eser Kaşgarlı Mahmud'un "Divan-ı Lugati’t Türk" adlı şaheseridir. Dünyada tek nüsha olduğunu sanılan bu eserin bulunuşu üzerine pek çok hikâye anlatılır. Bunlardan biri yaşlıca bir kadının sahaflara getirdiği bir yığın kitap arasında hazretin mutad üzere araştırma yaparken esere tesadüf ettiği, kitapçı ile yaptığı pazarlık sonrası üzerinde yeterli parasının çıkışmaması üzerine tüm parasını kapora olarak verip evine para almaya koşması rivayetidir. Ali Emiri Efendi, olurda kendisinden başkası talib olur diye kitapla beraber kitapçıyı da dükkana kilitler, eve kadar sabredemeyerek yakınlardaki üç beş ahbabından borç alarak kitabı hemen satın alır. Bu eşsiz eseri üç gün üç gece aralıksız Kilisli Rıfat Beyle birlikte inceler. Üç gün boyunca sadece namaz kılmak için çalışmalarına ara verir ve yemek dahi yemez. İnceleme bittikten sonra Emiri Efendi, böylesine değerli bir eseri ilim dünyasının kazanmasına kendisini vesile kıldığı için Cenab-ı Hakka hamdeder ve iki rekat şükür namazı kılar. Milletimin hizmetindeyim! ¥ Bir de Fransızlar bu kütüphaneyi satın almak için ona teklifte bulunuyorlar. Bu konunun aslı nedir? GÜRLEK - İşgal konmutanı bir Rum tercümanla Ali Emirî Efendiyi ziyaret ediyor. Bir süre çay kahve içerek sohbet ediyorlar. Derken işgal komutanı Molier'in orijinal el yazılarının da bulunduğu bu kütüphaneyi kendilerine satması için teklifte bulunuyor. Tabii ki cazip, sözler söylüyor: "Münasip görürseniz Fransa'da şahsınıza bir köşk tahsis edelim, ömür boyu maaş bağlayalım, hatta Bolulu bir aşçıyla, yeteri kadar Müslüman hizmetçiyi de emrine verelim" diyor ve otuz bin altın teklifinde bulunuyor. Bütün bunlara karşı Ali Emirî Efendi şu müthiş cevabı veriyor: "Biz Türkler misafirperver insanlarız. Birlikte sohbet ettik, çay kahve içtik. Başka birisi böyle bir teklifte bulunsaydı şu bastonla kovalardım. Unutmayınız ki ben bu kitapları devletimin bana verdiği maaşla topladım. Ben öldükten sonra, bu milletin evlatları bu kitapları okusunlar, tetkik etsinler, dedelerinin ne büyük insanlar olduklarını öğrensinler, içlerinden yeni İbn-i Sinalar, Mimar Sinanlar, Barbaros Hayrettinler yetişsin isterim." Böylece Ali Emirî Efendi işgal komutanına susturucu cevabı veriyor ve bir ömür boyu topladığı nadide eserleri aziz milletine hediye ediyor, kurduğu kütüphaneye de "Millet Kütüphanesi" adını vermek suretiyle büyüklüğünü gösteriyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT