BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Acı üstüne acı

Acı üstüne acı

Gece gündüz bomba yağan Bağdat’ta kıtlık başladı, tıbbi malzeme ise hiç yok >Sargı bezi bile kalmamış “Bomba” şehir Bağdat’ın hastanelerinde yaşanan dramlar, insanı perişan ediyor. Gece gündüz demeden tonlarca bombanın yağdığı Bağdat sokaklarına artık acı ve gözyaşı hakim... 1. Körfez Savaşı’ndan beri ambargo altında inleyen ülkede tıbbi cihazlar çalışmıyor, ilaç ve serum bile bulunmuyor. Gelen yaralılara sarılacak sargı bezi ise hiç yok. >Doktorun isyanı Müşteşma Nur Hastanesi Başhekimi Dr. Derguzi isyan ediyor: “Hani, Amerika uzaydan kolumuzdaki saati bile görürdü? Pazar yerindeki çocukları nasıl görmüyor?” Dr. Derguzi birden susuyor, dudakları titriyor ve duvarın dibine gidip hıçkırarak ağlamaya başlıyor.



BAĞDAT- 1. Körfez Savaşı’ndan beri ağır ambargo şartları altında inleyen Irak’ta son savaşla birlikte acılar katlanmaya başladı. Öylesine acılar var ki, peşpeşe atılan ağır bombalar bile yıllardır uygulanan ambargonun yerini tutamıyor. Bunun en belirgin özelliği hastanelerde yaşanıyor. Hastanelerde gördüklerimiz bizi perişan ediyor. Zira yıllardır ambargo altında inleyen ülkede cihazlar çalışmıyor, ilaç ve serum bile bulunmuyor. Müttefikler ülkedeki yabancı gazetecilerin mevcudiyetinden de rahatsız oluyorlar. Şili’den, Kanada’dan, Rusya’dan, Yunanistan’dan gelen yüzlerce gazeteci yaşadıkları insanlık dramını gördükleri gibi aktarıyor. ABD ve müttefiklerinin marifetlerini gün yüzüne seriyorlar. Mesela dün bizi otobüslerle alıp Bağdat’ın kenar semtlerinden ‘Mıntıka Şura’ya götürdüler. Bu kendi halindeki semtin, pazar yerine düşen füze (Iraklılar ona saruf diyorlar) ortalığı kan gölüne döndürmüş. Bir canlı kenti cesede çevirmişti. Bu saldırıda şehit olanlar için söylenecek çok fazla söz yok. Ancak hastanelerde gördüklerimiz bizi perişan ediyor. Zira yıllardır ambargo altında inleyen ülkede cihazlar çalışmıyor, ilaç ve serum bile bulunmuyor. Cerrahlar ellerinde analjezik yani uyuşturucu madde bulunmadığı için el kadar bebeleri bağırta bağırta ameliyat ediyorlar. Düşünün bir buçuk yaşındaki çocuğun tüm iç organları dışarı çıkmış. Gözünün akı belermiş yatıyor. Böyle bir vakayı bırakın mahalle kliniklerinde Methodist Tıp Merkezi’nde bile müdahale etmek çok zor. Zaten bu savaşta bizi en çok etkileyen iki şey var. Biri kadınların hıçkırıkları, ikincisi hekimlerin çaresizliği. Nitekim dün İHA mikrofonlarına öfke ve hüzünle titreyen bir sesle konuşan Müşteşma Nur’un Başhekimi Dr. Hakkı İsmail Derzugi, “Hani” diyor. “Hani Amerikalılar uydu teknolojisiyle kolumuzdaki saati bile okuyabiliyorlardı. Bu pazar yerinde sadece masum esnafın, çocukların ve kadınların dolaştığını görmüyorlar mıydı? Kaldı ki civarda ne askeri ne stratejik tesis var. Bunu bilerek ve isteyerek yapıyorlar. Irak halkını yıldırmaya çalışıyorlar. Bize getirilen yaralıların hepsi çok ağır. Garipler, paramparça olmuşlar. Biz sükunet zamanlarında bile hizmet sunamamaktan yakınıyoruz. Bunca yaralı ile nasıl başederiz.” Dr. Hakkı İsmail ile konuşmamız burada noktalanıyor: Zira güngörmüş hekim başka birşey diyemiyor. Önce dudakları titriyor, sonra ardını dönüp gözyaşlarını gizliyor. Adamcağızın hıçkırıkları hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Bu ve buna benzer dramatik sahnelerin haber konusu olması, dünyanın dört bir yanına dağılması Bush ve ortaklarını çok rahatsız ediyor. İşte bu yüzden Irak’ın haberleşme sistemlerine karşı yoğun bir saldırıya girdiler.
Reklamı Geç
KAPAT