BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bükemediğin bileği kır !

Bükemediğin bileği kır !

Girdiği savaşları televizyonları kullanarak yaptığı propagandalarla kazanan ABD, bu plânını Irak’ta uygulayamayınca çareyi muhalif medyayı yok etmekte buldu.



İSTANBUL- Birinci Körfez harekâtında savaşı, medyayı kendi cephesine çekerek şekillendiren ABD’nin aynı plânı İkinci Körfez hakekâtında tutmadı. Irak’a propaganda savaşında yenilen ABD, çareyi Bağdat’taki muhalif medyayı yok etmekte buldu. Geçtiğimiz gün Bağdat’ın dünya ile iletişiminin sağlandığı Irak Enformasyon Bakanlığını ve ABD’li esir askerleri yayınlayan Irak televizyonunu bombalayan ABD, muhalif medyanın sesini kısamayınca iletişim merkezlerini füze yağmuruna tuttu. Bombaların yayınını kestiği Irak Televizyonu bir gün sonra başka bir yerden tekrar yayın yapıyor. Amerika’nın 1. Körfez harekâtını ve yaptığı diğer savaşları kazanmasında CNN, NBC, ve ABC gibi Amerikan televizyonlarının propagandasının büyük etkisi oldu. ABD Dışişleri Bakanı olan Colin Powell, bundan tam 14 yıl önce Genelkurmay Başkanı iken 1989 Panama işgali öncesinde medyanın önemine temas ederek şöyle diyordu: “Tüm güçleri harekete geçirdikten ve komutanların her şeye dikkat ettiğinden emin olduktan sonra dikkatinizi televizyona çevirin; çünkü savaşı kazanmanız ve kaybetmeniz olayı nasıl yansıttığınıza bağlı. Eğer doğru yansıtamazsanız savaşı kaybedebilirsiniz...” ABD’li muhabirler savaş haberlerinden biz-onlar, bize-onlara yaklaşımını benimsedi. Öyle ki bazı muhabirlerin ‘harikulade bir haber, sadece bir kaybımız var’, ‘scudlardan birini havada vurduk’ yönündeki haberleri savaş sonrasınde iletişim uzmanları tarafından çok tartışıldı... Birinci Körfez savaşında ve Afganistan harekâtında medyayı kendi tarafına çeken ABD, bu sefer başarılı olamadı. Zira Irak’ta muhalif medya, ABD taraftarı medyadan daha ağır bastı. Bu da savaşın diğerlerinden farklı bir şekilde gelişmesini sağladı. ABD’nin güçlü propaganda aracı olan CNN’in karşısına bu sefer El-Cezire ve Abu Dabi televizyonu alternatif medya aracı olarak çıktı. Adeta savaşın gizli bir belirleyicisi olan El Cezire Televizyonu’nun yayınları Arap ve İslam âleminin yanısıra tüm dünyada yankı buldu. Ayrıca İhlas Haber Ajansı’nın tüm dünyaya geçtiği görüntüler savaşın gerçek yönünün tüm çıplaklığı ile dünyada izlenilmesi imkânını doğurdu. Irak ve ABD savaş başlar başlamaz propaganda cephesine yoğunlaştılar. Savaş sırasında propagandanın gücünü bilen taraflar, hemen hemen hergün kameralar karşısına geçerek kendi açılarından ‘son durum’u değerlendirdiler. Irak’ın baskın açıklamaları karşısında nispeten “silik” kalan ABD, çareyi Irak’ın açıklama yaptığı bu iletişim kanallarını yok etmekte buldu. “Bükemediğin bileği kır” mantığıyla hareket eden ABD, geçtiğimiz gün ABD’li esirleri yayınlayan Irak televizyonunu ile Enformasyon Bakanlığı’nı bomba yağmuruna tuttu. Televizyonun yayınını kesemeyen ABD, Bağdat’taki iletişim birimlerini füzeyle yerle bir etti. Ama Irak televizyonu yayına dün yeniden başladı. Bağdat radyosunun yayınları ise iki gündür duyulmuyor. ABD Genelkurmay Başkanı Richard Myers, önceki gün yaptığı basın toplantısında Irak televizyonunu resmen hedef aldıklarını söyledi. Myers “Irak Televizyonu hâlâ neden yayın yapıyor?” yönündeki bir soruya şöyle dedi: “Bu konu üzerinde çalışıyoruz. Sanıyorum bu televizyonun yayınının ortadan kalkması zaman alacaktır.” Savaş başlamadan önce Irak liderlerinin birkaç gün içinde teslim olacağı konusunda kamuoyuna söz veren Amerikalı ve İngiliz yetkililer, kendi halklarının tepkisini çekmemek için Irak tarafından esir alınan askerlerini televizyonlarda göstermedi. Medya savaşının ilginç örneklerinden biri de geçtiğimiz günlerde yaşandı. CNN televizyonu, Basra’da halkın sokaklara çıkarak iktidardaki Baas Partisi’ne ve Saddam’a karşı isyan başlattıklarını bildirirken, Irak Enformasyon Bakanlığı da olayı yalanladı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT