BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BAĞDAT; zafere rağmen kaybedildi

BAĞDAT; zafere rağmen kaybedildi

Kut-ül - Amara’da 14 bin 500 İngiliz askerinin esir alınmasına rağmen, Hicaz’da çıkarılan ayaklanmaların ardından yeniden saldırıya geçen İngilizler, 367 yıl Türk egemenliğinde kalan Bağdat’ı ele geçirdi. ABD’nin Irak’a saldırısının ana hedefi olan Bağdat, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı güçlerinin Kut-ül Amara’da kazandıkları zafere rağmen, çıkartılan ayaklanmalar sonrasında saldırıya geçen İngiliz güçlerine terk edildi.



ANKARA - ABD’nin Irak’a saldırısının ana hedefi olan Bağdat, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı güçlerinin Kut-ül - Amara’da kazandıkları zafere rağmen, çıkarılan ayaklanmalar sonrasında saldırıya geçen İngiliz güçlerine terkedildi. İngiltere, I. Dünya Savaşı’nın başında, donanmasının petrole bağımlı olmasından dolayı Basra’ya 9 Kasım 1914’te asker çıkarır. Orhan Koloğlu, Popüler Tarih dergisinin bu ayki sayısında; Basra’nın kaybedilmesi üzerine; Osmanlı Başkumandanlığı’nın, Teşkilatı Mahsusa’ya gönüllülerden oluşan bir birlik oluşturma görevi verdiğini anlatıyor. Birlik, Irak Kumandanlığı’na atanan Süleyman Askeri ile Bağdat’a hareket eder. İran’a giren Süleyman Askeri, Basra’yı kurtarmaya kalkışınca yenilir. Çanakkale’deki başarısızlık sonrasında, Bağdat’ı ele geçirmenin İslam aleminde onlara büyük prestij kazandıracağı inancı taşıyan İngilizler, 29 Eylül 1915’te Bağdat’ın 160 kilometre güneyindeki Kut-ül-Amara’ya varır. İngiliz güçleri yeniliyor General Townshend komutasındaki birlikler, Bağdat’a 40 kilometre uzaklıktaki Selmanpak’taki savaşta yenilir ve Kut-ül Amara’da mevzilenir. Townshend ve 20 bine yaklaşan askeri, Dicle nehri üzerindeki yarı dairemsi bölgede savunmaya geçer. İngilizler, Osmanlı askerlerince kuşatmaya alınan birlikleri kurtarmaya çalışır. Enver Paşa da, 18. Kolordu’nun Irak’a sevkini emreder. Enver Paşa’nın amcası Halil Bey, hem Kut’u kuşatmaya devam etmek hem de İngiliz yardım birliklerini durdurmakla görevlendirilir. İngilizler’e büyük kayıplar verdiren 5 aylık çatışmalar sonucunda, Townshend teslim olmaktan başka çare kalmadığını anlar. (Townshend’in birliklerinde 10 bin ölü, kurtarmaya gelenlerden 23 bin ölü ve yaralı). Halil Paşa ve Townshend buluşur. İngilizler, Halil Paşa’dan 2 milyon sterlin karşılığında, kuşatılanların serbest bırakılmasını ister. Bunlar, bir daha Osmanlı’ya karşı savaşmamak için yemin edeceklerdir. Halil Paşa kabul etmez ve 500 subay ve 14 bin 500 er esir alınır. Nasturi ayaklanması İngilizler ise çok daha etkili olacak bir ayaklanmayı Hicaz’da Şerif Hüseyin liderliğinde başlatırlar. İngilizler, Çanakkale’den çektikleri birliklerin bir kısmını bu bölgeye naklederler. Daha iyi silahlanmış ve kendilerinden yaklaşık dört misli kuvvet karşısında, Halil Paşa ve Kazım Bey’in (Karabekir) kumandasındaki birlikler, çekilmeye başlar. 24 Şubat 1917’de Kut, 11 Mart’ta da, toplam olarak 367 yıl, 4 ay ve 6 gün Türklerin egemenliği altında kalan Bağdat düşer. Mondros Mütarekesi imzalandığında, Musul ve çevresi - yani petrol bölgeleri - hâlâ Osmanlı’nın kontrolündedir. Ancak İngilizler, Irak’ta ilerlemeye devam eder ve petrol bölgelerine el koyar. Lozan’da Türkiye ile İngiltere’ye bırakılan Musul konusunun çözümü konusunda, Milletler Cemiyeti Konseyi, 1924’te yaptığı toplantıda Musul’u dışarıda bırakarak Türk-Irak sınırını geçici olarak saptar. Lozan Konferansı uyarınca 9 ay içinde anlaşma sağlanamazsa konu Milletler Cemiyeti’ne gidecekti. Bu arada, Ağustos 1924’te Nasturi ayaklanması başlar. Ayaklanmanın bastırılması için askeri harekat sürerken, Milletler Cemiyeti 20 Eylül’de Musul meselesini görüşmeye başladı. Türkiye’nin başlattığı askeri harekat sırasında; Türk ve İngiliz birlikleri arasında yer yer çatışma yaşanması üzerine İngiltere, 9 Ekim’de Türk birliklerinin 48 saat içinde geri çekilmesini istedi. Türkiye de geçici bir sınır çizilmesi amacıyla Milletler Cemiyeti’ne başvurdu. 29 Ekim 1924’te geçici sınırın belirlenmesi üzerine, problem geçici olarak dondurulmuş oldu. Musul konusundaki görüşmeler 1925’te de sürdürüldü ve 5 Haziran 1926’da bir anlaşmaya varıldı. Buna göre Türkiye, Musul petrollerinin gelirinden 25 yıl süreyle yüzde 10 pay almayı kabul ederek, haklarından vazgeçti.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93362
    % 0.73
  • 6.5274
    % -6.74
  • 7.4295
    % -6.83
  • 8.1596
    % -6.97
  • 251.235
    % -4.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT