BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Delikanlı nisbeten rahatlamıştı!..

Delikanlı nisbeten rahatlamıştı!..

İnsanoğlu aklı ile mağrurdur. Bu yüzden hislerini Cenab-ı Hakk’ın lutfettiği şekilde kullanamaz. Akıl müdahale etmezse hisler yanılmaz.



İnsanoğlu aklı ile mağrurdur. Bu yüzden hislerini Cenab-ı Hakk’ın lutfettiği şekilde kullanamaz. Akıl müdahale etmezse hisler yanılmaz. İclâl, kaç seferdir Ali Cengiz ile karşılaşmıştı. Her defasında da yanakları pembeleşmiş, ama sebebini keşfedememişti. Bu sırada Ali Cengiz: - Otobüste onların beni, benim de onları gördüğüm anlaşıldı. O halde bir komşu olarak yanlarına gidip konuşmam lazım. Üstelik, aynı istikamette yürümeye mecburuz. Evlerimiz o tarafta. Bu düşünce tamamen doğru idi. İsteseler de kaçınmak imkansızdı. Nitekim, nezaket kaideleri icabı Ziver bey İclal ile beraber ön kapıdan inince, Ali Cengiz’in yaklaşmasını beklemeye başlamıştı. Bu, son derece tabii idi. Aynı şeyleri düşünen Ali Cengiz de bunu biliyordu. Hareket eden otobüs uzaklaşırken ayakları dolaşmasın diye bütün gayretini sarfeden Ali Cengiz yanlarına geldi. Bir yandan da: - Vakit akşam. Her iki taraf da evlerine dönmüş içeri girmek üzere. Bu vaziyette el sıkışmak kaidelere aykırı düşer. Yoksa cin çarpmıştan beter olurdum, diye düşünüyordu. Hiç şüphesiz Ziver bey ve dolayısıyla İclal de bunu biliyordu. Hiç düşünmeden bu şekilde hareket edeceklerdi. Bu yüzden genç delikanlı, nisbeten rahatlamış şekilde baba ile kızın yanlarına geldi. İlk söz, elbette Ziver beye düşerdi. Nitekim öyle oldu. - Hayırlı akşamlar Ali bey oğlum. Ne güzel bir tesâdüf... Meğer aynı otobüsteymişiz. Ziver beyin hemen ardından İclâl de: - Hayırlı akşamlar, deyince Ali Cengiz, her ikisine hitaben: - Hayırlı akşamlar, diye karşılık verdi. Son anda sizleri farkettim. - Galiba bu saatlerde dönüyorsunuz. - Ekseriyetle efendim. Hemen hemen... - Şimdiye kadar rastlaşamamıştık. Bu sözler konuşulurken evlerin hizasına gelmişlerdi. Yürüyüş sırasında Ali Cengiz, ilk anda İclal’in tarafında bulunmasına rağmen derhal istikamet değiştirmişti. Böylelikle Ziver bey İclâl ile kendisi arasında ortada bulunmuştu. Bu son derece basit, tabii bir şeydi: Onun için kimsenin dikkatini çekmedi. Eğer Ali Cengiz, buna riayet etmeseydi, Ziver bey ancak o zaman yanlışlığı farkederdi. Ahşap evin bahçe kapısına beş, on adım kala Ziver bey ve kızı durdu. Vakit akşam, her taraf kar altında, hava soğuktu. Elbette ki laf uztılacak zaman değildi. Ziver bey: - Hayırlı akşamlar Ali bey oğlum, dedi: Valideniz hanıma da hürmetlerimi arzederim. Bu sözlere İclâl de ilave yaptı: - Hayırlı akşamlar. Hatice hanımın ellerinden öperim. Ali Cengiz, belirsiz bir baş eğme ile: - Ben de hayırlı akşamlar temenni ederim, dedikten sonra azıcık bekledi. Onların, karşı kaldırıma geçmek üzere caddeye ayak basmaları üzerine sağına dönerek bahçe kapısına doğru yürüdü. Bahçeyi geçti. Evin kapısını anahtarla açıp girdi. Hava kararmış, önce sokaklarda sonra evlerde tek tük ışıklar yanmaya başlamıştı. Ali Cengiz, İclal ile konuşmuştu. Sermet’i falan unutmuş halde içinden sevinç taşıyordu. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93699
    % 0.94
  • 5.2716
    % -1.23
  • 6.0028
    % -1.12
  • 6.7306
    % -1.44
  • 211.531
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT