BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Huzura kavuştuğunu seziyordu...

Huzura kavuştuğunu seziyordu...

Bir mektupla annesine ve erkek kardeşine bu işi danışan Seher, onların olumlu rızasıyla Niyazi ile nişanlanmaya, sonra da evlenmeye karar vermişti.



Bir mektupla annesine ve erkek kardeşine bu işi danışan Seher, onların olumlu rızasıyla Niyazi ile nişanlanmaya, sonra da evlenmeye karar vermişti. Bu karar verişinde Aysel ablasının öncülüğü ve başta pala bıyıklı olmak üzere, kendisi gibi kimsesi olmayan genç kadınlara, genç kızlara sataşan erkeklerin çıkarcı, pis kabalığı çok önemli bir rol oynamıştı. Ayrıca Niyazi’nin olduğu gibi, kendisinin de kanı ona ısınmıştı. Her yaz olduğu gibi, bu yaz izninde de Türkiye’ye gidecek olan Seher, annesinin elini öpüp, o felçli kadının hayır duasını alıp döndükten sonra, düğünü yapacaklardı. Bu arada pala bıyıklı, kimsesiz Seher’i kendi emellerinde kullanmakta geç kaldığına yanıyor ve onun odasında bulundukları arkadaşını ağzından tükürükler saçarak paylıyor, sanki tüm hırsını ondan çıkarmaya çalışıyordu. Kısa bir süre içinde, eski günlerine kıyasla tanınmayacak bir şekilde değişen Şevket, dinini yaşamaya başlamıştı. “Allah affedicidir!” diyerek, geçmişinin üstüne adeta bir sünger çekmiş gibiydi. Zararın neresinden dönersen, o kârdır. Düşündüm ve sonunda iyi bir yolda olmadığımın farkına vardım. Şimdi çok daha huzurluyum pala. Kendimi hafif hissediyorum. - Huylu huyundan geçmez! diye pala bıyıklı ısrarla diretiyordu. Diyelim de bizim Meister Hans da dönsün bari. - Allah isterse o da döner, diyordu Şevket. “Zaten İslam dinini seçen yabancıların sayısı hızla artıyor. Bunu geçenlerde sen bile kendi ağzınla gazeteden okumadın mı? Hem bizim dinimiz elbette kolaylık dinidir. Bilmeyerek ya da nefse uyarak yapılan hatalar, bir daha o hataları tekrarlamamak şartıyla Allah indinde affedilir. İşte ben bunun ümidiyle huzurluyum, alnımı secdeye koyduğum zaman, adeta yüreğimden kurşun gibi bir ağırlığın, günahlarımın uçtuğunu hissediyorum. Sonra beni kimse ayartmadı pala. Yalnız oraya gelen insanların çok huzurlu ve birbirleriyle çok samimi olduklarını ve kendimin nasıl bir boşlukta olduğumu gördüm. Sonra Almanların kilise çanları ve hatta cumhurbaşkanlarının bile oraya gidişleri beni etkiledi. Allah’a şükürler olsun pala, hele ki böyle bir cami açıldı yakınımıza. Namaz kılmak öyle hoş, öyle huzurlu bir ibadet ki... Yıllarımız boşuna geçti; bari bundan sonra yararlı şeylerle uğraşayım diyorum. Zaten Seher’in nişanıyla sinirleri gergin bir durumda olan pala, dertleşmek için geldiği arkadaşı Şevket’i de kaybettiğini düşünerek ve ağzının içinde bir şeyler geveliyerek, dışarı çıkıp, kapıyı çarptı. *** Almanlar ve birçok ülkenin insanları gibi, Avrupa’daki Türkler de izin hazırlığı içindeydiler. Kimi arabasıyla, kimi otobüsle, kimi trenle, kimi uçakla gidecekti... Türk Hava Yolları satış bürolarında artık bilet bulunmuyordu. Bilet bulamayan yüzlerce gurbetçi, boynu bükük geri dönüyor ve ülkesine başka türlü gidebilmenin yollarını arıyordu. Her yıl yaz döneminde biletler, daha da zamlı oluyordu. Çünkü nasıl olsa satılacağını, bu işlerin yetkilileri iyi biliyorlardı!.. Köln’de Türk işçilerinin yoğun olarak çalıştığı işyeri, o ünlü otomobil fabrikasıdır. Buradaki işçilerin çoğunluğunu hemen hemen Türkler oluşturur. Fabrika içindeki birçok duyuru ve ikaz yazıları, genelde Almanca ve Türkçe olarak iki dildedir. Tam anlamıyla Almanca bilmeyen Türk işçileri bile, bazı işyerlerinde olduğunca burada pek bir dil zorunluğu çekmezler. Okulların ve işyerlerinin eyalet eyalet yaz tatiline girmesiyle, Almanya-Türkiye arası bir ana baba gününe dönüşür. Başta Kuzey Ren Vestfalya olmak üzere, bazı diğer eyaletlerin de tatilleri aynı tarihlere rastladığından, çoğu işçiler izine gitmeseler bile, yollar dolar taşar, yollardaki taşıt kuyruğu bir yılan gibi uzar gider. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT