BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adam hırsla kapıyı yumrukladı!..

Adam hırsla kapıyı yumrukladı!..

Banka müdürü Talat beyi görünce yerinden kalktı. Biraz hayretle karşıladı yaşlı adamı. Onun çöküklüğü ürpertmişti müdürü:



Banka müdürü Talat beyi görünce yerinden kalktı. Biraz hayretle karşıladı yaşlı adamı. Onun çöküklüğü ürpertmişti müdürü: - Talat bey, nerelerdesiniz, nasılsınız, hasta mısınız? - Sağ olun müdür bey oğlum, iyiyim. Yaşlılık artık. Hanım biraz rahatsız. - Geçmiş olsun. Sizin için ne yapabilirim? Adam başını önüne eğdi: - Ben... Ben ne kadar borcum kaldı, onu öğrenecektim. - Hemen bakalım beyefendi. Telefona uzanıp görevli memura gereken talimatı verdi. - Bir şey içer misiniz? - Sağ olun, hiçbir şey almayayım. Bu günlerde midemden şikayetim var. Yorgunluktan herhalde. Çok geçmeden servisten beklenen kağıtlar geldi. Daha sekiz ay ödemesi vardı yaşlı adamın. İçini çekti. Kağıtları getiren memurun odadan çıkmasını bekledikten sonra müdürün masasına doğru eğildi: - Sizden bir ricam olacak. - Buyurun Talat bey, yapabileceğim bir şeyse hemen... - Maaşımı bu bankadan alıyorum. Rica etsem, kredi borcum kesildikten sonra kalanı Bayrampaşa Cezaevine, oğlum Tahsin Kadıoğlu’na gönderebilir misiniz? Müdür hayretle baktı yaşlı adama: - Ama, ya siz, siz ne yapacaksınız o zaman? - Bana öteki oğlum bakıyor. Halit Gümüş’ün damadı o. Gümüş Holdingin yönetim kurulu başkan yardımcısı. Müdür rahatlamış gibi arkasına yaslandı: - Haaa, şimdi oldu. Tebrik ederim doğrusu. Güldü Talat bey, teşekkür edip tokalaştı. Bankadan dışarı çıktığı zaman rahatlamış gibiydi. Evine doğru yürüdü. Kapıdan içeri girer girmez arkasından bir ses duydu. Bir adam vardı dışarıda ve olanca gücüyle bağırıyordu. Gidip baktı. Ev sahibiydi. Kaşları çatılmış, zaten esmer olan teni iyice kararmıştı. Öfkeden soluk alamıyordu neredeyse: - Derhal boşaltacaksın bu evi amca!. Benim de ailemin geçimi bu ev. Ben burada iane dağıtmıyorum. Al eşyanı git. İki elini yana açtı Talat bey çaresizce. Hafif bir gülümseme vardı dudaklarında. - Canımı mı alacaksın oğul. Çıkar giderim. Ne yapayım. - Ya vermediğin kiralarım, onlar ne olacak? Yutkundu yaşlı adam. Gözlerini kıstı: - Günü gelir, bir gün öderim, kim bilir. Ödeyemezsem de öteki dünyada veririm bunun hesabını evlat. Adam hırsla bir yumruk indirdi kapıya: - Bu kadar kolaydı değil mi? Yağma yok. Hiçbir eşyanı vermiyorum. Hepsine el koyuyorum. Ödenmeyen kiralara mahsuben. Kapının arkasındaki çivide asılı duran paltosunu aldı yaşlı adam: - Güle güle kullan evlat, hayrını gör. Umarım zararını karşılar. Ellerini cebine sokup yavaş yavaş yürüdü çamurların içinden. *** Doktor Serdar bey hızla yürürken fark etti Talat beyi. Yaşlı adam karısının baş ucunda oturmuş, onun hareketsiz elini avuçlarının içine almış, bir şeyler mırıldanıyordu usulca. Odanın kapısına dayanıp bir müddet izledi onları. Neden sonra fark etti Talat bey doktoru: - Merhaba doktor bey oğlum. Bu gün biraz erken geldim. Mahzuru yok değil mi? - Hayır Talat bey, hiçbir mahzuru yok. Hoş geldiniz. Mehpare hanım sizin yanınızda daha iyi gibi görünüyor hem. İçi burkuldu yaşlı adamın. Istırapla baktı karısına. Sanki özür diler gibiydi bakışları. Zorla gülümsedi: - Öyledir, beni her gördüğünde yüzünde güller açar onun. Serdar bey de gülümsedi. Yanlarına geldi. - Ben baş hekimle görüştüm. Dilediğiniz kadar kalacak burada Mehpare hanım. Çıkarmak zorunda değilsiniz. - Sağ olun doktor bey. Ben biraz dinleneyim, biraz işleri yoluna koyayım, çıkartırım onu, alırım yanıma. Merak etmeyin siz. Doktor dikkatle süzdü yaşlı adamı: - Siz iyi misiniz? Başını salladı adam. Bir yandan karısına bakıyordu dikkatle. Mehpare hanımın göz bebekleri hafifçe oynadı. Yüzündeki çizgiler gerildi. Sanki kocasının yaşadıklarını biliyormuş gibi kısıldı yeşil gözleri. Soru doluydu bakışları. Korku, endişe, karanlık ve üzgündü. Ufak bir damla süzüldü yanaklarına. Her şeyin farkında olduğunun belirtisiydi bütün bunlar. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT