BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SARS ‘Türk Yılı’ na da bulaştı

SARS ‘Türk Yılı’ na da bulaştı

Her şey iyi gidiyordu... Japon genç kızlar İlhan Mansız’ı çok sevmişti, Türkiye’ye özel turlar düzenleniyordu... 2003 Japonya’da “Türk Yılı”ydı... 15 milyon Japon turistten, Türkiye payını artırmayı düşünüyordu... Ama olmadı... Önce savaş, sonra da SARS “Türk Yılı”nı sarstı...



Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusunda yaşananlar ortada. Bir ümitleniyoruz tarihlerden bahsediyoruz, sonra kapalı kapılar ardından sızan bir takım sözlerle de “Oyalandığımızı” tekrar duyuyoruz. Böyle bir ortamda gerçekten “uzaklar” Türkiye için bir alternatif olabilir mi?... “Yüzümüzü başka taraflara dönelim” diyenler haklı mı?... “İşte bu konuda alternatif olarak gösterilen Uzakdoğu konusunda Türkiye’nin şansı ne” diye sorduk... Prof. Dr. Cafer Sadıklar da anlattı; “-Japonya’da dört yıl bulundum. Türk ve Japon ekonomisini iyi bilenlerden biriyim. Bu iki ekonominin daha fazla iş yapacağını düşünüyorum. Türkiye’nin imkanlarının tanıtılması ve arada bağlantı kurulması halinde bu iki ekonominin daha fazla iş yapacağı kanısındayım. Bunu göstermek için buranın yapılmasında çok çaba sarfettim...” „Peki bu tanıtım nasıl yapılacak, söylediğiniz o bağlantı nasıl kurulacak?... “-Japonya’da 96 yılında açılan bir kasaba var. Yüz bin metrekarelik bir alana Truva atından Kapalıçarşı’ya kadar, Türkiye’deki tarihi eserlerin küçük birer örneğini yapmışlar. Türk kültüründen, tarihine , yemeğine, dönerine, halk oyunlarına kadar bütün özellikleriyle tanıma imkanı buluyor oraya gidenler. Bir ara orayı finanse eden banka mali sıkıntıya girince belediye devralmış işletmesini. Bugüne kadar uzaklığı ve kalacak yer bahanesiyle pek yaklaşılmamış bu kasabaya. Oysa hızlı trenle başkente iki saatlik bir yol, sonrasında 45 dakikalık bir araba yolculuğuyla ulaşılıyor. 15 turistik oteli var. Bu kasabayı gördükten sonra , oradan ve bu vakıftan istifade ederek ülkemizi daha iyi tanıtabileceğimiz fikrini edindim. Nedense 2003 yılı için düzenlenen programlar Tokyo’yu hedefledi. Oysa orad ulaşılabilecek sayı bin-iki bin kişi ve orada kalıyor. Oysa bu kasabada yapılacak programlar televizyonlarda da yayınlanınca milyonlara ulaşılmış olacak...” „Sözünü ettiğiniz Tokyo’daki programlar basında sadece magazin yönüyle yer buldu. 2003 yılı Japonya’da Türk yılı ama bizim açımızdan şu ana kadar istenilen sonuca pek yaklaşılamadı sanırım?... “-Maalesef basına sadece o yönüyle, seyahatte yaşananlar kısmıyla yansıdı. Bu yıllar daha önce de Mısır, İtalya gibi pek çok ülke için düzenlenmiş, çok da başarılı olmuş. Biz el ucuyla tuttuk. Krize rastladı bu iş, ardından hükümet değişti. Dışişleri bakanlığının organizasyonuna verildi, bununla ilgili büyükelçi de üç defa değişti. Ve iki büyük şanssızlık daha geldi. Savaş ve ardından da SARS virüsü. Şimdi nerdeyse oraya gidiş-gelişler tamamen kesildi.İnşalalh virüsün çaresi bulunur da bu kriz biter...’ „Bundan sonrası için yapılacaklar neler?... Şanssızlıklarla yılı yarıladık ama geride kalan zamanda neler olacak? “-Bütün barutu kullandık gibi. Sergiler, konserler, halk oyunları gösterileri, paneller yapıldı. En önemlisi bu topraklardaki üç büyük medeniyeti, Hitit, Selçuklu ve Osmanlı’yı tanıtan medeniyetler sergisi üç şehri gezecek bir Japon televizyonunun sponsorluğunda. Bunun yanında Başbakan Tayyip beyin gitme projesi var. Anadolu ateşi’nin gösterisini ve Türk motifleri taşıyan iki baleyi oraya götürmeyi istiyorum. Ve bir milli maç önerdim İlhan Mansız da oynasın diye, nedense Japon kızlar seviyor. Beşiktaş kulübünden olur verildi ama karşı taraftan tarih alamadık...” „Japon kızların gerçekten ilgisi var mı İlhan Mansız’a?... Japonya’da 2003 Türk Yılı olarak kutlanınca İlhan Mansız yüzünden oldu yorumları bile yapıldı. “-İlgileri var. Sebebi de onların bir çizgi roman kahramanına çok benzediği için. Kızları çok etkilemiş hatta buraya turlar da geliyor. Gerçi şimdi saçını değiştirmiş. Japonya’da Türk yılı 200 yılında iki ülke arasında imzalanan bir protokolle oldu...” „Bütün bu çalışmalar iki ülke arasındaki ilişkilere ne kadar katkı sağlayabilir?... Rakamsal olarak bir büyüklük vermek mümkün mü?... “-Onu tahmin etmek zor. Biz Türkiye’yi tanıtamadık şimdiye kadar. Tanıtmamız halinde Japonya’da hem yatırım, hem turizm açısından büyük potansiyel var. her yıl 15 milyon turist gönderiyor bize en çok yüz bin kişi geldi. Japonların ilginç bir huyu var.Birisi yapınca be de yapayım der. Biz şimdi Türkiye’deki Japon yatırımlarını anlatan yarım saatlik bir tanıtım kaseti hazırlıyoruz odalar birliği sponsorluğunda. Bunu orada gösterebilirsek, oradaki Türk kasabasını da tanıtıp oradan meraklanıp gelen turist sayısını artırırsak ödemeler dengesini değiştiririz...” 2003 ve şanssızlıklar... Çok değil daha birkaç yıl önce Ankara’nın dışı deniyordu ORAN için. Oysa şimdi Ankara’nın en gözde mekanı haline gelen bölge o yıllardan çok farklı. İrili ufaklı binalar arasında dikkat çeken mekanlardan biri de Türk-Japon Vakfı’nınki... Geniş bir alan üzerine kurulu olan kültür merkezi, bünyesindeki restoranlar, spor salonu, kongre merkezi ve kütüphaneler ile Türk-Japon dostluğuna hizmet ediyor. Vakfın başkanı olan Prof. Dr. Cafer Tayyar Sadıklar elli yıldır bürokrasinin içinde olan bir isim. Gümrük Tekel eski Bakanı olan Sadıklar, Hazine Genel Müdürlüğü ve Merkez Bankası Başkanlığı gibi pek çok üst düzey görevin ardından Başkent Üniversitesi’nde hocalığa devam ediyor. Ama şu günlerde asıl uğraşı kurucusu ve başkanı olduğu Türk-Japon Vakfı’yla iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağlamak. İşte bu köprünün sağlamlaştırılması amacıyla bu yıl Japonya’da “Türk Yılı” olarak ilan edildi. Edildi ama şanssızlıklar da peşini bırakmadı. Biz de Tayyar Sadıklar ile “Türk Yılı”nda neler yaptıklarını, neler yapamadıklarını konuştuk. Kısaca özetlersek SARS virüsü Japonya’daki “Türk Yılı”na da bulaşmış...... 500 çocuğa burs veriyor “-Biz Kobe’ye gittiğimizde deprem anında çekilmiş görüntülerden oluşan bir kaset izlettiler. Koskoca bir bina yapmışlar deperemden kalanları sergiliyorlar, filmi gösrterip olayı canlı tutuyorlar. Şubat ayında gittiğimde bir profesör geldi kendiliğinden beni buldu ‘İstanbul büyük tehlikede siz uyuyorsunuz. Ben birkaç panelde gelip anlattım ama aldırmıyorsunuz’ dedi. Kobe depreminden sonra süratle onarmışlar her yeri. Marmara depreminden sonra Kobe’de depremden zarar görenler kendi aralarında para toplamışlar. Adapazarı depreminde yakınlarını kaybedenlere yardım için. O parayı da bana teslim ettiler, iki milyon dolara yakın. Bankaya yatırdık ve nemasıyla anne babasını kaybeden beşyüz çocuğa eğitim bursu veriyoruz...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT