BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihimizle savaşıyorlar

Tarihimizle savaşıyorlar

Kosova’da yaşanan insanlık dramının görünmeyen yüzünde, Sırplar’ın tarihi ve kültürel mirasa karşı saldırıları yatıyor.



Avrupa’nın Türk Milleti’ne karşı gizli ya da açık düşmanlığı her vesile ile tekrar yaşanıyor. Kosova’da devam eden Sırp saldırıları, sadece insanları değil, tarih boyunca vücud bulan kültür ve medeniyet eserlerini de hedef alıyor. Ethem Baymak, 30 yıldan beri Kosova’daki Türk kültür ve tarih mirasını resimleriyle ve şiirleriyle yaşatmaya, gelecek nesillere aktarmaya çalışıyor. Savaş sebebiyle vatanını terketmek zorunda kalan Baymak ile Kosova’yı ve sanatını konuştuk. TÜRK KÜLTÜRÜNE DÜŞMANLIK - Kosova’daki savaş sırasında sanat ve kültür eserleri de zarar görüyor. Siz Kosova’yı terketmek zorunda kaldınız. Orada kalan tarih ve kültür eserlerinin durumu nedir? Baymak -Osmanlı Türk Mimarisi veya eserleri, yalnız bu savaşta değil, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yok olmaya mahkum kaldı. Kimi zaman, zamanın cilvesiyle yitirilip gitti. Fakat, daha çok bilerek yıkıldı. Ya bombalarla ya da “yol geçecek”, “köprü yapılacak” gibi bahanelerle yıkıldı. Prizren’in merkezinde, “Prizren Birliği Müzesi” olarak kullanılan, 1574 yılında yapılan Gazi Mehmed Medresesi’nin bir bölümü 29 Mart günü yıkıldı. Buna çok üzüldüm. Osmanlı eseriydi. Prizren Türkleri’nin bir sembolüydü. - Buradaki eserler Türk ve Osmanlı düşmanlığı sebebiyle mi yıkılıyor? Baymak -Pek tabii. Millet olarak genellememek lazım ama, bazı aşırı uçlar maalesef bizim eserlerimize karşı düşmanlık besliyerek, onları yok etmeye çalışıyorlar. Ama onlar çalıştıkça biz direniyoruz. 600 yıldır Rumeli topraklarında bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Bir avuç Türk olmamıza rağmen, var gücümüzle Osmanlı kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz ve çalışacağız. ZENGİN BİR KÜLTÜRÜMÜZ VAR - Bütün bu mücadelenize rağmen yıkılmasına veya yok olmasına mani olamadığınız eserler var mı? Baymak -Elbette var. O kadar zengin bir hazine ki bunu sayı ile ifade etmek mümkün değildir. İşte köprülerimiz, işte camilerimiz, hanlarımız, hamamlarımız... - Siz çok yönlü bir sanatkarsınız. Ressam, şair, eleştirmen, gazeteci ve başka sahalarda da çalışıp eser veriyorsunuz. Kosovada’ki Türk- İslam eserlerinin korunmasında ve yaşatılmasında sizin katkınız nedir? Baymak -Yıllardır bu zengin kültürel varlığımızı ben bir ressam olarak evvela tuvallerimde yaşatmaya çalıştım ve çalışıyorum. Çünkü biraz önce vurguladığımız gibi, eserlerimiz yok oluyor. En azından tablolarımızda yaşasın istiyoruz. Onları gelecek kuşaklara birer belge olarak bırakabilsek, bir ressam olarak borcumu bir parça ödemiş olurum, diye düşünüyorum. Edebiyatta da mücadele veriyoruz. 500 yıl önce Suzi Çelebi’nin Gazavatnamesi’nin bir devamcısı olan bizler, Rumeli topraklarında zengin edebiyatımızın “Suzi”lerini, “Aşık Çelebi”lerini, “Aşık Ferki”lerini, “Hacı Ömer Lütfü”lerini günümüz insanına taşımak ve tanıtmakla yükümlüyüz. DİLİMİZİ DE YAŞATMAK İSTİYORUZ - Edebiyat alanında olduğu kadar, dilin yaşatılması alanında da mücadele ediyorsunuz. Bu husustaki çalışmalarınızdan da bahseder misiniz? Baymak -Dil, bizim herşeyimizdir. Tuna boylarında Türkçe’nin ses bayrağını en iyi bir şekilde yaşatmak için -ki 24 saat yabancı dillerin müthiş baskısı altındayız- halk edebiyatımızın nadide ürünleri olan ninnilerimizi, manilerimizi, destanlarımızı, türkülerimizi bağrımızda koruyarak, gizleyerek çocuklarımıza öğretmeye çalışıyoruz. Türkçe ile yatıyoruz, Türkçe ile kalkıyoruz. Türkçe, düşmanlarımıza karşı siperdir. 600 yıl bugünkü Türkçemizi buraya taşıyabilmişsek, bu direnmemizin sonucudur. Gerçekten dünyanın hangi yerinde olursa olsun, bir tutam azınlık, dilini ve kültürünü yozlaştırmadan bugüne taşımışsa bu her türlü takdirin üstündedir. RESİM VE ŞİİR - İsterseniz sizin sanat hayatınıza geçelim. Resminizi tarif eder misiniz? Baymak -Başta sanat, bana göre belalı bir iştir. Çok yorar, çok yıpratır. Ama sonunda öyle bir tatlı sonuç alırsınız ki, bütün yorgunluğunuzu unutur gidersiniz. Ben, resim ile şiiri hep buluşturdum. Bir köprüde gel-gitler yaptırdım. Resim yaparken şiiri okudum. Şiiri yazarken resim çizdim. Bu iki sanat dalı benim için ikiz kardeştir. 30 yıldır, bu aşkı böyle yaşayıp gidiyorum. - Şiir ve resimdeki ilhamınızın kaynakları nelerdir? Baymak -Bana göre ilham kültürümüzün zenginliğinden gelir. Türk Milleti’nin sanatkâr kişiliği, bizi biz yapan unsurlardan biridir. Biz küçük millet olsaydık, bu kadar büyük bir kültüre sahip olamazdık. “Mevlana”mız, “Yunus”umuzla iftihar etmekteyiz. Avrupa’da yüzü ak, alnı açık, sanatımızla, bizden sayı bakımından çok fazla olan uluslarla aynı değerde, hatta daha üstün bir seviyedeyiz. RUMELİ TÜRK EDEBİYATI - Rumeli’de, Türkiye’den bağımsız, ama Türkiye ile bütünleşen bir Türk Edebiyatı’ndan bahsedebilir miyiz? Baymak -Türk Edebiyatı bir bütündür. Rumeli’de yaşatılan Türk Edebiyatı’na gelince; kendine has, çıkışlarla genel Türk Edebiyatı’na bir hava getirmiştir. Hem mekan olarak, hem mesaj olarak. Divan Edebiyatı örnekleri mevcuttur. Günümüz Yugoslayva Türk Edebiyatı’nda da bu gözle görülür bir şekildedir. Ben şunu vurgulamak isterim. Günümüz Kosova Türk Edebiyatı, hem Avrupa Edebiyatını, hem Türkiye Türk Edebiyatı’nı yakından takip ettiği için, ikisinin bir sentezini yapabilmektedir. Dolayısıyla Türk Edebiyatı’na yeni bir tat getiriyoruz, diye düşünüyorum. 30 yıllık sanatçı 1952 yılında Kosova’da doğdum. Yüksek Pedagoji Akademisi’nden mezunum. Priştine Radyo- Televizyonu’nda Kültür Programları sorumlusuyum. 30 yıldan beri aralıksız sanatla uğraşıyorum. Avrupa’da ve Türkiye’de 50’ye yakın kişisel sergi ve bir o kadar da karma sergilere katıldım. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki ünlü koleksiyoncularda eserlerim yer alıyor. Bugüne kadar 10 kitabım yayınlandı. 3’ü şiir, diğerleri eleştiri ve inceleme türündedir. Bundan böyle de sanatla yatıp kalkacağım. Ömrüm yettiği kadar Rumeli insanının yazgısını, oralardaki Osmanlı varlığının yüzü aklığını, elimden geldiği kadar yaşatmaya çalışacağım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT