BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kararsızlar soruyor; “Oyumu kime vermeliyim?”

Kararsızlar soruyor; “Oyumu kime vermeliyim?”

Bundan bir süre önce, sokağımızın başında bekleyen bir taksiye eşimle bindiğimde, “Türkiye” okuyucusu olduğunu ve beni de tanıdığını söyleyen 25-30 yaşlarındaki araba sürücüsü;



Bundan bir süre önce, sokağımızın başında bekleyen bir taksiye eşimle bindiğimde, “Türkiye” okuyucusu olduğunu ve beni de tanıdığını söyleyen 25-30 yaşlarındaki araba sürücüsü; “Hocam, 18 Nisan seçimlerine çok az zaman kalmasına rağmen, kime oy vereceğime hâlâ karar veremedim. Hatta bu arada, oy kullanmamayı veya “Boş oy” vermeyi bile düşünüyorum. Ne dersiniz?” diye sordu. Araba, Ihlamur yolunu tırmanırken, ben de kendisine özetle şunları söyledim: “Oy kullanmak vatandaşın, vergi ödemek ve vatan hizmeti gibi, en önemli görevlerinden biridir. Bu nedenle seçime katılmamak ve boş oy kullanmak olmaz. Hiçbir siyasi parti ile bugüne kadar organik bağım olmadığına göre, sana belirli bir parti göstermek yerine, ancak senin gibi kararsız olsaydım, nasıl hareket edeceğimi söyleyebilirim. 18 Nisan’da, hem “Yerel”, hem de “Genel” seçimler yapılacağına göre, bence Yerel Seçimlerde ağırlık partinin adında değil, adayın deneyim ve kişiliğinde olmalıdır. “Genel” yani milletvekili seçiminde ise ağırlık siyasi partiye verilmeli ve bu tercihte öncelikle o siyasi partinin seçim programı kadar, bugüne dek sergilediği davranış ve özellikle uyum gözönünde tutulmalıdır. “Uzlaşır” ve “uyumlu” olmanın önemi şuradadır. Bazı siyasi parti liderlerimizin tek başlarına iktidara gelecekleri iddialarına rağmen, çok büyük sürpriz dışında, sandıktan bu defa da “Koalisyon”un çıkması ihtimali çok ağır basmaktadır. Böyle olunca da, seçmen oyunu kullanırken, bugüne kadar yer aldıkları veya destekledikleri koalisyonlarda uyumsuzluklar ve uyuşmazlıklar çıkaran siyasi partilere ve liderlere değil, icraatlarında uzlaşan ve anlaşan partilere yönelmelidir. Zira Türkiye’nin “Kavga”ya değil, uzlaşarak memleketin önemli ve çözüm bekleyen sorunlarına eğilmeye ihtiyacı vardır. Kanaatimce Türk seçmeni, 18 Nisan 1999 seçimlerinde, bu bilinç ve sorumlulukla oyunu kullanırsa, 1995 seçimlerinin tablosu ile bir daha karşı karşıya kalmaz. Zannımca, ister Milliyetçi-Muhafazakâr, isterse Sosyal Demokrat olsun, başka bir deyimle, İster Merkezin Sağında, isterse Merkezin Solunda bulunsun, her kararsız vatandaş oyunu kullanırken, öncelikle “İstikrar” ve “Uyum”u yani, birlikte hükümet oluşturacak partileri gözetirse, 19 Nisan 1999 Sabahı Türkiyemizin önünde yeni, yapıcı ve ümit dolu bir dönem başlar.” Nitekim Pazar günkü seçimlerde, ben de oyumu bu düşünce ve duygular yönünde kullanacağım. Seçimlerin sükunet ve barış içinde geçmesini, sonuçlarının da memleketimizde “Uyumlu” ve “İstikrarlı” bir çoğunluğun belirmesi ve huzur getirmesi yönünde olmasını diliyorum. Büyük sürpriz olmazsa 18 Nisan seçimlerinden sonra barajı aşarak TBMM’ye girecek siyasi partilerimizin, adlarının alfabetik sıraya göre: ANAP, CHP, DSP, DYP, FP ve MHP olacağını tahmin ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT