BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Prof. Dr. Ergun Özbudun, "Oylar çok akışkan"

Prof. Dr. Ergun Özbudun, "Oylar çok akışkan"

Türk Demokrasi Vakfı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ergun Özbudun sandıktan çıkan sonuca farklı bir açıdan baktı...



Seçmenlerde kaypaklık, oylarda akışkanlık çok büyük boyutlara varmış. Bu akışkanlık bir seçimden ötekine partilerin oy oranlarında büyük kaymalar gösteriyor.1980 seçimlerinden bu yana akışkanlık oranı hep yüksek oldu. İstikrar bakımından iyi haberci değil. Bu da demokraside konsolidasyonu güçleştiriyor. Bilkent Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ergun Özbudun Türk Demokrasi Vakfı’nın da Başkan Yardımcısı, Journal of Democracy’nin yazı kurulu üyesi. Demokrasi ve ülkelere demokrasinin yerleşmesi konusunda uzman olan Prof. Ergun Özbudun ile genel seçimler sonrasında Türkiye’de ortaya çıkan durum üzerine geniş bir sohbet yaptık. Kışlalı- Seçimler sonrası genel görüşünüz nedir? Özbudun- Seçimlerden çıkan belirgin bir sonuç İngilizcede ‘volatility’ denen seçmenlerde kaypaklık, oylarda akışkanlık. Bu çok büyük boyutlara varmış. Bu akışkanlık bir seçimden ötekine partilerin oy oranlarında büyük kaymalar gösteriyor.1980 seçimlerinden bu yana akışkanlık oranı hep yüksek oldu. İstikrar bakımından iyi haberci değil. Bu da demokraside konsolidasyonu güçleştiriyor. Tarhan Erdem’in araştırmaları son altı ay içinde bile oy kaymalarının ne boyutlara varabildiğini gösterdi. Kışlalı- Sizce DSP ve MHP neden kazandı? FP neden kaybetti? Özbudun- DSP’de artma bekleniyordu. Büyük sürpriz MHP’deki oy artışı. Bunun çeşitli sebepleri var. PKK terörü Türk milliyetçiliği akımının güçlenmesine yol açtı. İkincisi MHP’nin denenmemiş bir parti oluşu. 1995’te denenmemiş olan Refah idi. Üçüncü sebep: MHP’nin sağdaki partilerin kayıplarından yararlanmış olması. FP’nin kaybı devletle çatışma halinde görünmesinden ileri geliyor. Dördüncü faktör de MHP’nin örgütlü çalışması. FP ile birlikte ülkenin en iyi örgütlü iki partisi bunlar. PARTİLERE DERS OLSUN Kışlalı- Bu durumdan ne netice çıkarıyorsunuz? Özbudun-Bu örnekler gösteriyor ki seçimlerde sadece medya kampanyaları ve halkla ilişkiler uzmanlarının projeleri kafi gelmemekte. Parti örgütü çalışmasının yerini tutamıyor bunlar. Bu ders olmalı diğer partilere. Kışlalı- Seçimlerde partiler arasında bu kadar fazla oy kaymalarının sebebi nedir? Özbudun- Partilerin sivil toplum örgütleriyle yakın ilişkilerinin olmaması rol oynuyor. Partiler toplumdan bir ölçüde soyutlanmış durumda. Batı’da böyle değil. Her seçimde bundan dolayı garantili oyları bulunuyor. Türkiye’de kararsız seçmen oranı da çok yüksek. Kışlalı- CHP’nin durumunu nasıl izah edeceksiniz? Özbudun- Köklü geleneği ve sağlam örgütü var. Fakat topluma yeni mesajlar, yeni projeler veremedi. Yolsuzluklarla mücadele ve Atatürk’ün kurduğu parti olduğu özelliği üzerine kampanya yaptılar. 1990’ların sonunda bunların yeterli mesaj olmadığı açıktı. Buna taktik ve liderlik hataları eklendi. Barajın altında kaldılar. Kışlalı- Bütün bu gelişim Türk demokrasisinin konsolidasyonuna nasıl etki yapacak? Özbudun- Bu kadar büyük oy kaymaları uzun vadeli siyasi istikrar sağlanmasına engeldir. Bu da demokrasi konsolidasyonunu güçleştirir. Ayrıca nasıl bir hükümet formülü çıkacak ona da bakmak lazım. Kışlalı- DSP-MHP koalisyonu uyumlu olabilir mi? Özbudun- Bu konuda ciddi soru işaretleri var. Dış politika temelde zaten partiler üstü. Ekonomik politikada da manevra alanı dar. Ancak eğitim, kültür ve demokratikleşme politikalarında ciddi farklılıklar olabilir. Ama MHP’yi 1970’lerin şartlarıyla değerlendirmek doğru değilse de geçmişinden tamamen soyutlanması da mümkün değil. Reddi mirasta da bulunmuyorlar. Birlikteliğin çok kolay olmayacağı tahmin edilebilir. Ama sağlam bir protokol güçlü ve uzun süreli bir hükümeti ortaya çıkarabilir. ASKERİ VESAYET YOK Kışlalı- Türk demokrasisi üzerinde Batı’da bazı kuşkular var. Askerlerin sivil yönetim kontrolü altında olmadığı zaman zaman öne sürülüyor. Oysa Türk Silahlı Kuvvetlerinin demokrasi içerisindeki yasal yeri açık değil mi? Genelkurmay da geçen hafta ‘Bilgi notu’ adı altında geniş bir açıklama yaptı. Özbudun- Ben Türk demokrasisinin askeri vesayet altında bir demokrasi olduğunu kabul etmiyorum. Genelkurmay’ın bu açıklamaları da TSK’nın sivil otoritenin üstünlüğünü kabul ettiğini gösteriyor. O yönde. Milli Güvenlik Kurulu da anayasal bir organ. Varlığının normal karşılanması gerekir. TSK’nın burada özellikle savunma ve güvenlik politikalarında uzmanlığa dayanan görüşlerini, meşru bir platformda dile getirmeleri bence bir askeri vesayet anlamında yorumlanamaz. Kışlalı- 28 Şubat sürecinin bu yeni döneme de etkisi olacak mı? Özbudun- RP’nin zayıflamasıyla 28 Şubat sürecinin de etkisini bir ölçüde yitireceği söylenebilir. Bu süreç bazı aşırı davranışlara karşı bir uyarma niteliğindeydi. Refah Partisi’nin vârisi olan Fazilet Partisi ciddi oranda oy kaybetti. Bence bu kaybın gerisinde devlet ve devlet kurumlarıyla çatışma halinde olan bir parti görünümü vermiş olmasının rolü büyüktür. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde FP eski RP’nin ağırlığını taşıyamayacaktır. Tabii FP küçümsenmeyecek oranda oy almıştır. Kendi çekirdek seçmenini muhafaza etmiştir. Fakat 1995 seçimlerinde RP’ye yönelen tepki oyları mı seçimde FP’yi terkedip MHP’ye yönelmiştir. Kışlalı- MHP’nin 28 Şubat sürecinden yararlanmamış olduğu düşünülebilir mi? Özbudun- Oyların hangi nedenlerle MHP’ye teveccüh ettiğini henüz bilmiyoruz. Bütün açıklamalar şu anda spekülasyon niteliğinde. Fakat MHP bundan dolaylı olarak yararlanmış olabilir. 28 Şubat etkisiyle RP’den kopan seçmenler kendilerine nisbeten daha yakın buldukları MHP’ye yönelmiş olabilirler. MHP DEVLETLE ÇATIŞMAZ Kışlalı- MHP’nin bazı hususlarda RP’ninkilere benzer tavırları var. Daha ziyade eğitim ve türban gibi konularda. Bu alanda ciddi bir sorun çıkacağını düşünür müsünüz? Özbudun- Sadece şimdi değil, bütün geçmişi boyunca MHP devlet ve devlet kurumlarıyla çatışmamaya özen göstermiş bir partidir. Seçim sonrası parti lideri ve diğer sözcülerinin demeçleri de bunu kanıtlıyor. Öyle zannediyorum MHP devletle çatışmama konusunda RP’den çok daha dikkatli ve özenli olacak. Bu hassasiyetlerinin hükümet programı ve bazı uygulamalarına yansıması da mümkün. Bunların nasıl bir uzlaşma formülü içerisinde şekillendirileceğini önümüzdeki haftalarda göreceğiz. Kışlalı- MHP lideri geçenlerde bir demecinde partisinin eski prensiplerine bağlı olduğunu söyledi. Acaba bu seçmenlerine karşı söylemesi gereken bir şey miydi? Yoksa hakikaten MHP eskisinden hiç farklı değil mi? Özbudun- Bahçeli zaten liderliğe öze dönüş temasını işleyerek geldi. MHP’nin temel görüşlerinde bir değişiklik olmamış olabilir. Zaten değiştiğini de beyan etmiyorlar. Buna karşılık Türkiye ve dünya şartlarının değiştiğini ve bu şartlara intibak etmenin söz konusu olduğunu ifade ediyorlar. Ben MHP’nin önümüzdeki dönemde uzlaşmacı olmaya çaba göstereceğini tahmin ediyorum. Değişmediğine dair mesajlar belki parti tabanına siyasi bakımdan gerekli görülen mesajlardır. Herşeye rağmen MHP’nin bir ölçüde kapalı kutu niteliği koruduğunu düşünüyorum. Kışlalı- Yani şimdi bir değerlendirme yapılamıyor? Özbudun- Bu parti 1970’lerden bu yana hükümette temsil edilmiyor. Son dönemde de istifa yoluyla sınırlı sayıda TBMM’de temsil edildi. Seçim kampanyasına medya çok yer vermedi. Dolayısıyla bu partinin gerçek tutumu ve içeriği hakkında kesin bir yargıda bulunmak mümkün değil: Bence bu partinin gerçek anlamda sınanması ancak iktidarda olabilir. Daha sağlam yargıya varabilmek için iktidar ortağıyken somut sorunlar üzerinde hangi somut politikaları izleyeceğini görmek lazım. HAKSIZLIK OLUR Kışlalı- Türkiye’deki son gelişmelerin, seçimlerin Batı dünyasının bize bakışlarını nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz? Özbudun- Türkiye herşeye rağmen 1950’den beri serbest çok partili seçimleri yapan bir ülke. Bu seçimler de çok aşırı bir kutuplaşmaya neden olmadan, barışçı bir ortam içinde geçti. Halk tercihlerini ortaya koydu. Şüphesiz serbest seçimlerin varlığı sağlam bir demokrasinin varlığının tek koşulu değil. Bunun yanında temel hak ve hürriyetlere saygı. Çoğulculuk gibi çok önemli başka unsurlar da mevcut. Fakat bu seçimlerden Batı’nın Türk demokrasisi hakkında olumsuz bir sonuç çıkarması haksızlık olur. Kışlalı- Batı nasıl mesaj aldı? Özbudun- Türkiye bu seçimlerde dünyaya açık politikalarından uzaklaşmış değil. MHP, bildiğim kadarıyla, Türkiye’nin izolasyonunu savunmuyor. Kışlalı- Bazı meslektaşlar seçim sonuçlarını yorumlarken bunu Batı’ya kapanmanın ve insan haklarında gelişme olmayacağının işareti olduğunu söylüyorlar? Bu değerlendirmeyi doğrulayacak bir şey var mı ortada? Özbudun- Avrupa ile ilişkilerimiz, ikililer olmasa da, AB ile ilişkilerimiz ölü noktada. Seçim sonuçları ne olursa olsun bunda bir değişiklik beklemiyorum. Durgunluk görünür gelecekte devam edecek. Ama Türkiye kendi içine kapanacak değil. Kışlalı- İnsan haklarıyla ilgili gelişmeler duracak mı sizce? Özbudun- MHP’nin seçim beyannamesinde demokratikleşme konusunda bazı vaadler var. İçeriğinin ne olduğu pek tanımlanmıyor. Açıkçası demokratikleşme hususunda yeni hükümetten çok çarpıcı adımlar beklemiyorum. Eğer Avrupa demokratikleşme konusunda etnik kimliklerin tanınması ve siyasi faaliyet serbestliğine kavuşması gibi birtakım adımlar bekliyorsa MHP’nin damgasını taşıyacak bir hükümetin bu tarzda bir demokratikleşmeye taraftar olmayacağı açıktır. Kışlalı- Batı demokratikleşmeden bunu mu anlıyor? Özbudun- Türkiye’den Batı’da demokratikleşme denince bu tarz beklentilerin mevcut olduğunu biliyoruz. Bu alanda adım atılmasını beklemeleri pek gerçekçi değil. Buna karşılık Devlet Güvenlik Mahkemelerinin sivilleştirilmelerini destekliyorlar. Bu demokratikleşme alanında da bazı sınırlı adımların atılabileceğini akla getiriyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT