BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aklına yine Ali Cengiz gelmişti!..

Aklına yine Ali Cengiz gelmişti!..

Ali Cengiz’in annesi mutfaktaydı.



Ali Cengiz’in annesi mutfaktaydı. - Hoş geldin. Bulgur pilavı yapıyorum. Lahana turşusu da olmuştur. - Harikasın valide. Genç delikanlı, her zamanki gibi elini sabunla yıkadıktan sonra mutfağa girdi. Bermutad annesinin elini öptü. - Akşam namazını kılayım, dedi. Lahana turşusunun yanına içli patlıcan turşusunu da koyalım. Sen işine bak. Onu ben çıkarırım. Bu sözlerden sonra hemen odasına girdi. Tabiatiyle aklının bir yanı da karşıda idi. Orada ışık görmek, ışığın aydınlattığı yerde İclal’in dolaştığını tahayyül etmek büyük zevk ve heyecan idi. Ne hoş!.. Bakalım şimdi ne oldu? Bu akşam, saadet saadet üstüne geliyordu. Ali Cengiz’in odası karanlık, perdeler açıktı. Genç adam, hele böyle karlı havalarda, sokak lambasından, bazan dolunaydan gelen müphem, ısrarlı ışıkla, odasının hayal meyal aydınlanmasından son derece hoşlanırdı. Zaten, şehir ışıkları göğe yansıdığından, büyük şehirlerde zifiri karanlık meydana gelmiyordu. Halbuki zaman zaman, bunun da ayrı zevki vardı. Altmış, yetmiş sene önce, mum feneri ile misafirliğe gitmek ihtiyacı duyulurdu. Pek hoştu. Genç delikanlı, sanatkâr tarafı ile o anda bütün bunları hayal ediyordu ki karşı evde, İclal’e ait olduğu anlaşılan odanın aydınlanıverdiğini gördü. İpnotize edilmişcesine öylece dondu. Bakakaldı. - Perdeleri kapatmadan ışığı yaktı! diye boğulurcasına söylendi. Sevdiği kız, Ali Cengiz’e nur gibi gelen ışık denizi içinde pencereye doğru geliyordu. Gerçekten hayret... Her zamanki gibi yapmamıştı. Önce perdeleri çekip, ışığı daha sonra yakmamıştı. Ali Cengiz, ruhunun, kainatı kapladığını sandı. Neden dolayı her zamankinin aksine böyle olmuştu? Anlatalım: Otobüsün arka sahanlığında Ali Cengiz’i farkeden İclal’in yine tuhaf şekilde kızardığını söylemiştik. İclâl gibi ruh asaletine sahip insanlar, kalplerinde, yahut zihinlerinde biri varken, ikinci kişiye bakmayı düşünemez, kendilerine yediremezler. İclâl buna şartlanmıştı. Bu sebepten, Sermet varken başkasına bakmayı aklından geçirmiyordu. Üstelik fol yok, yumurta yokken... Aklı başka söylüyordu ama hislerinin, kalbinin, Ali Cengiz’deki samimiyeti, dürüstlüğü, mertliği farkettiğini bu yüzden anlayamıyordu. İşte Ali Cengiz, otobüsün arka kapısından iniyordu. Babasının da onun yaklaşmasını beklediğini görünce neden sevinmişti? Hayırlı akşamlar dilerken sesi neden titremişti. Ve... Sermet derken aklına yine Ali Cengiz geldi. İşte, fazla dürüst düşünmenin zararı: Genç kız, yine anlamadı. Heyecanını başka sebeplere yordu. Fakat hâlâ bocalıyordu. Hem de sebebini hiç bilemeden... İşte bu dalgınlıkla, odasının ışığını daha önce yaktı. Perdeleri kapamak üzere ışık içinden geçerek pencereye geldiğinde kısa bir an durdu. Elinde olmaksızın ahşap eve, hem de tam Ali Cengiz’in karanlık penceresine doğru baktı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT