BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Resepsiyon mu, basın toplantısı mı? NURİ ELİBOL

Resepsiyon mu, basın toplantısı mı? NURİ ELİBOL

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü münasebetiyle geçen hafta sonu Gazi Ordu Evi’nde düzenlenen resepsiyona katıldım. Bu resepsiyon dolayısıyla gözlemlerimi aktarırken görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.



30 Ağustos Zafer Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü münasebetiyle geçen hafta sonu Gazi Ordu Evi’nde düzenlenen resepsiyona katıldım. Bu resepsiyon dolayısıyla gözlemlerimi aktarırken görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Genelkurmay Genel Sekreteri ve Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı eşleriyle birlikte davetlileri sıcak bir ilgiyle kapıda karşıladılar. Her 30 Ağustos’ta olduğu gibi biz basın mensupları resepsiyona katılan Cumhurbaşkanı, Başbakan, Ana Muhalefet Partisi Lideri ve Milli Savunma Bakanı’ndan ziyade üst düzey komutanların etrafına toplanıp onların mesajlarını almaya çalıştık. Eşleriyle beraber Silahlı Kuvvetlerin en mutlu gününü kutlamak için gelen Orgenerallerin etrafı adeta bir basın ordusu ile sarıldı. Komutanlar halka içine alındı. Hanımları ise kenarda tek başına beklemek zorunda kaldı. Ülkenin Cumhurbaşkanına, Başbakanına bir şey soran olmadı. Ama Komutanlara askerliğin dışında her şey soruldu. Komutanların bazıları sadece kendi alanları ile konulara cevap verdiler. Bazıları da sorulan her şeye cevap vermek zorundaymış gibi her konuya girdiler. Eğer bir gelenekse, bu hoş bir gelenek değil. Bu geleneğin ivedilikle terk edilmesi lazım. Genelkurmay Başkanlığı ülkenin güvenliği, iç ve dış tehditlerle ilgili Kuvvet Komutanları da kendi kuvvetlerini ilgilendiren konularda basın aracılığıyla toplumu bilgilendirmek istiyorlarsa bunun yeri ayak üstü resepsiyonlar olmamalıdır. Hem Genelkurmay Başkanlığı’nın bünyesinde hem de kuvvet komutanlıkları bünyesinde basın bilgi merkezleri mevcut. Açıklama yapma ihtiyacı duyduklarında biz basın mensuplarını davet etsinler, gidelim orada her şeyi sorup her şeyin cevabını alalım. Ve kamu oyuna aktaralım. ğ İstismarcılara fırsat verilmesin Sayın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök yaptığı bir açıklamada “Türk Silahlı Kuvvetleri adına görüş bildirmeye yetkili üç makam vardır. Birincisi Genelkurmay Başkanı, diğeri Genelkurmay İkinci Başkanı bir diğeri de Genelkurmay Genel Sekreteri’dir. Bunun dışında Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili kimse görüş bildiremez. Kuvvet Komutanları ise ancak kendi kuvvetleri ile ilgili konularda açıklama yapabilirler” demişti. Kişisel kanaatim, bence bu bir ikazdır. Tüm komutanlar bu ikazı dikkate almalı ve bu kurala titizlikle uymalıdırlar. Özellikle Kuvvet Komutanlarımız kendi kuvvetlerini ilgilendiren konuların dışındaki konularla ilgili görüşlerini Milli Güvenlik Kurulu platformu dışında hiç kimse ile paylaşmamalıdır. Bunun aksi, TSK’nın hiyerarşik düzenine zarar veriyor, TSK’yı yıpratmak isteyenler bu durumu istismar ediyor. Komutanlardan birisinin üslubu sert birisininki daha yumuşak olabiliyor. Aralarında TSK’nın mevcut disiplin ve hiyerarşi anlayışı nedeniyle görüş ayrılığı olması mümkün olmayan üst düzey komutanlarının kimine “güvercin”, kimine “şahin” yakıştırması yapılabiliyor ve “Üst kademede görüş ayrılığı var” mesajı topluma verilerek TSK yıpratılıyor. Bunun önüne geçilmeli, TSK adına sadece Genelkurmay Başkanlığı açıklama yapmalı. Komutanlar görüşlerini Genelkurmay Başkanlığına aktarmalı ve MGK’da dile getirmelidir. TSK’nın yararına olan budur. Disiplinli orduya da bu yakışır. Ayrıca sayın Başbakan ile Milli Savunma Bakanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratılmasına seyirci kalmamalıdır. Komutanlar kendi kişiliklerine yönelik saldırılara cevap vermek zorunda bırakılmamalı, hem Milli Savunma Bakanlığı hem de Genelkurmay Başkanlığı gerekli tepkiyi göstermelidir. Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanlığı’nın bu konuda attığı ilk adım sevindiricidir. TSK ile ilgili toplumun zamanında ve doğru bilgilendirilmesi maksadıyla ordumuzun basın ve halkla ilişkileri sağlayan üniteleri her yönüyle güçlendirilmeli, bu üniteler basına zamanında ve tatmin edici bilgiler verecek inisiyatife sahip olmalıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şu anki komuta kademesi AB sürecindeki Türkiye için bir şanstır. Bu şans doğru kullanılmalı, bu kademeler tahrik edilmemeli, bunların hassasiyetlerine kulak verilmelidir. TSK’nın en kıdemli komutanı değişim mesajları veriyor. Bütün kesimler ona yardım etmelidir.
Reklamı Geç
KAPAT