BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eylül!.. Ve devlet adamı!..

Eylül!.. Ve devlet adamı!..

Eylülün haftasındayız. Yakıcı yaz sıcaklarının artık yavaş yavaş gerilerde kaldığını sandığımız günlerdeyiz! Allah ömür verirse bu sıcak ve bunaltıcı yaz günlerini arayacağımız, hasretini çekeceğimiz serin, soğuk, ıslak, ağaçları çıplak, karlı kaygan ve kaypak günlerin takvim yapraklarını yeniden çevirmeye başlayacağız!



Eylülün haftasındayız. Yakıcı yaz sıcaklarının artık yavaş yavaş gerilerde kaldığını sandığımız günlerdeyiz! Allah ömür verirse bu sıcak ve bunaltıcı yaz günlerini arayacağımız, hasretini çekeceğimiz serin, soğuk, ıslak, ağaçları çıplak, karlı kaygan ve kaypak günlerin takvim yapraklarını yeniden çevirmeye başlayacağız! Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti yaz maz demedi bütün bir tatil mevsimi Parlamentoyu kıyasıya çalıştırdı. İsabet de etti. Ekonomik ve Uluslararası Konjonktürün en kalabalık ve kargaşalı döneminde, hele komşu Irak’ta ABD fünyeli bir yangın hâlâ sürmekte iken Türkiye’nin kendisini yaz rehavetine terk etmesini akıl ve mantık almazdı!  Eylül hazan mevsiminin başlangıcıdır. Oldum olasıya hazin ama aynı zamanda umutlu günlerin habercisi sayılır. Yazlıkların boşalmaya, kışlıkların hazırlanmaya başlandığı günlerdeyiz. Okullar açılmaya başlıyor, okul çağında çocukları olan aileler çocuklardan bile daha heyecanlı ve telaşlı! Bu heyecan ve telaşın içindeki kimi yoksul ailelerde yürekleri yakan bir hüzün ve çaresizlik yatıyor! Sırası gelmiş iken altını çizmeden geçemeyeceğim bir gerçek var. Ülkede tek partili bir hükümet iktidardadır. İster inanç, ister umut, isterse tepki kaynaklı oylarla iş başına gelmiş olsun aldığı oyların hakkını, bedelini icraatı ile ödemeye mecburdur! AKP hükümeti TBMM’de toplamayı başardığı 370 milletvekili ile Anayasayı bile değiştirebilecek bir güçtedir. Bu yüzden başarılı olmaya mecbur ve mahkumdurlar! Bunu biz değil kendileri söylüyor!  Çalışkan, kimi afacan ve babacan bakanlar günde 18 saat çalıştıklarını TV ekranlarında alımlı çalımlı açıklayarak hava basıyorlar. Milli Eğitim Bakanı özel okullarda binlerce öğrenciye bedava yer ayırmakla övünüyor. Ama ortalarda olan hiçbir şey yok! Bırakınız özel okullarda bedava öğrenci okutmayı, Anayasa gereği Devlet gereği parasız devlet okullarında dahi “Bağış” namı altında haraç alınmadan öğrencilerin ne kayıtları yapılabiliyor, ne de eski kayıtları yenilenebiliyor! Sonra ekranlar, mikrofonlar karşısında yetkili yetkisiz zevat kravatlarını düzelterek sıram sıram inciler sıralıyorlar. “Bağış mecburi değildir. Kaydolmanın şartı değildir! İsteyen hali vakti yerinde olan yardımda bulunabilirler! Ya olmayanlar ne yapacak? Bunu kimse söyleyemiyor!  Bunun doğru olmadığını ben yakından biliyorum. İki çocuğunu Devlet okulunda okutabilmek için yaşlı ikişer kişilik iki aileye yardımcı olarak çalışan bir hanım ağlıyor. Okuldan bağış istemişler. İstedikleri para kadının iki evden ayda kazanabildiği paradan fazla! Verecek durumda değil! Buna inanıyorum. Okuldan söyledikleri şu; “Devlet sadece öğretmenlerin maaşlarını ödüyor. Gerisine karışmıyor! Isınma, aydınlatma ve temizlik vesaire tüm hizmetleri işte bu bağışlarla ödemek zorunda kalıyoruz!” İşte buna da ben hiç mi hiç inanmıyorum! Eğer doğru ise bırakınız siz lafu güzaf edebiyatını önce parasız Devlet okullarında şu bağış-haraç yutturmacasını kaldırın! Devletin saygınlığı önce vatandaşa hizmetten ona verilen sözün yerine getirilmesinden geçer!  Dünyanın hemen her ülkesinde Eylül, Devletin, resmi ve uluslararası kurum ve kuruluşların yaz rehavetinden sıyrılıp yeniden çalışmaya başladığı mevsimin başlangıcıdır. Birleşmiş Milletlerden tutunuz AB’nin kapılarını yılın ikinci dönemi için ardına kadar açtığı günlerdeyiz. Bölgemizde mevsim gereği sıcak günler geçiyor. Ama politika açısından önümüzdeki günler özellikle Irak olayı yüzünden eskisinden de daha sıcak geçeceğe benziyor. Dikkat, ihtiyatlı olmak durumundayız. Irak konusunun zaman bakımında uzamakta olması bizi asla aşırı bıkkınlığa ve dolayısı ile acele kararlara zorlamamalıdır. İktidarın Parlamentoda tartışılmaz bir oy üstünlüğü var. Bu üstünlüğün başında olanlar tarih ve talihin kendilerine yüklediği “DEVLET ADAMI” olmak zorunluluğunu içlerinde hissetmek ve bunun şuurunu kazanmak zorunda ve durumundadırlar. Hiç kimse anasından “Devlet Adamı” olarak doğmamıştır. Politikada Devlet Adamı şuurunu kazanmak, askerlikte bir “Meydan Savaşı kazanmak” kadar zordur! Yoksa herhangi bir politikacı olarak kalmaya mahkum olursunuz! Devlet Adamı, zor olanı başarandır!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109038
    % 0.39
  • 3.4973
    % 0.05
  • 4.114
    % -0.44
  • 4.4882
    % -0.48
  • 144.771
    % -0.31
 
 
 
 
 
KAPAT