BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hastalıklı dâhi Blaise Pascal İRFAN ÖZFATURA

Hastalıklı dâhi Blaise Pascal İRFAN ÖZFATURA

Hiç eğitim almadığı halde 12 yaşında Euclides prensiplerine vakıf olan, kendi kendine hesap makinesini yapan, matematikçilere ve fizikçilere ufuklar açan, atmosferin varlığını ispatlayan Pascal, kendi halinde, hastalıklı bir gençtir.



Blaise Pascal şirin bir haziran günü (1623) doğar. Evin iki küçük kızı ondan ne kadar hoşlanırlar bilemeyiz ama baba Etienne’nin kuşları uçar. Pascal zayıf, hastalıklı ama “çok zeki” bir çocuktur. Annesi henüz üç yaşındayken ölür ve ablalarının elinde kalır. Zaten o günlerde 30 yıl savaşları sürmekte, ülkede kasvetli bir hava dolanmaktadır. Her ne kadar kraliyet danışmanlığı yapan Mösyö Etienne’in maddî durumu iyice sayılırsa da ortalık sıkıntılıdır. Baba Pascal sistemin vereceği eğitimin kuruş etmiyeceğini bilir ve oğlunu evde eğitmeye niyetlenir. Ama bu hastalıklı çocuk annesizliğin ezikliği içindedir, kendini seslere ve şekillere verir. Henüz 11 yaşındayken not defterine “sesler” hakkında bir şeyler karalar ki bu çalışma ciddiye alınmayacak gibi değildir. Blaise’in babası fenne, felsefeye, edebiyata meraklı bir adamdır, nitekim 1631 yılında işini gücünü bırakır, zamanını çocuklarına ayırır. Özellikle Blaise’in bir kültür iklimini teneffüs etmesini ister ve yazarların, bilginlerin, kaşiflerin boy gösterdiği Paris’e taşınır. Evet küçük oğlunu titiz bir tedrise alır ama bu program eski diller ve gramer ağırlıklıdır. Blaise 12 yaşına kadar Latince ve Yunanca’yla uğraşır, lâkin o lisana değil matematik ve geometriye meraklıdır. Gelgelelim babası onu ona bırakmaz, hatta evde matematikle ilgili ne kadar not varsa alayını toplar tavan arasına atar. ğ Kendi kendine... Blaise hiç ders almadığı halde döşemeye geometrik şekiller çizmeye başlar ve bunlara kendince adlar takar, kurallar koyar. Farkına varmadan üçgenin açıları üzerinde ciddi çalışmalar yapar. Ona göre daire “yuvarlak”, elips “yumurtavari”, doğru da “çubuk”tur . Babası bir ara döşemede gördüğü tuhaf şekillerin ne anlama geldiğini sorar, Pascal kendince bir şeyler anlatır ve babası küçük dilini yutar. Zira bu zayıf ve hastalıklı çocuk tam bir zeka küpüdür ve Euclides Geometrisindeki birçok teoriye vakıftır. Baba Pascal yaptığı hatanın geç de olsa farkına varır ve oğlunun önünü açar. Blaise ilk ilmî eserini 16 yaşındayken yazar ve bununla elips, parabol ve hiperbolü “bir ve aynı dairenin projeksiyonları” olarak görülebileceğini ispatlar. Böylelikle, farkında olmadan, “konik kesitler öğretisi”ni kurmuş olur ki Fransız filozofu Descartes onu felaket kıskanır, güçlü bir mantık ve derin bir matematik bilgisi isteyen makalenin hastalıklı ve eğitimsiz bir çocuk tarafından yazılmış olduğuna inanamaz, tabiri caizse öküz altında buzağı arar. Genç Blaise, Descartes gibileri şaşırtmaya devam eder. Haftalarca süren bir çalışmanın ardından sayı silindirleri ve sayaçlardan oluşan karmaşık bir sistem yardımıyla sekiz haneli sayıları anında toplayan ve çıkaran bir alet yapar ki bu bildiğimiz hesap makinesidir. Kendinden 3 asır sonra gelen İngiliz matamatikçisi Sylvester tam bir Blaise hayranıdır ve talebelerine “kedi beşiği” adlı akıl kokan teoremi mutlaka anlatır. ğ Zekâ küpü O günlerde İtalyan fizikçi Toricelli atmosferin varlığına inanmakta ama ikna edici bir delil bulmakta zorlanmaktadır. Gelir Blaise’e içini açar. Blaise hava tabakasının aşağılarda artması ve ağırlaşması, yukarılarda azalması ve hafiflemesi gerektiğini söyler. Buna göre basınç alçaklarda yükselmeli, yükseklerde düşmelidir. Toricelli’ye bu kadar ip ucu yeter, barometresiyle, kâh dağ başında, kâh deniz kıyısında ölçümler yapar ve dünyanın bir hava çemberiyle çevrili olduğunu net bir şeklide ispatlar. Blaise çözümsüz ne kadar konu varsa el atar ve o kendine has pratik zekasıyla birçok varsayımı ispatlar. Henüz ağzı süt kokarken “iletişen tüpler yasası”nı, “hidrostatik paradoksu”nu ve “hidrolik basınç ilkesi”ni geliştirir. Yine yazı-tura oyununu matematik gözüyle inceleyerek, ihtimal hesapları teorisini ortaya atar. Her ne kadar Hayyam’ın “binom üçgeni” üzerinde çalışan ilk matematikçi o değilse de bu konuya da ışık tutar. Blaise aferin delisi değildir, tepkileri umursamaz, kökleşmiş Aristo mantığına bile karşı çıkmaktan korkmaz. Öyle ki tam 400 konuda ya çözüme ulaşır, ya da yenilikler katar. Her gün şaşırtıcı bir buluşla ortaya çıkar, çığır üstüne çığır açar. Prof Girard Desargues, Blaise’nin elinden tutar, onun teoremlerini tek tek yayınlar. Ancak Pascal bunca ilmi çalışmanın yanında hazımsızlık, mide ağrıları, halsizlik ve dayanılması güç ağrılarla uğraşır. Henüz 17 yaşında tanıştığı ıstıraplarıyla dost olur ve ölünceye kadar (39) uyuyamaz. Önce hazım organları devreden çıkar, ardından felç geçirir ve göz göre göre kurumaya başlar. Ancak o, kâinattaki ince nizamın farkına varır ve dünyayı elinin tersi ile iter saadeti Yaradan’a sığınmakta arar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105324
    % 0.39
  • 3.472
    % -0.6
  • 4.1656
    % -0.39
  • 4.7068
    % -0.13
  • 146.472
    % -0.39
 
 
 
 
 
KAPAT