BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balon MEHMET ALİ ÖZBUDUN

Balon MEHMET ALİ ÖZBUDUN

Balon şişirmek, balon ile oynamak ve patlatmak, sadece çocukları ilgilendirmiyor. Para ve sermaye piyasalarında temel ekonomik göstergelerle desteklenmeyen ve onlardan bağımsız olarak bir eğilim sergileyen sert çıkışlar ‘spekülatif balon’ (speculative bubble) ya da ‘spekülatif köpük’ olarak isimlendiriliyor.



Balon şişirmek, balon ile oynamak ve patlatmak, sadece çocukları ilgilendirmiyor. Para ve sermaye piyasalarında temel ekonomik göstergelerle desteklenmeyen ve onlardan bağımsız olarak bir eğilim sergileyen sert çıkışlar ‘spekülatif balon’ (speculative bubble) ya da ‘spekülatif köpük’ olarak isimlendiriliyor. (‘Finansal’ balonların yanı sıra, ‘sınıfsal’ balonlardan da söz edilebiliyor. Bilindiği gibi, egemen ideoloji, egemen sınıfın ya da sınıfların ideolojisidir. En büyük balon da, egemen ideolojinin, yani egemen sınıfların balonudur. Bunlar da çok önemli, ama şimdilik konumuzun dışında.) Almak, tutmak ve satmak Ortaya çıkan sert çıkış, eğer “balon” ya da “köpük” olarak nitelendiriliyorsa, söz konusu şişkinliğin patlaması, inmesi kaçınılmaz oluyor. Bazen bilinçli, bazen de bilinçsiz olarak, bireyler, şirketler ve hatta devletler balon oluşturabiliyor. Herhangi bir sistemde bir balon oluşmuş ise, balon bir gün mutlaka patlıyor. Bir başka deyişle, balonlar doğuyor, büyüyor ve ölüyor. Spekülatörler açısından ise balonun büyüklüğü kadar, patlama zamanı da son derece önemli. Bir başka deyişle, balon şişmeden ‘almak’ şişerken ‘tutmak’ patlamadan ‘satmak’ önem taşıyor. Balonun oluşumuna, olgunlaşmasına dayanıklılığına ilişkin sağlam tahminler portföy yöneticilerinin ilgi alanını oluşturuyor. Bazı balonlar, şişme ve inme aşamalarında bir dizi makro ekonomik ve finansal çalkantıya yol açabiliyor. Saatli bomba Her balon, değerlendirmeyi bilenler için bir fırsat, değerlendirme ve zamanlamayı bilmeyenler için ise elinizde patlayan bir saatli bomba anlamına geliyor. Enformasyon kirlenmesi ve asimetrik enformasyonun yoğun olduğu ortamlar, özellikle de finansal piyasalar, balonların üremesi, şişmesi ve patlaması için çok uygun bir ortam oluşturuyor. Makro balon! Bir piyasa ekonomisi, fizik kapitalin vermediği verimi finansal kapitale veriyorsa orada bir balon var demektir. Türkiye ekonomisi, 1989 yılı itibariyle adım attığı finansal liberalizasyon ortamında, fizik kapitalin vermediği verimi finans kapitale vererek yaşamayı denedi. Yani balon şişirerek işi götürmeye kalktı. Balon, 1994, 1999 ve 2001 olmak üzere tam üç defa patladı. Yaşadığımız ekonomik ve finansal krizler, mikro ve makro düzeyde şişirdiğimiz birçok balonu, daha yakından tanıyabilmemiz ve teşhis edebilmemiz açısından çok yararlı oldu. Balon diye nitelediğimiz çarpıklıkların sürdürülmeleri mümkün değil. Yüksek kronik enflasyon eşliğinde büyümeye çalışmak da bir balon oluşturuyor; balon mutlaka bir krize tosluyor, yani patlıyor. Balonları teşhis etmekte zorlanmayabiliriz, ama patlama zamanını kestirmek kolay olmayabilir. Mikro balon! Şirketlerin uzun dönem piyasa değerlerini ölçmek için kullandıkları bir yöntem var. Bu yönteme göre, bir şirketin uzun dönem piyasa değeri, söz konusu kuruluşun ürettiği ekonomik katma değer ile belirleniyor. Yöntem bir tekerleme gibi, şöyle ifade ediliyor: Ne kadar EVA, (Economic Value Added-Ekonomik Katma Değer) o kadar MVA, yani (Market Value Added-Piyasa Katma Değeri). Piyasa değerinde ortaya çıkan artış, ekonomik katma değeri aşıyorsa, o zaman bir balondan söz edilebiliyor. Hiç şüphesiz, uzun dönemin ne kadar uzun olduğu ve dönem boyunca piyasa değerinde ortaya çıkan iniş ve çıkışlar da çok önemli. Sütunumuzu bol balonlu bir yazı ile doldurmuş bulunuyoruz. Hoşça kalın...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT