BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Artık huzur geldi

Artık huzur geldi

Görkemli Ağrı Dağı, kıpır kıpır Doğubeyazıt, huzur veren Van... Nefis göl manzarası, Akdamar adası... Ve nihayet Şemdinli... Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da son yıllardaki bu değişim artık iyice belirginleşmiş. Tarihî eserler ve insanların sıcaklığı ise mutlaka görülmeli ve yaşanmalı...



Türkiye’nin güneydoğusuna doğru yol alıyoruz. 6 bin 180 km süren macera dolu yolculuğumuzda, sarp kayaları aşıyor, derin uçurumlardan geçiyoruz. Hedefte ise, senenin 8 ayı ulaşıma kapalı olan Bahçesaray var... Geçen yıl Türkiye’nin kuzey doğusuna, Sarp Kapısı’na gitmiş sonra Karadeniz ve iç Karadeniz bölgelerini tarayarak 4 bin km aşmıştık. Bu yıl da görmek imkanı bulamadığımız Türkiye’nin en güneydoğusunu ve her yıl Türkiye’nin ayıbı olarak haber bültenlerinde yer alan yılın sekiz ayı kapalı Bahçesaray yolunu görmeyi hedefledik. Tabii bu arada yol güzergahındaki tarihi ve kültürel güzelliklerimizi de görme imkanı bulduk. Toplam 6 bin 180 km süren yolculukta tespit edebildiklerimi birkaç gün sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım ilginizi çeker... Ankara, Yozgat, Sivas üzerinden Erzincan... Erzincan, yaralarını sarmış. “Vallahi dünya için Allah demem” sözünün eri Terzi Baba türbesinin civarını gerçek bir sanat eseri haline getiren Belediye Başkanı’nı kutlarım, ellerine sağlık. Erzurum üzerinden Ağrı, Doğubeyazıt... Ağrı Dağı, gerçekten görülmeye değer. Doğubeyazıt da öyle. Kıpır kıpır bir yerleşim merkezi olmuş. Oraya gitmemizin sebebi olan İshak Paşa Sarayı gerçek bir kültür hazinesi. Eski Doğubeyazıt’ın ortasında yer alan saray, Osmanlı devlet idaresinin mükemmelliğinin canlı bir şahidi olarak sarp yamaçlarda haşmetle ve vakarla duruyor. 33 yıl önceki fidanlar Doğubeyazıt’tan Van’a doğru süzülürken dayanamıyorum yolu epey uzatma pahasına 1969’da askerlik yaptığım Patnos’a çeviriyorum direksiyonu. O zamanlar bir köy olan Patnos gelişmiş, serpilmiş. Tugay alanına diktiğimiz ağaçların 33 yaşındaki hallerini görmek bayağı sevindiriyor. Özellikle Orduevi’nin ilk subayı olarak düzenlediğim bahçeyi ve Sarıkamış’tan özenle, seçip getirip, ellerimle diktiğim, çam ve ladinlerle bir fotoğraf çekmeyi arzuluyorum. Saat 18.00 civarıdır, nöbetçi uzman çavuşun cansiparane teşebbüsleri sonuç vermiyor. Görevli ve yetkili birine ulaşamıyoruz. Orduevi’nin kapısından şöyle bir bakmakla yetiniyorum... Doğunun Paris’i Van Erciş harika bir yer, yemyeşil, pırıl pırıl, Selçuklu eserleri ve kabirleri görülmeye değer. Tabii Van Gölü. Nefis bir göl kıyısı seyahatinden sonra akşam karanlığında Van’a varıyoruz. Dünya tatlısı Abdurrahman Ekinci’nin her taşında izine rastladığımız huzur veren bir şehir Van. Kalesi, eski Van’ın haşmetini sergileyen Hüsrev Paşa ve ikizi cami ve harabeler. Ermeni izlerini hatırlıyoruz. Bir gün istirahat ve Akdamar adasını ziyaret. Turistleşiyoruz bayağı. Akdamar adası ve adadaki Ermeni kilisesi görülmeye değer. Badem ağaçları arasında kendimi İzmir’in Seferihisarı’nda zannettim. Kiraladığımız motorlu tekne ile geri dönerken, kaptanın ikram ettiği çay için “herhalde çay budur” dedim. Van çayla özdeşleşmiş illerimizden malum. Terörün izleri... Dinlenmeden sonra seyahatimizin ana hedeflerinden olan Şemdinli’ye yöneliyoruz. Van ve civarında giderken devamlı kimlik ve bagaj kontrolü yapılıyor. Askerlerimiz oldukça nazik ve kibar davranıyorlar. Ancak bazı noktalarda dikkatimi nöbetçi astsubayların ellerindeki demir çubuk çekiyor. Rehberimiz açıklıyor. Bununla arabaların depolarındaki akaryakıt seviyesi kontrol ediliyor. Yarıdan fazla dolu ise boşaltılıyor. Bu depo ve araç kontrolü kamyonlar için saatler sürebiliyor. Umarım kısa zamanda gerek askerlerimizin gerekse bölge halkımızın bu çilesi de sona erer... Güneyin en uç noktası İşte Türkiye’nin güney doğusundayız. Şemdinli... Buradan otuz kırk kilometre seyahatlerle İran ve Irak’a ulaşabilirsiniz. Şemdinli’de bir dost bizi karşılıyor. İstanbul’da yıllarca komşuluk yaptığımız Avukat Tahir Aslan. Tahir bey şu anda Şemdinli Noteri. Mümkün olduğu kadar güney doğuya gitmeyi düşündüğümüzü söylüyoruz. Bize cip kamyonet karışımı bir araba buluyor ve gidilebilecek en güney noktaya varıyoruz. Bu noktada, bir zamanların sayılı ilim yuvalarından olan Nehri köyü ve binlerce ilim adamı yetiştiren Nehri Medresesi’nin kalıntılarına rastlıyoruz. Kalan duvarlardan medresenin faaliyette olduğu günlerdeki ihtişamını kestirmek mümkün. Yüksekova yemyeşil Dönüşte Yüksekova’da mola veriyoruz. Gerçekten yemyeşil bir yüksek-ova otlar henüz biçilmiş ve kurutulmak üzere derlenmiş. İlçe batının birçok büyük ilçesiyle kıyaslanabilecek genişliğe ve hareketliliğe sahip. Doğu’da sınır ticareti serbest olsa ülke konomisine daha büyük katkıları olabilecek gibi görünüyor. Ancak bunun yan etkilerini ortadan kaldıracak tedbirlerin tam olarak alınmaması bu faaliyeti engelliyor olmalı. Bütün bunlara rağmen bol bol ucuz (!) mazot, hatta kurşunsuz benzin bulabilirsiniz. Yalnız arabanızın düzenini bozmayı göze alırsanız. Biz göze alamadık. O akşam üzeri Hakkari’ye uğrayacaktık. Ancak hava kararmaya başladığı için rehberimiz bu macerayı göze alamadı. Sadece jandarma arama noktalarında durarak Van’a döndük. Yorgun ve bitkindik.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108615
    % 1.32
  • 3.4955
    % -0.59
  • 4.1299
    % -0.03
  • 4.5103
    % -0.29
  • 144.994
    % -0.19
 
 
 
 
 
KAPAT