BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 20 /“Bir abla seni görmek istiyor” /Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 20 /“Bir abla seni görmek istiyor” /Seçkin Başkan

Ömer usta ve diğer işçiler merakla baktılar genç adamın yüzüne. Orhan ellerini sildikten sonra kapıya doğru yürüdü. Gelen Selda’ydı. Arabasından inmiş, kapıya dayanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş bekliyordu...



O cumartesi Orhan erken kalkmış, hafta içinde derslerinden dolayı yardım edemediği işlere dalmıştı. Ömer usta geldiği zaman onun neredeyse iki arabanın bakımını bitirdiğini görünce bir ıslık çaldı; - Vay canına, aslanım, Hızır mısın nesin sen! Bu ne hız? Senin derslerin yok mu yahu? Güldü Orhan: - Derslere vakit var usta, şunları tamamlayayım dedim. Bugün yeni işe başlayacaksın biliyorum. Angaryaları kaldırayım ortadan diye düşündüm. - Yani ne diyeyim Orhan! Ellerine sağlık oğlum. Hakikaten bugünkü işimiz biraz uzunca süreceğe benzer. Şu arabanın motorunu indireceğiz. Ama önce karnımızı doyuralım değil mi? Özenle açtı sefertasını. - Bak. Kerime teyzen börek yaptı dün gece. Sana da yolladı. Al bakalım. Sevinçle bağırdı Orhan: - Hay ellerine sağlık. Uzun zamandır börek yememiştim. Ben hemen iki çay alıp geleyim... Gün başlamış, işlere koyulmuşlardı. Feyyaz bey atölyenin kazancından memnundu. Çocuklar arı gibi çalışıyorlardı. İşler oldukça iyiydi. Sıra sıra dizilmişti bakım isteyen arabalar. * Öğlene doğru Mustafa, Orhan’ın yanına geldi: - Ağabey, bir abla geldi, seni görmek istiyor. Ömer usta ve diğer işçiler merakla baktılar genç adamın yüzüne. Orhan ellerini sildikten sonra kapıya doğru yürüdü. Gelen Selda’ydı. Arabasından inmiş, kapıya dayanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş bekliyordu. Orhan’ı görünce: “Geldim işte, umarım halledersin bugün şu külüstürü...” diye bağırdı. Genç adam sevinmişti kızı görünce: - Bakarız. Gelsene içeriye, seni patronumla tanıştırayım. Selda kot bir pantolon giymiş, üzerine de bir kazak geçirmişti. Son derece sade bir şekilde saçlarını arkasında toplayıp bir lastikle bağlamıştı. Elleri cebinde yürüdü onun arkasından. Atölyeye girince merakla kendisine bakan işçilere seslendi: - Herkese kolay gelsin. İyi çalışmalar. Şaşkınlıkla karşıladı herkes kızı. O umursamaz bir tavırla Orhan’ın arkasından Feyyaz beyin ofisine girdi: - Efendim, okuldan bir arkadaşım geldi, arabasında bir problem varmış. Sizi tanıştırayım. Feyyaz bey merhabalaştı kızla. Bir çay söylediler hemen. Az sonra ikisi arasında koyu bir sohbet başlamıştı bile. Orhan, Selda ve Feyyaz beyi odada bırakarak dışarı çıktı, genç kızın arabasını içeriye aldı. Ömer usta bıyık altından gülüyor ve takılıyordu ona: - Vay, vay, vay.. Hiç bahsetmedin bu güzel kızdan be Orhan! Anlat şu işi bakalım! Delikanlı mahcup bir şekilde önüne baktı: - Yok be usta, okuldan arkadaşım, geçen gün arabasıyla getirdi beni, o zaman bahsettim atölyeden. Arabasında bir problem varmış, ona baktırmaya getirmiş. Manalı bir şekilde dudak büktü usta: - Hani demem o ki, güzel kız yani... Orhan cevap vermedi. Arabanın kaputunu açıp, içine gömüldü adeta... Az sonra Feyyaz beyle birlikte Selda yanına geldi: - Neymiş derdi bu külüstürün Orhan? - Bakıyorum Selda. Pek önemli bir şey olduğunu sanmıyorum. Galiba karbüratörde bir problem var. Anlayacağız. Hele bir şunları kontrol edeyim. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT