BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 21 / “Ne kadar da içten ve samimi” /Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 21 / “Ne kadar da içten ve samimi” /Seçkin Başkan

İçinde bu kıza karşı yakın hisler doğmaya başlamıştı. Ama bunları isimlendiremiyor, daha doğrusu isimlendirmek istemiyordu. Onun arkadaşça yakınlığını suiistimal etmekten korkuyor, çekiniyordu..



Feyyaz bey gururlanarak konuştu: - Sen arabanı Orhan’a teslim ettin ya, gelin gibi alırsın hanım kızım. Hiç merak etme. Selda kaşlarını kaldırdı ve bilmiş bir tavırla cevap verdi: - Yani, kendi bilir artık, ben güvendim getirdim. Tık derse yaktım seni Orhan... İki saat içinde her şey hallolmuştu. Orhan ellerini silip genç kızın yanına geldi: - Tamam Selda, bitti. Canavar gibi oldu, artık problem çıkartacağını sanmam. - Bak bak bak.... Hemen de halletti. Eee, usta söyle bakalım borcum ne kadar? Orhan gayri ihtiyari Feyyaz beye baktı. Yaşlı adam “hiçbir şey” der gibi kaşlarını kaldırarak işaret etti ona. Orhan rahatlamıştı. Gülümseyerek: -Bir yemek ısmarlarsın ödeşiriz, dedi Selda yüzünü buruşturarak söylendi: - Yapma yaaa.... Benim emektar tamirciye götürsem daha ucuza çıkardı inan ki, ne yapalım. Borcumuz borç artık. Yarın müsait misin? Ne dersin, yarın öğlen yemeğine? Genç adam yanındakilerden tedirgin olmuştu. Hepsinin muzip bakışlarını üzerinde hissediyordu. Mırıldandı: - Olur sanırım. Fazla bir işim yok. - Anlaştık o zaman. Yarın on ikide Mecidiyeköy Durağı’na gel. Beni buralara getirme. - Tamam, diye başını salladı. Genç kız samimi tavırlarıyla herkese iyi çalışmalar diledikten sonra atladı arabasına. Hızla hareket ederek bir de korna çaldı gözden kaybolmadan. O gittikten sonra Ömer usta: - Harika bir kız. Çok sevdim doğrusu, ne kadar da içten ve samimi, dedi takdirle. Ertesi gün Orhan arkadaşlarının hediye ettiği takım elbisenin pantolonunu giydi. Geceden gömleğini yıkamış, Mustafa’nın bir koşu evinden getirdiği ütü ile güzelce ütülemişti. Ayakkabılarını boyadı, güzelce giyinip saat onbirbuçukta yola çıktı. Durağa gelince biraz etrafa bakındı. Heyecanlıydı ve bunun sebebini pek bilemiyordu. İçinde bu kıza karşı yakın hisler doğmaya başlamıştı. Ama bunları isimlendiremiyor, daha doğrusu isimlendirmek istemiyordu. Onun arkadaşça yakınlığını suiistimal etmekten korkuyor, çekiniyordu. Ama duygularını da bir kenara atıp üzerine bir sünger çekmeyi bilemiyordu... Çok geçmeden küçük kırmızı araba görundü. Orhan gülerek yaklaştı. Selda her zamanki samimiyetiyle bağırdı: - Yahu ne yaptın bu külüstüre sen? Canavar gibi oldu. Maşallah, sen bu işin duayeni olmuşsun... - O kadar da önemli değil, abartma. Ufak tefek arızalarmış, kim olsa yapardı. Genç kız bir kahkaha attı: - Biraz mutevazılıktan vazgeç be Orhan, yaptın işte, övünmesini de bil... Haydi atla bakalım. Sana iyi bir ziyafet çekeyim. Hak ettin doğrusu. Boğaz’da bir lokantaya gittiler. Selda lokantanın sahibini ve garsonlarını çok iyi tanıyordu. Seslendi: - Çocuklar, bakın misafirim önemlidir, beni mahcup etmeyin, şöyle güzel bir balık getirin bize. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108703
    % 0.08
  • 3.4968
    % 0.04
  • 4.1138
    % -0.44
  • 4.489
    % -0.47
  • 144.647
    % -0.39
 
 
 
 
 
KAPAT