BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Francis Bacon / İrfan Özfatura

Francis Bacon / İrfan Özfatura

Bacon, genç yaşta savcı, danışman, mühürdar derken general ve başyargıç olur. Kral James onu Verulam Baronu ve Saint Albans Vikontu yapar. Evet o erdem, ahlâk, fazilet üzerine felsefe yapar, dürüstlük adına kalın kalın kitaplar yazar ama rüşvet yediği anlaşılır ve hakim karşısına çıkar...



Eğer ünlü ediplerin hayatlarını incelerseniz onların ezici bir ekseriyetle konak çocukları olduğunu fark edersiniz. İşte Francis Bacon’un babası da Kraliçe Elizabeth’in mühürdarlığını yapan bir asilzadedir ve bu şanslı ufaklığın önü açılıverir. Bir kere Bacon kütüphanesi olan bir evde büyür ve etrafında mürebbiyeler dolanır. En iyi hocaların önüne oturur ve en güçlü akademilerden eğitim alır. Sonra “devlet yönetim sanatı”nı öğrensin diye taa Fransa’lara yollanır. Tahsilini tamamlar tamamlamaz elinden tutar, Paris’e diplomat yaparlar. Bir ara avukatlığa merak salarsa da onu, ona bırakmaz Avam Kamarasında babasının boşalttığı sandalyeye oturturlar. Eh iş yok, itibar çok olunca edebiyata merak salar, devlet kesesinden yer, içer ve habire müsvedde karalar. Şimdi hakkını yemeyelim Bacon mükemmel bir hatiptir ve saatlerce dinleyeni bile yormaz. Hayranları tek kelime kaçırmamak için kulaklarını açar, öksürmekten bile korkarlar. Bütün sosyete kızları bu yakışıklı ve kültürlü sövalyenin aşığıdırlar. Lâkin, Bacon mantık hesabı yapar, Londra’nın yarısına sahip olan bir zenginin kapısını çalar. Evin biricik kızı Alice Barnham beyaz atlı prensin evlenme teklifini ağzından kapar. Söz konusu düğün adeta peri masallarını andırır, Bacon bilerek isteyerek planlıyarak büyük masraflar yapar. Zira parmakla gösterilmek ona yarar, kilitli sanılan kapılar açılmaya başlar. İngiltere’nin en adil yargıcı... Bacon siyasetin acemisi olduğu yıllarda basit bir ödenek yüzünden Kraliçe’nin pohpohçularıyla takışır ama bakın şu işe ki Kraliçe o günlerde ölür ve yerine geçen hükümdarın (I. James’in) has adamı oluverir. Kral James, Bacon’u 1613’te başsavcı, 1616’da danışman, 1617’de mühürdar yapar. Derken generallik ve başyargıçlık gibi ciddi bir makamı (belki de adalet bakanlığı) emrine sunar, yetmez Verulam Baronu ve Saint Albans Vikontluğu gibi unvanları önüne koyar. Bacon devlet kademelerinde hızla yükselirken “Eskilerin Bilgeliği” ve “Organon” gibi felsefi eserleri yazar. Evet o erdem, ahlâk, fazilet, dürüstlük üzerine ciddi makaleler kaleme alabilir ama uygulamada eksiktir. Nitekim gizli gizli malı götürdüğü söylenir ve iddialar kesinleşir. Bacon açık yüreklilikle yolsuzluk yaptığını söyler ama suçu sistemin zafiyetine bağlamayı da becerir. Yargıçlar eski patronlarına iltimas geçer, onu son anda ipten alıverirler. Ünlü filozofu ömür boyu hapse, memurluktan mene ve 40 bin altın ceza vermeye mahkum ederler. Bacon, Londra Kalesine getirilir ve bir ömür geçireceği izbeye tıkılır. Ancak kral onu (hemen o gece) serbest bıraktırır ve hiç de az sayılmayacak bir maaş bağlayarak St Albans malikanesine yollar. Bacon eserlerinde “rüşveti hiç savunmadım ama çok rüşvet yedim” demekten çekinmez “halbuki 50 yıldan beri İngiltere’ye gelen en iyi yargıç bendim ve bana verilen ceza son iki asrın en adil cezasıydı. Eğer bu devlet beni bile yargılayabiliyorsa altın çağın başladığını söyleyebiliriz. Bundan böyle, gücünüz, suçunuza sığınak olamayacak demektir...” Soğuk oda, rutubetli yatak Bacon, köşesine çekilince kendini kitaplarına verir. Rivayetlere bakılırsa; hem kendi adıyla felsefi eserleri kaleme alır hem de Shakespeare (Şekspir) imzasıyla dramlar, komediler yazar. Bu ünlü edip kabına sığamaz, bazen üstüne vazife olmayan işlere de kalkar, tutar düzenekler kurar, deneyler yapar. İşte bir kış günü kesilmiş tavuğun karla doldurularak saklanabileceğine dair mânâsız bir çalışma içine girer ve kuru ayazda dışarı çıkar. Evine döndüğünde kendini iyi hissetmez, hemen komşusunun (Lord Arundel’in) kapısını çalar. Lord evde yoktur ama hizmetçileri onu şatoya alırlar. O devir asilleri gösteriş budalasıdır ve uşaklar efendilerinin şereflerini düşünmek zorundadırlar. Kahya, onca sıcak köşe, kuru döşek varken Bacon’a yüksek tavanlı, aydınlık, haşmetli ama “soğuk” bir oda açar ve son derece kıymetli (lakin nemli) çarşaflardan bir yatak hazırlar. Şömineyi yakar ama duvarlar demir gibidir ve alevler sadece tavanda desen yapar. Bocan’ın girdiği son yatak bu olur. Sabaha bile çıkamaz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT