BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 22 /Artık dönme zamanı gelmişti/ Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 22 /Artık dönme zamanı gelmişti/ Seçkin Başkan

O günü, akşama kadar birlikte geçirdiler. Yemekten sonra bir çay bahçesine gidip oturdular, sonra da Ortaköy’de, sahilde gezindiler. Selda çocukluğunu anlattı. Yaptığı yaramazlıkları, gezdiği yerleri, başından geçen komik olaylardan bahsetti...



Pencere kenarında bir masaya oturdular: - Babam senelerdir hep buraya getirir bizi.. Ben küçücük bir kızdım, burada yemek yerdik. Balıkları çok tazedir. Parmaklarını yiyeceksin eminim. Sonra gözlerini kıstı: “İçki içer misin?” diye sordu. - Hayır! dedi kesin bir tavırla Orhan. Hiç içmedim. Sevmem de zaten. - Bu iyi işte, ben de içmem. Ben de sevmem. O zaman cola falan içelim yanında. Kuru kuruya da gitmez bu meret. Sana güzel bir tava hazırlasınlar şimdi. Veya şiş. Ne istersin? Omuzlarını kaldırdı. Hayatında ilk defa gelmişti böyle bir yere. Bir pot kırıp mahcup olmaktan çekiniyordu. Genç kızın söylediklerinin hiç birinin tadını dahi bilmiyordu. - Sen seç, ben anlamam. İlk defa yiyeceğim. Selda’nın bakışları yumuşadı. Sevgiyle parladı gözleri: - Yahu sen çok iyi bir çocuksun be Orhan. Çok seviyorum senin bu halini. Genç adam ona baktı. Mırıldandı yavaşça: -Ben de senin içtenliğini çok seviyorum Selda...  O günü, akşama kadar birlikte geçirdiler. Yemekten sonra bir çay bahçesine gidip oturdular, sonra da Ortaköy’de, sahilde gezindiler. Selda çocukluğunu anlattı. Yaptığı yaramazlıkları, gezdiği yerleri, başından geçen komik olaylardan bahsetti. Orhan da yetimhane günlerini, oradaki arkadaşlarını, Mürşide hanımı, okula başlayışını, yardımsever insanların kendilerini ziyarete geldikleri zaman duydukları heyecanı anlattı. Vaktin nasıl geçtiğini fark etmediler bile. Hava kararmak üzereyken Selda saatine baktı: - Ah, saat neredeyse yediye geliyor. Artık dönme zamanı Orhan. Sonra yeşil gözlerini kısarak delikanlının yüzüne sevgiyle baktı: - Çok teşekkür ederim sana. Uzun zamandır böyle güzel vakit geçirmemiştim. Genç adam başını salladı: - Asıl ben sana teşekkür ederim Selda. Senin sayende ben de hiç yaşamadığım kadar keyifli saatler yaşadım. Genç kız hemen o şakacı haline döndü: - Bu kadar iltifat yeter birbirimize, haydi artık gidelim. Arabasıyla Orhan’ı atölyeye kadar götürdü. Vedalaşırlarken: - Bir gün bize gidelim, seni annem ve babamla tanıştırmak istiyorum Orhan. Gelir misin? - Tabii ki, sen istedikten sonra, neden olmasın? O gece Orhan çok güzel duygular içinde uyudu. Kendisini hiç bu kadar rahat ve huzurlu hissetmemişti şimdiye kadar.  Olcay hanım yeni aldığı tayyörünün ceketini ilikledikten sonra bir kere daha aynaya baktı. Seneler yüzünde derin çizgiler oluşturmuştu. Neredeyse elli yaşına geliyordu artık. Biraz sıkıntıyla uzun parmaklarını yanaklarında oluşan çizgilerin üzerinde dolaştırdı. Arkasında kravatını bağlayan kocası Enver bey onun halini sezmiş olacak ki gülümseyerek söylendi: - Merak etme, hâlâ çok güzelsin. - Güzellik falan kalmadı artık. Baksana halime... Yaşlandım. Uzun boylu adam bir kahkaha attı: - Yok canım daha neler, en güzel yaştasın... Olcay hanım omuz silkti, kolundaki pırlantalı saate baktı: - Bu kız hâlâ yok meydanda, çok başı boş oldu artık. - Bırak çocuğu kendi haline. Benim kızım yanlış bir şey yapmaz. Geziyordur arkadaşlarıyla... Kadın yüzünü buruşturdu: - Zaten onu şımartan sensin. Kaç yaşına geldi, gelinlik kız oldu, hâlâ çocuk gibi. Büyümüyor bir türlü. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT