BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

CANLI YAYIN
Başbakan Yıldırım, Kocaeli'deki toplantıda konuşuyor
Anasayfa > Haber > Adım adım Doğu ve Güneydoğu - 3 / Peygamberler ve evliyalar yurdundan tarihe yolculuk

Adım adım Doğu ve Güneydoğu - 3 / Peygamberler ve evliyalar yurdundan tarihe yolculuk

Doğu ve Güneydoğu’da İslamiyet’ten önce ve sonrasına ait birçok eser hâlâ dimdik ayakta. Hasankeyf’te Aziz Yuhanna’nın kabri, Şanlıurfa’da Balıklı Göl, Mardin’de ise birçok cami ve kilise halen faal durumda... Kendinizi zamanda yolculuğa çıkmış gibi hissediyorsunuz.



Resul İzmirli Batman civarındayız... Dağ başlarında kendi kendilerine çalışan petrol kuyularını görünce bunu anlamakta güçlük çekmiyorsunuz. Yolumuz Hasankeyf’e uğruyor. Hasankeyf birkaç bin yıllık tarih ve kültürü sinesinde barındıran kültür hazinesi bir yerleşim merkezi. İnsan orayı görmeden “Ne var canım üç-beş taş yığını birkaç mağara su altında kalsa ne olur” diyebilir. Ama yakından görüldüğü zaman her taşın bir anlamı, her mağaranın bir öyküsü olduğunu anlıyor. Bu arada İsa Aleyhisselâmın havarilerinden Aziz Yuhanna’nın kabri de halen bölge halkı tarafından bilinmekte ve ziyaret edilmektedir. İyi bir tanıtım yapılsa bu kabir bile bölgeyi turiste boğar. Başbakan Erdoğan söz verdi Bu güzelliklerin su altında kalmaması için, teşebbüse geçilmiş olması bölge halkını çok sevindirmiş durumda. Bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan söz aldım. Bölge halkına müjdeliyorum. Hasankeyf’ten sonra Midyat’tan geçtik. Şehrin içinde yaptığımız kısa tur taş işçiliğinin şaheserleri ile dolu bu şehre en az bir gün ayırmak gerektiğini gördük. Ama vaktimiz yoktu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Kürtçe konuşan kesimlerinde asırlardan beri ve halen divanının beyitleri terennüm edilen “Doğunun Mevlâna Celaleddin-i Rumî’si” diyebileceğimiz Şeyh Ahmedi-Cüzeyri hazretlerinin kabrinin bulunduğu Cizre’ye yöneliyoruz. Tipik bir Ortadoğu şehri olan Cizre’de İslâmiyet’in ilk zamanlarından birçok eser var. ğ Dinler mozayiği Mardin Doğuda güneşin batışını seyrederek, Mardin’e hareket ediyoruz. Mardin, Yukarı Mezopotamya’ya hakim olan bir tepede. Bölgenin çeşitli kültürlerine asırlardır ana şefkatiyle kucak açmış bir şehir. Hâlâ Müslüman ve Hıristiyanlar barış içinde bir arada yaşamanın güzel bir örneğini sergilemekteler. Burada birçok cami, kilise, medrese, manastır halen faal durumda. Bütün bunların içinde en fazla etkilendiğimiz “Kasımiye” medresesi oldu... Oldukça iyi muhafaza edilmiş olan medrese binası, estetik, optik, akustik açıdan bir şaheser. Selçuklu döneminin, ilme verdiği değerin abidesi olan bu ilim yuvasını bize tanıtan turizm polisi Sadık beye, teşekkür ediyoruz. O olmasaydı bu güzelliğin bu kadar farkına varamazdık. Bu arada bütün dünyadan ziyaretçi çekmeye devam eden Süryaniî-Kadim Deyr-ul-Zafaran kilisesine de uğradık. ğ Çin Seddi de neymiş! ...Ve Diyarbakır.... Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surlarına sahip olduğunu biliyor muydunuz? İlk kimler tarafından yapıldığı belli olmayan bu surlar insanı bayağı etkiliyor. Diyarbakır’dan sonra istikamet GAP... 1980’li yıllarda inşaatı sırasında ziyaret ettiğimde “acaba bu muhteşem projenin bittiğini görebilir miyim?” dediğim Atatürk Barajı, ürküntü veren büyüklüğü ve haşmetiyle insanı âdeta büyülüyor... Bu projede emeği geçen herkese teşekkür borçluyuz. Barajın, Türkiye’ye enerji dışında neler sağlıyacağını, Harran Ovası’na uzandığımızda görüyoruz. Şu anda yüzde 20’si gerçekleşen sulama projesi bile bölgeyi yemyeşil yapmaya yetmiş. ğ Şanlıurfa ve Balıklı Göl... Dünyanın ilk üniversitesinin kurulu olduğu Harran, tarımsal ve turistik bir cazibe merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. Harran evleri, gölgede 40 dereceyi bulan sıcağa rağmen, serinliğiyle insanı rahatlatıyor. Bir örneği de sadece İtalya’nın bir şehrinde bulunan bu evler, dünya kültür hazinesinin bir parçası olmalarına rağmen yeterince korunmuyorlar. Akşam Şanlıurfa’dayız... Bu arada Siirt’ten itibaren tavsiyelere uymayıp normal çeşme suyu içmek gafletinde bulunduğumuz ve yöresel yemeklere fazlaca iltifat ettiğimiz için sindirim sistemi problemleri yaşadık... Urfa kıpır kıpır bir ticaret merkezi ve Urfa demek “Balıklı Göl” demek. “Peygamberler diyarı” Urfa’dan sonra, sadece bir şehir turu yapmakla yetindiğimiz Gaziantep, gerçek bir Avrupa kenti hüviyetinde göz kamaştırıyor. ğ Turgut Özal’ın izleri Gaziantep’ten itibaren, Adana üzerinden, Pozantı’ya kadar muhteşem bir otobanda yol aldık. Turgut Özal’ı rahmetle andığımız bu muazzam eser Toros manzaralarını doyasıya seyretmemizi sağladı. Niğde’de bir dost evinde yorgunluğumuzu giderip evin yolunu tuttuk... 17 gün süren bu zorlu maratonda bizlere yol gösteren, rehberlik eden, yardım eden ve misafir eden herkese kalpten teşekkür ederiz... ğ Son Söz Milletvekili, bürokratı, rektörü, profesörü, liberali, muhafazakarı herkesin bir defa bu bölgeyi görmesi, şarttır. Ondan sonra kim ne diyecekse deme hakkına sahip olur. Bu gerçekleşirse inanıyorum Türkiye o zaman gerçek bir barış ve sevgi ortamına kavuşacaktır. Çünkü bölge insanının sıcaklığını hisseden herkes, doğuya daha başka bir gözle bakacaktır. Ben bunu askerliğim sırasından 1970’lerde yaşamıştım. Şimdi bu duygularımı daha da pekiştirmiş oldum...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106862
    % -0.05
  • 3.5256
    % -0.35
  • 4.1272
    % -0.6
  • 4.5363
    % -0.29
  • 144.404
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT