BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 24/Kızına, oldum olası kıyamazdı/Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 24/Kızına, oldum olası kıyamazdı/Seçkin Başkan

Enver beyin yüzünden bir bulut geçti. Kızına oldum olası kıyamazdı... Selda’nın bir gün nasıl olsa bir erkekle yuva kuracağını biliyordu. Bu düşünceler evladına delicesine düşkün olan baba olarak onu mutlu ediyordu...



Selda heyecanla bıraktı annesini. Babasına döndü: - Harika bir arkadaşımla birlikteydim baba. Adı Orhan, size tanıştıracağı. Eminim çok beğeneceksin. Öyle efendi bir çocuk ki.. Makine mühendisliğinde okuyor. Bayılırsın görsen. En kısa zamanda getireceğim size. Enver beyin yüzünden bir bulut geçti. Kızına oldum olası kıyamazdı... Selda’nın bir gün nasıl olsa bir erkekle yuva kuracağını biliyordu. Bu düşünceler evladına delicesine düşkün olan baba olarak onu hem mutlu ediyor, hem de elinde olmadan içten içe kıskançlık duyuyordu. Olcay hanım ondan önce atıldı: -Getir tanıştır bakalım, iyi mi kötü mü biz karar verelim. Yeşil gözlerini kıstı Selda: - Ne oluyor size? Neye karar veriyorsunuz? Orhan benim sadece okul arkadaşım, aklınıza başka şeyler getirmeyin Sonra etrafına bakındı şımarık tavırlarla: - Saliha nerede, ben bir şeyler içmek istiyorum. Belki biraz da bir şeyler yerim. Babasına döndü: - Boğazdaki balık lokantasına gittik. Bir levrek yedim ki babacığım, ağzına layıktı. - Afiyet olsun kızım. Selda adeta zıplayarak çıktı odadan. Olcay hanım biraz düşünceli baktı arkasından. Hiçbir şey söylemedi. Biraz sonra karı koca ziyaretleri için evden ayrıldılar. Selda televizyonun karısına geçti, hizmetçileri Saliha’nın kendisine hazırladığı limonlu çayla birlikte tostunu yedi. Bir ara düşünceleri Orhan’a kaydı. Bu gence karşı içinde adlandıramadığı duygular besliyordu. Onun tavırları hoşuna gidiyor, kibarlığını, fikirlerini beğeniyordu. Bir ara öylesine yoğun bir şekilde daldı ki bu düşüncelere kendi kendine güldü: - Ne oluyor bana böyle? Yoksa... Dudaklarını ısırdı. Orhan’ın yanında olmasını istiyordu. Hiç böyle şeyler hissetmemişti şimdiye kadar. Yerinden kalktı. Bir şeylerle oyalanmak ihtiyacını hissetti. Ama hiçbir şey kendisini tatmin etmiyordu. Salondaki kuyruklu piyanonun başına geçti. Beş yaşından beri piyano dersleri alıyordu. Oldukça iyi çalardı. Bütün gücüyle tuşlara vurmaya başladı... Bir saat kadar hiç durmadan çaldı. Piyano çalarken kendinden geçiyordu adeta...  O günden sonra Orhan ve Selda zamanlarının bütününü birlikte geçirmeye başlamışlardı. Orhan okula gelir gelmez kantine gidiyor, genellikle genç kızı orada kendisini bekler buluyordu. Ders başlayana kadar birlikte oturuyorlar, öğlen tatillerinde birlikte dolaşıyorlar, okul çıkışında da çoğunlukla Selda genç adamı atölyeye kadar götürüp bırakıyordu. Atölyede çalışanlar her seferinde Orhan’a manalı bir şekilde bakıp gülüyorlardı. Aldırmıyordu delikanlı. Hafta sonuna doğru Selda yine Orhan’ı götürmüştü. Vedalaşırlarken: - Bu hafta, Cumartesi günü seni bize götüreceğim. Hazırlan. Deyiverdi. Genç adam heyecanlanmıştı: - Size mi? Yani annenle babanla mı tanışacağım? -Evet ne var bunda? Diyerek gözlerini kırpıştırdı genç kız. Sonra devam etti: -Tanışmak istiyorlar seninle, bahsettim senden. İçinde tuhaf bir tedirginlik duydu Orhan, ama belli etmedi. Boynunu büktü: - Peki, nasıl istersen. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT