BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Benzerlik sadece isimde

Benzerlik sadece isimde

Her Müslümanın, önce itikadını düzeltmesi, yani Ehl-i sünnet vel-cemaat âlimlerinin bildirdikleri gibi, inanması lâzımdır. Cehennemin ebedî azâbından kurtulan, yalnız bunlar ve bunların izinde gidenlerdir.



Her Müslümanın, önce itikadını düzeltmesi, yani Ehl-i sünnet vel-cemaat âlimlerinin bildirdikleri gibi, inanması lâzımdır. Cehennemin ebedî azâbından kurtulan, yalnız bunlar ve bunların izinde gidenlerdir. Bunların bildirdiği itikad kısaca şöyle: İmanın şartı altıdır: Birincisi, Allahü teâlâya inanmaktır. Allahü teâlâ, kendi Zâtı ile vardır. Ondan başka herşey, Onun var etmesi ile, var olmuştur. Kendisi ve sıfatları ve işleri yegânedir, birdir. Yani, hiçbir şey, hiçbir bakımdan, Allahü teâlâya benzemez. Varlıkta, şerîki, ortağı olmadığı gibi, hiçbir bakımdan benzeri yoktur. Benzerlik yalnız isimde ve kelimelerdedir. Onun sıfatları da, işleri de, kendi gibi, akıl ile anlaşılmaz ve anlatılamaz ve insanların sıfatlarına, işlerine, hiç benzemez ve uymaz. Bunlardan biri, ilim sıfatıdır, yani Allahü teâlâ bilicidir. Bu sıfatı da, kendi gibi kadîmdir. Yani sonradan olma değildir. Hep vardı ve basît, yani bir hâldedir. Hiç değişmez, bölünmez ve çoğalmaz. Bildiği şeyler değişmekte, her değişmeyi bilmektedir. Fakat, ilminde ve ilminin bu şeylere bağlanmasında, bir değişiklik olmaz. Geçmişdeki sonsuzdan gelecekteki sonsuza kadar, yani ezelden ebede kadar her şeyi, her değişmeği, yalnız bir biliş ile bilmektedir. Yani, bu sonsuz zamanlarda olan her şeyi, birbirine benzeyen ve benzemeyen hâlleri ile, hem büyüklerini, hem de ufak zerrelerini, herbirini kendi zamanında olarak bir anda bilmektedir. Meselâ, bir kimsenin hem varlığını, hem yokluğunu, hem doğmadan evvelki hâllerini, çocukluğunu, gençliğini, ihtiyârlığını, diri olmasını ve ölü olmasını, ayakta, oturmakta, dayanmakta, yatmakta, gülmekte, ağlamakta, neş’e ve lezzette, dert ve kederde, izzet ve kıymette, zillet ve aşağılıkta, mezârda, kıyâmette ve mahşer yerinde ve meselâ Cennette ni’metler içinde olduğunu, hep bir ânda ve bir hâlde bilmektedir. Ne ilminde, ne de ilminin bu şeylere bağlanmasında bir değişiklik olmaz. Değişiklik olsa, zamanın da, değişmesi olur. Hâlbuki orada, ezelden ebede kadar, parçalanamayan bir ân vardır. Daha doğrusu, Allahü teâlâ, zamanlı değildir. Öncelik ve sonralık yoktur. İlmi her şeye yetişir dersek, her şeyi bir bilmekle ve ilmin bunlara bir bağlanması ile biliyor. İlimde değişiklik olmadığını anlatmak için, ilim, eşyâya, çeşitli bağlantılarla bağlanmıştır demek ve bunların değiştiğini söylemek lüzûmsuzdur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT