BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gün Işığında

Gün Işığında

Yumuşama ve barış zamanıdır, halka düşmanlık ayıptır



Yumuşama ve barış zamanıdır, halka düşmanlık ayıptır Türban konusunda, iki taraflı demiyorum; maalesef tek taraflı bir taassup (anlamayana; BAĞNAZLIK, dar kafalılık) var. Şu türban meselesini göklere çıkarıp, Türkiye’nin ölüm kalım meselesi süsü veren, malum medyadır. Bunu da inanmadan sırf çıkarları için yapmaktadırlar. O malum medya ki başta demokrasi, hiçbir şey onların umurunda değildir. Bunları, şu çağda diktatörlüğün avucuna koysan, kendilerine para kazandıracak hileyi bulmak şartiyle milleti, devleti düşünmeden, hemen can atarlar. En son “28 Şubat süreci”nde yaptıkları gibi, despotu alkışlarlar. Memleket kalkınması da, kuduran enflasyon da, ekmek bulamayan milyonlarca insanımız da onlar için sadece çanak çömlek lotaryası müşterileridir. Dünyayı şaşırtacak güzellikte seviyeli, medeni olan seçimlerdeki “Milli irade” umurlarında değildir. Anayasa Mahkemesi Başkanın adalet ve kanun devleti istekleri “iyi hoş olur” diye karşıladıkları bir fantezidir. Şimdi barışık halkımızla devleti, adaleti yeniden kanlı bıçaklı yapmak için ellerindeki yeni bahane, iki partiden halkın oyu ile çıkan başörtülü iki hanım olmuştur. Bunlar, Meclis Genel Kurulu’na, yemin kürsüsüne türbanlı mı, türbansız mı çıkacaklar? Güya Türkiye’nin tek meselesi şimdi budur. Çirkin ve ayıp ama türbanı kan davası haline getirmişlerdir. Falan hanımlar ve üniversiteli kızlarımız, eğer başörtü takarlarsa memleket batacak, devrimler elden gidecek, ülkeyi vaizler yönetecek... Hani, Yüksek Seçim Kurulu, iki hanım milletvekilinin mazbatlarını iptal etse, hani, sayın Septioğlu, bu hanımları yemin günü salondan kovsa bu sözde medya ve beş on tane demokrasinin tersinden türemiş milletvekili, bundan utanmak şöyle dursun; zil çalıp çengi oynatacaklar. İşin kötüsü bunun putlaştırmaya kalktıkları Atatürkçülüğe, yani M. Kemal Paşa’nın “Milli İrade” prensibine aykırı olduğunu hiç düşünmeden yapacak, çalıp oynayacaklar. Düşünün ki, seçim gününden beri, bu başörtü harmanına benzin döküp ateş atıyorlar. Bunun için demokrasi içinde tek varlık sebebi, devletin hayati meseleleri üzerinde fikir yürütmek olan (adı üstüne) MİLLİ GÜVENLİK KURULU’na kadar burun sokuyorlar. Bu basit meseleden, neredeyse milli güvenlik, harp ilanı müdahale, muhtıra konuları çıkaracaklar. Bunu Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazcasına ima ediyorlar. Halkımızın seçerek çıkardığı “başörtülü” hanımları: “İlle türbanla yemin edeceksiniz” diye zorlayan, onları destekleyen veya parti meselesi yapan hiçbir siyasi grup yoktur. Tersine Fazilet Partisi de MHP de, bunu genç ve aydın milletvekili hanımların şahsi inanç veya tercih konusu saymaktalar. Onun için bu konuda siyaset, laiklik, anti-laiklik gibi bir tavır arayamazsınız. İkincisi, onları başörtüsü takmaya veya çıkarmaya mecbur eden hiçbir kanun, tüzük, gelenek de söz konusu değildir. Zaten başörtüsü, halkımızla devletimiz arasında kavga çıkarmaya susamış, iç barışı söndürmek isteyenlerin, başımıza çıkardığı yeni, bozguncu bir 28 Şubat kafasıdır. Geçici Meclis Başkanı da zaten “İç tüzük’ü uygulayacağım” diyor. İçtüzükte ise hanımlar için sadece tayyör giymek maddesi vardır. Bunun aksini düşünmek bizi dünyaya rezil eder. Bu bahaneyi kızıştırmak kanunla, basınla bağdaşamaz. O halde, 57. hükmette de başbakan olacağı bilinen sayın Ecevit’in bu kanunsuz bahaneye karşı demokrasiye uygun şartsız yasaksız bir cümlesi, Türkiyemizde barışın sağlanmasına ve demokrasinin de artık yara bereden kurtulmasına yetecektir. Kendilerine temin ederim; çıkarlarını, onun iki dudağı arasından çıkacak sözlere göre ayarlayan, bildiğimiz kartel basını hemen kuzu kesilecektir. Çünkü menfaat dışında bir davaları yoktur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99503
    % -0.33
  • 5.6393
    % -1.83
  • 6.3819
    % -1.56
  • 7.4307
    % -2.03
  • 239.303
    % -1.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT