BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir efsane bitti

Bir efsane bitti

Canım öğretmenim Bir yavru kuş gibi yuvadan uçtum Kalbim heyecandan duruyor benim, Ne mutlu andı ki, sana kavuştum Okul hayatımı sor öğretmenim.



Canım öğretmenim Bir yavru kuş gibi yuvadan uçtum Kalbim heyecandan duruyor benim, Ne mutlu andı ki, sana kavuştum Okul hayatımı sor öğretmenim. Ana dedin, baba dedin yazdırdın Minicik ellere inci dizdirdin, Dünyayı öğrettin, Evrene gittin Yıldızlar içinde gez öğretmenim. Okşarken başımı sımsıcak elin, Ağzından bal akar, tatlıydı dilin Sevgiyle suladığın binlerce gülün Goncalar verdiler der öğretmenim. Küçücük gönlümün kutsal insanı Benliğimin sırrı, canımın canı Bilgelik dünyasının yüce mimarı Öpeyim elini ver öğretmenim. Karacaoğlan oldun türkü çığırdın Yunus olup Yaradana sığındın, İyiye, doğruya Hak'ka çağırdın Gönlümün nurunu yak öğretmenim. Tarih dedin; ecdadımı anlattım Yurdum dedin, aşkım ile kuşattım Feda olsun yürek yürek al kanım Vatanım uğruna dök öğretmenim. Kanat taktın gökyüzüne süzüldüm, Güven verdin, Türklüğümle övündüm, Bayraklaştım ayyıldıza büründüm Yedi kat göklere çek öğretmenim. > H.İbrahim SAKARYA / BURSA Biz neler gördük Güneşi gölgeleyen nice asmânlar gördük. Ömrü uzun olmayan nice hazânlar gördük. Sevgi sadakat ister, lüzum yoktur riyaya; Can için canın veren, nice cananlar gördük. Ezelden tok gözümüz, meylimiz yok dünyaya Taksimi eksik yapan, nice mizanlâr gördük. Birçok efsanelerin kalmadı esâmîsi, Beyt ül gazeli olan nice divanlar gördük. Meydanlarda hak edip, masa başında veren Galibi mağlup diye, nice yazanlar gördük. Yiğitlik taslar iken, zavallı masum halka Er meydanından kaçan, nice sultânlar gördük. > Zeki ORDU Maziden kalanlar Uzak vadilerden, deryaya doğru Nehirler misali, akıver gitsin. Bir bahar mevsimi, zülfün teline Kır çiçeklerini, takıver gitsin. Sağlam at sevginin temellerini, Yarına ertele emellerini, Geçmişte kalan o, "hayallerini"; Müsvedde sayarak, yakıver gitsin. > M. Zeki OKÇULU / PERŞEMBE Geceler gündüzler sonsuza döner Eşkıya gün olur dağları özler Ecelin çarkı durmadan ezer Dünya fermanına yenilmedi Yazıcıoğlu Halkın yüreği, beyni, gözüydü Namus gibi dili her mert sözlüydü Uğursuzun hırsızın kara düşüydü Kötülere yenilmedi Yazıcıoğlu Eğriyi doğruyu hep tartışırdı Halkın adımıyla yol aşırırdı Ağaları, beyleri hep kaçırırdı Kullara, kinlere yenilmedi Yazıcıoğlu Malumâliniz'i hiç kullanmadı Makamı, koltuğu hiç aramadı Testiler kırmayı hiç sakınmadı Kağıttan kalelere yenilmedi Yazıcıoğlu Dara düşenin yüreğiydi o, Zorda kalanın arkadaşıydı Yetim kalanın gözyaşlarıydı Gurura, kibire yenilmedi Yazıcıoğlu Köroğlu gibi isyan edendi Dadaloğlu gibi aç doyurandı Hazreti Ömer gibi adalet sunandı Geçmişe, dünlere yenilmedi Yazıcıoğlu Güney gözlüydü yıldız beyinli Ağlayanla ağlar, gülenle gülerdi İnce ruhluydu, duygu denizi Zalime, zulüme yenilmedi Yazıcıoğlu Dağların rüzgârın esen gülüydü Irmağın göllerin gülen gülüydü Fakirin garibanın aşı ekmeği Ahlara, vahlara yenilmedi Yazıcıoğlu Özgür düşünceli, hür demokrattı Bürokrasi oligarşiden nefret ederdi Kendi demokrasiyi hiç göremedi Nazizme, faşizme yenilmedi Yazıcıoğlu Kul hakkı kalmadı hiç boğazında Her lokma ekmeği alınterinde Şimdi halkımızın gönül evinde Sonsuzluk gemisinde gidiyor, ölmedi Yazıcıoğlu > Mustafa HOLOĞLU Yalan dünya Yalan dünya yalan dünya Anam babam alan dünya Ben kaçtıkça ömrümü Acımadan çalan dünya Aşıkların hülyadadır Er ya da geç tenhadadır Gece gündüz zindandadır Ah çektikçe vuran dünya İhtiyarı hep gençleri Mis kokulu bebekleri Bir kurumuş yaprak gibi Savuransın yalan dünya Hep kaçtıkça kovalarsın Yüzüm dönsem yaralarsın Temiz canım karalarsın Hep karalar çalan dünya Yalandır hep buselerin Canlar alır buselerin Şeker kaplı zehirlerin Acımadan sunan dünya Kırış kırıştır yüzlerin Alla pulla salınırsın Tar-ü taze görünürsün Hep maskesi gülen dünya Eşim dostum hepsin aldın Göçtü kervan yalnız kaldım Şeker bitti tuzsuz kaldım Lezzetleri yalan dünya Kurutursun hep gülleri Ağlatırsın bülbülleri Hep söyleyen şen dilleri Susturansın yalan dünya Çarkıfeleksin dönersin Gece gündüz kan dökersin İlaç diye tuz basarsın Hep canları yakan dünya Dost görünür kucaklarsın Ağlarınla tuzaklarsın Sırtım verip dayandıkça Kılıcını çeken dünya Garib der ki yorgun düştüm Nice uzak yola düştüm Yüzüm kara üryan düştüm Ben giydikçe soyan dünya > Ümit DÜZELTEN / BURSA
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT